5. Haftanın 6. Günü:
Sabah: Üzüm suyu (kırmızı ve çekirdekleriyle blendrda çekilmiş), süt ve müsli ve kahve
1. Ara: Kara dut
Ögle: Tavuk veya hindi eti, fırında mantar, keten tohumu, fındık, karpuz
2. Ara: ATLADIM !
Akşam: Sebze Çorbası (kaşar peyniri, kızarmış ekmek olmadan), yağsız beyaz peynir, roka salatası, ceviz, çilek
Yatmadan: Böğürtlen çayı
* * *
Yürüyüş:
"13 dakika hızlı yürüyüş, arkasından 2 dakikalık hızlı koşu"
şeklinde 4 kez ... Isınma ve soğumayla toplam 65 dakika...
30 Nisan 2012 Pazartesi
29 Nisan 2012 Pazar
Değişim Günlüğüm / 35. Gün
Dut... Bayıldığım meyvelerin başta gelenlerinden...
Pazarlarda yerini almış ya almasına, ben yiyebilecek miyim?
Diyet listelerinde pek yer verilmez ama bu seferki listem farklı dedim ya; bir umut sordum ben de...
Karadut hem de çok serbestmiş ! Çünkü bu hafta amacımız kilo vermekten çok, metabolizmamızı düzenlemek ve antioksidanlardan faydalanmakmış...
Nasıl mutlu oldum anlatamam :)
5. Haftanın 5. Günü:
Sabah: Üzüm suyu (kırmızı ve çekirdekleriyle blendrda çekilmiş), süt ve müsli ve kahve
1. Ara: Kara dut
Ögle: Tavuk veya hindi eti, haşlanmış brokoli, keten tohumu, fındık, karpuz
2. Ara: ATLADIM!
Akşam: Domates Çorbası (kaşar peyniri, kızarmış ekmek olmadan), kırmızı et, roka salatası, ceviz, kara dut
Yatmadan: Kırmızı meyveler çayı
* * *
Yürüyüş:
"13 dakika hızlı yürüyüş, arkasından 2 dakikalık hızlı koşu"
şeklinde 4 kez ... Isınma ve soğumayla toplam 65 dakika...
Pazarlarda yerini almış ya almasına, ben yiyebilecek miyim?
Diyet listelerinde pek yer verilmez ama bu seferki listem farklı dedim ya; bir umut sordum ben de...
Karadut hem de çok serbestmiş ! Çünkü bu hafta amacımız kilo vermekten çok, metabolizmamızı düzenlemek ve antioksidanlardan faydalanmakmış...
Nasıl mutlu oldum anlatamam :)
5. Haftanın 5. Günü:
Sabah: Üzüm suyu (kırmızı ve çekirdekleriyle blendrda çekilmiş), süt ve müsli ve kahve
1. Ara: Kara dut
Ögle: Tavuk veya hindi eti, haşlanmış brokoli, keten tohumu, fındık, karpuz
2. Ara: ATLADIM!
Akşam: Domates Çorbası (kaşar peyniri, kızarmış ekmek olmadan), kırmızı et, roka salatası, ceviz, kara dut
Yatmadan: Kırmızı meyveler çayı
* * *
Yürüyüş:
"13 dakika hızlı yürüyüş, arkasından 2 dakikalık hızlı koşu"
şeklinde 4 kez ... Isınma ve soğumayla toplam 65 dakika...
28 Nisan 2012 Cumartesi
Değişim Günlüğüm / 5. haftadan notlar...
Yeni listeyle ilgili her şey yolunda. Gittiğim yerlere yemek çıkınım da benimle geliyor. Bulunduğum sosyal ortamlarda bile listeme sadık kalmayı başarıyorum. Demek ki "isteyince oluyormuş" diyorum kendi kendime...
Kısaca;
İşler çok yoğun! Düzenli yazamayışım bundan... Kısa kısa notlarla geriye dönük yazdım geçen 4 günü...
- Spor/yürüyüş konusu hâlâ çözümlenmiş değil! 1 gün yürüdüm deli gibi, 3 gündür hareketsizim! İşten gelince halim olmuyor. Sabahları ise bırak erken kalkmayı, 5 dakika 5 dakika alarmı öteliyorum habire...
- Bağırsaklarım için ilaç kullanmama gerek kalmadı. Bu liste iyi geldi...
- Meyve çayını pek sevmezdim. Bu liste için aldım. Böğürtlen çayını da, Doğuş'un "Kırmızı Meyveler" çayını da sevdim.
- Olumlu tepkiler artıyor ve bu da beni çok keyiflendiriyor:)
Çarşamba sabahı tartılacağım.
Değişim Günlüğüm / 34. Gün
5. Haftanın 4. Günü:
Sabah: Üzüm suyu (kırmızı ve çekirdekleriyle blendrda çekilmiş), süt ve müsli ve kahve
1. Ara: Çilek
Ögle: Tavuk veya hindi eti, haşlanmış ıspanak, keten tohumu, badem, elma
2. Ara: Az yağlı yoğurt ve havuç
Akşam: Domates Çorbası (kaşar peyniri, kızarmış ekmek olmadan), Balık veya et, roka salatası, ceviz, karadut
Yatmadan: Kuşburnu çayı
Yürümedim.
Sabah: Üzüm suyu (kırmızı ve çekirdekleriyle blendrda çekilmiş), süt ve müsli ve kahve
1. Ara: Çilek
Ögle: Tavuk veya hindi eti, haşlanmış ıspanak, keten tohumu, badem, elma
2. Ara: Az yağlı yoğurt ve havuç
Akşam: Domates Çorbası (kaşar peyniri, kızarmış ekmek olmadan), Balık veya et, roka salatası, ceviz, karadut
Yatmadan: Kuşburnu çayı
Yürümedim.
27 Nisan 2012 Cuma
Değişim Günlüğüm / 33. Gün
5. Haftanın 3. Günü:
Sabah: Üzüm suyu (kırmızı ve çekirdekleriyle blendrda çekilmiş), süt ve müsli ve kahve
1. Ara: Erik
Ögle: Ton balığı, rendelenmiş havuç ve marul, keten tohumu, fındık, greyfurt
2. Ara: Az yağlı yoğurt ve havuç
Akşam: Sebze Çorbası (patates, havuç, fasulye baklagil olmadan), 1 haşlanmış yumurta, karışık salata, ceviz, çilek
Yatmadan: Yesil çay veya böğürtlen veya kuşburnu çayı
Yürümedim.
Sabah: Üzüm suyu (kırmızı ve çekirdekleriyle blendrda çekilmiş), süt ve müsli ve kahve
1. Ara: Erik
Ögle: Ton balığı, rendelenmiş havuç ve marul, keten tohumu, fındık, greyfurt
2. Ara: Az yağlı yoğurt ve havuç
Akşam: Sebze Çorbası (patates, havuç, fasulye baklagil olmadan), 1 haşlanmış yumurta, karışık salata, ceviz, çilek
Yatmadan: Yesil çay veya böğürtlen veya kuşburnu çayı
Yürümedim.
26 Nisan 2012 Perşembe
Değişim Günlüğüm / 32. Gün
5. Haftanın 2. Günü:
Sabah: Üzüm suyu (kırmızı ve çekirdekleriyle blendrda çekilmiş), süt ve müsli ve kahve
1. Ara: Erik
Ögle: Biftek, haşlanmış brokoli, keten tohumu, fındık, çilek
2. Ara: Az yağlı yoğurt ve havuç
Akşam: Mercimek Çorbası (patates, havuç, fasulye baklagil olmadan), yağsız peynir, yeşil salata, ceviz, kivi
Yatmadan: Böğürtlen çayı
Yürümedim.
Sabah: Üzüm suyu (kırmızı ve çekirdekleriyle blendrda çekilmiş), süt ve müsli ve kahve
1. Ara: Erik
Ögle: Biftek, haşlanmış brokoli, keten tohumu, fındık, çilek
2. Ara: Az yağlı yoğurt ve havuç
Akşam: Mercimek Çorbası (patates, havuç, fasulye baklagil olmadan), yağsız peynir, yeşil salata, ceviz, kivi
Yatmadan: Böğürtlen çayı
Yürümedim.
25 Nisan 2012 Çarşamba
Değişim Günlüğüm / 31. Gün
Bu haftaki listemde 3 ana ve 2 ara öğün var.
Şimdiye kadar bildiğim ve uyguladığım listelerden farklı. Ayrıca "Kırmızı" renkli meyveler önemli...
2 ara öğünümü ve öğle yemeklerimi yanımda taşıdığım için biraz meşakkatli olacak ama olsunnn :)
Et, balık, meyve, kuruyemiş, süt, yoğurt, tahıl, keten tohumu, meyve çayı ÖLÇÜLÜ; sebze ise yiyebildiğinden az miktarda olacak. Ölçüleri yine veremiyorum, bir olumsuzluğa mahal vermemek için...
7 gün sonunda tartılacağım.
5. Haftanın 1. Günü:
Sabah: Portakal/greyfurt ama özellikle üzüm suyu (kırmızı ve çekirdekleriyle blendrda çekilmiş), süt ve müsli ve kahve (istenirse)
1. Ara: 1 meyve
Ögle: Et veya tavuk, haşlanmış kabak, keten tohumu, fındık, çilek
2. Ara: Az yağlı yoğurt ve havuç
Akşam: Sebze Çorbası (patates, havuç, fasulye baklagil olmadan), Et veya balık, domates salatası, ceviz, çilek
Yatmadan: Yesil çay veya böğürtlen veya kuşburnu çayı
* * *
Arkadaşımın Almanya'ya dönüş günü yaklaştı. Lalelerin son demleri, bitmeden Emirgan'a gidelim dedik:
Her gün bunun yarısı kadar bile olsa yürüyüş yapabilsek keşke...
Şimdiye kadar bildiğim ve uyguladığım listelerden farklı. Ayrıca "Kırmızı" renkli meyveler önemli...
2 ara öğünümü ve öğle yemeklerimi yanımda taşıdığım için biraz meşakkatli olacak ama olsunnn :)
Et, balık, meyve, kuruyemiş, süt, yoğurt, tahıl, keten tohumu, meyve çayı ÖLÇÜLÜ; sebze ise yiyebildiğinden az miktarda olacak. Ölçüleri yine veremiyorum, bir olumsuzluğa mahal vermemek için...
7 gün sonunda tartılacağım.
5. Haftanın 1. Günü:
Sabah: Portakal/greyfurt ama özellikle üzüm suyu (kırmızı ve çekirdekleriyle blendrda çekilmiş), süt ve müsli ve kahve (istenirse)
1. Ara: 1 meyve
Ögle: Et veya tavuk, haşlanmış kabak, keten tohumu, fındık, çilek
2. Ara: Az yağlı yoğurt ve havuç
Akşam: Sebze Çorbası (patates, havuç, fasulye baklagil olmadan), Et veya balık, domates salatası, ceviz, çilek
Yatmadan: Yesil çay veya böğürtlen veya kuşburnu çayı
* * *
Arkadaşımın Almanya'ya dönüş günü yaklaştı. Lalelerin son demleri, bitmeden Emirgan'a gidelim dedik:
- Ortaköy'de kahve molası, Emirgan'da yemek, Kanlıca'da yoğurt (benim yoğurdum yağsız olarak Dia'dan!)...
- Ara öğünlerimi de, öğle yemeğimi de yanımda taşıdım...
- Akşam eve geldiğimizde bacaklarımız ağrıyordu yürümekten...
Her gün bunun yarısı kadar bile olsa yürüyüş yapabilsek keşke...
24 Nisan 2012 Salı
Değişim Günlüğüm / 30. Gün
Bugün de dünkü liste gibi devam ettim.
Akşam saatlerinde yeni listem geldi.
Malzeme eksiğim var, alışverişe çıkmam lazım ama beklemek istemiyorum; evde olanlarla başlayacağım yarın...
Akşam saatlerinde yeni listem geldi.
Malzeme eksiğim var, alışverişe çıkmam lazım ama beklemek istemiyorum; evde olanlarla başlayacağım yarın...
"yok artık!"
Dünkü yazıma Sevgili InceBelli yorum yazmış; "aaah ah! ben gormeyeli neler neler degisti ca-nim memleketimde.." diye...
Bu sabah gazetede karşılaştığım yazı, İnceBelli'nin nidâsına cevap verir gibiydi...
Yazının orjinali bugünki Hürriyet Gazetesi'nde ve burada...
Yılmaz Özdil yazmış...
:(((
Bu sabah gazetede karşılaştığım yazı, İnceBelli'nin nidâsına cevap verir gibiydi...
Yazının orjinali bugünki Hürriyet Gazetesi'nde ve burada...
Yılmaz Özdil yazmış...
:(((
23 Nisan 2012 Pazartesi
Değişim Günlüğü / 29. Gün
5. hafta ile beraber yeni listeye geçeceğim fakat yeni listem gelene kadar geçen hafta gibi devam ediyorum:
Kahvaltı: 1 bardak sütlü herbalife
Öğle: Tavuk ve salata
Ara: Kefir ve çilek
Akşam: Tavuk ve ıspanak
Bugün nedense enerjim çok düşüktü. Halsiz ve isteksiz, evde birikmiş işleri toparlamaya çalıştım. Öğleden sonra yazlık kışlıklarımı ayırma aşamasında keyfim biraz yerine geldi. Iskartaya çıkan birçok kıyafetim oldu. Bunun yanında, bir o kadar da; "etiketi bile çıkmamış, yeni ve şimdiki bedenimden küçük giyecekler" , yıllardır saklandıkları hurçlardan çıkıp, gidenlerin yerini aldı.
Nasıl bu kadar fazla küçük beden kıyafet biriktirmişim diye ben bile şaşırdım kendime !
Demek ki beğenmişim veya ucuzlukta uygun bulmuşum; muhtemelen "diyette" olduğum dönemler, "nasılsa zayıflıyorum" diye almışım da almışım... Sonra diyet bitmiş, kilolarım artmış, içine bile giremeyeceğim kıyafetler böylece yıllar içinde birikmiş. Evet bir sene, iki sene değil, senelerin birikiminden bahsediyorum. Mesela bir elbise buldum en dipteki hurçtan... Üzerindeki fiyat etiketi "15.900.000 TL" !
Paramızdan 6 sıfır gideli kaç sene olmuştu :)
Kahvaltı: 1 bardak sütlü herbalife
Öğle: Tavuk ve salata
Ara: Kefir ve çilek
Akşam: Tavuk ve ıspanak
Bugün nedense enerjim çok düşüktü. Halsiz ve isteksiz, evde birikmiş işleri toparlamaya çalıştım. Öğleden sonra yazlık kışlıklarımı ayırma aşamasında keyfim biraz yerine geldi. Iskartaya çıkan birçok kıyafetim oldu. Bunun yanında, bir o kadar da; "etiketi bile çıkmamış, yeni ve şimdiki bedenimden küçük giyecekler" , yıllardır saklandıkları hurçlardan çıkıp, gidenlerin yerini aldı.
Nasıl bu kadar fazla küçük beden kıyafet biriktirmişim diye ben bile şaşırdım kendime !
Demek ki beğenmişim veya ucuzlukta uygun bulmuşum; muhtemelen "diyette" olduğum dönemler, "nasılsa zayıflıyorum" diye almışım da almışım... Sonra diyet bitmiş, kilolarım artmış, içine bile giremeyeceğim kıyafetler böylece yıllar içinde birikmiş. Evet bir sene, iki sene değil, senelerin birikiminden bahsediyorum. Mesela bir elbise buldum en dipteki hurçtan... Üzerindeki fiyat etiketi "15.900.000 TL" !
Paramızdan 6 sıfır gideli kaç sene olmuştu :)
Değişim Günlüğü / 2. Tartı Günü Analiz
Dün sonucu yazdıktan sonra sormuştum:
- Liste dışına çıkmıyorum
- Spor yapıyorum
- Su yeterince ve fazlasıyla içiyorum
Kilo vermenin parametreleri, bu saydığım 3 maddeyle sınırlı değil demek ki...
Hepimiz biliyoruz ki, sağlıklı kilo vermenin olmazsa olmazı, düzenli çalışan bağırsak sistemidir.
Dün, kabızlık problemim devam ederken (3. gündü) tartıldım. Sanırım metabolizmayı şaşırtacak bir liste işe yarayacak. Bir de eczaneden alacağım destek etkili olacaktır diye umuyorum.
Doktorum da endişelenecek bir durum olmadığını ve çözülebilecek şeyler olduğunu söyledi.
Bu hafta:
1. Pazartesi-Cuma arası 5 sabah klasik kahvaltı yaptim:
- 2 gün yağsız labne (30 gr), 3 gun evdeki peynirden fakat miktarını azaltarak
- her gun cesit degistirerek yaklasik 30 gr. ekmek
- 4 zeytin
- domates, salatalik, biber, maydanoz, dereotu
2. Cumartesi ve Pazar kahvaltımı:
- bir bardak yagsiz sut ve 1,5 kasik herbalife toz ile yaptım
3. Pazartesi-cumartesi arası:
- 5 gun 1 ara ogunde; "100 ml. yağsiz kefir ve 100 gr. çilek blendrdan geçirip" içtim,
- 6. gun 1 ara öğünde ise "1 elma+2 ceviz" yedim...
4. Ögle ve akşam yemeklerimdeki besinler ve ölçü, geçen 3 hafta ile aynıydı. Çok çok fazla gelmeye başlamasına rağmen, zorla da olsa bitirdim.
- verilen ölçüde sebze (çiğ veya pişmiş olarak) ve verilen ölçüde et
5. Su miktarı 2,5 lt.nin altına inmedi, son zamanlarda 4-4,5 lt oldu.
6. Multivitamin, potasyum, Ca-sandoz+C vit. aksatmadım...
7. Yürüyüş; 1 gün 1/2 saat, 1 gün 45 dak, 3 gün 65.dak. olmak üzere yaptım..
8. Tartıda gördüğüm rakamı değil, kıyafetlerin söylediklerini dinlemeye ve önemsemeye karar verdim. Çünkü hem kıyafetlerimin söyledikleri, hem de etrafımdaki insanlardan özellikle bu hafta duyduklarım; tartıda dün sabah gördüğüm rakamdan daha fazlasını ima ediyor :)
Çok güzel bir hafta olsun...
22 Nisan 2012 Pazar
Değişim Günlüğüm / 28. Gün
5 gün klasik kahvaltıdan sonra, dün ve bu sabah yağsız süt ve herbalife ile yaptım kahvaltımı.
Bugün ara öğün yok, bir yere yetişmem gerektiğinden öğle 12 olmadan yemeğimi yedim: "2 haşlanmış yumurta ve 1 tk. z. yağlı çiğ semizotu salatası..."
Aslında öğle yemeğinde özlediğim, dilediğim şeyleri yiyebileceğimi yazmış doktorum ama görmedim. Zaten görseydim de ne yemeyi isterdim, o an bilemedim. Hakkımı akşam yemeğinde kullanacağım.
Akşam yemeği vakti geldi. Pizza istedi çocuklar, derbiyi seyrederken pratik olur hem diye... Bu arada ben gönlümü gezdiriyorum; "ne yesem, ne yesem, yoksa yemesem mi?". Sonunda farklı bir şeyler yersem vücudumu şaşırtacağımı ve çalışmayan organlara da faydası olacağına inandım.
Peynir ve zeytin çeşitlerinin olduğu kahvaltı tabağı mı, az bulgurlu boll yeşillikli kısır mı derkeeen; çocukların 2 dilim pizzayı yemeyip, bıraktıklarını gördüm. Biraz ısıtıp, üzerine acı sos döküp yedim ama nasıl yemek... Normalde pizzayı elime alıp, ısıra ısıra yemeye bayılırım. Öyle yapamadım çünkü hemen bitecek. Çatal ve bıçakla, minik lokmalar halinde keserek, tadına vara vara... Bir de eşimin geçen hafta Azerbaycan'dan getirdiği ve tadını merak ettiğim kurabiyeden de çok küçük bir ısırık aldım.
Böylece programımın 4. haftasının bitişini kutlamış oldum :)
Yürüyüşüm yine gece yarısına kaldı. Olsun, yürümem lazım; serbest öğünde fazlalık olduysa telafi olur hem, hem de kazanmaya çalıştığım kondisyonu sekteye uğratmamış olurum.
Bu hafta 3 gün 65 dakika, 1 gün 45 dakika, 1 gün de 30 dakika yürümüş oldum.
Aferin bana :)
Bugün ara öğün yok, bir yere yetişmem gerektiğinden öğle 12 olmadan yemeğimi yedim: "2 haşlanmış yumurta ve 1 tk. z. yağlı çiğ semizotu salatası..."
Aslında öğle yemeğinde özlediğim, dilediğim şeyleri yiyebileceğimi yazmış doktorum ama görmedim. Zaten görseydim de ne yemeyi isterdim, o an bilemedim. Hakkımı akşam yemeğinde kullanacağım.
Akşam yemeği vakti geldi. Pizza istedi çocuklar, derbiyi seyrederken pratik olur hem diye... Bu arada ben gönlümü gezdiriyorum; "ne yesem, ne yesem, yoksa yemesem mi?". Sonunda farklı bir şeyler yersem vücudumu şaşırtacağımı ve çalışmayan organlara da faydası olacağına inandım.
Peynir ve zeytin çeşitlerinin olduğu kahvaltı tabağı mı, az bulgurlu boll yeşillikli kısır mı derkeeen; çocukların 2 dilim pizzayı yemeyip, bıraktıklarını gördüm. Biraz ısıtıp, üzerine acı sos döküp yedim ama nasıl yemek... Normalde pizzayı elime alıp, ısıra ısıra yemeye bayılırım. Öyle yapamadım çünkü hemen bitecek. Çatal ve bıçakla, minik lokmalar halinde keserek, tadına vara vara... Bir de eşimin geçen hafta Azerbaycan'dan getirdiği ve tadını merak ettiğim kurabiyeden de çok küçük bir ısırık aldım.
Böylece programımın 4. haftasının bitişini kutlamış oldum :)
Yürüyüşüm yine gece yarısına kaldı. Olsun, yürümem lazım; serbest öğünde fazlalık olduysa telafi olur hem, hem de kazanmaya çalıştığım kondisyonu sekteye uğratmamış olurum.
Bu hafta 3 gün 65 dakika, 1 gün 45 dakika, 1 gün de 30 dakika yürümüş oldum.
Aferin bana :)
Değişim Günlüğüm / 2. Tartı Günü
Bu sabah tartıldım.
100 gr. almışım : 92,8 kg.
Yarın; 4. haftanın analizi...
100 gr. almışım : 92,8 kg.
- Listeye uyum > OK
- Spor > OK
- Su içme, vs. > OK
Yarın; 4. haftanın analizi...
21 Nisan 2012 Cumartesi
Değişim Günlüğüm / 27. Gün
Dün yürüyüşüm yine geceyarısına kaldı ve 45 dak. yürüdüm.
Bugün de 65 dakika... Mutluyum :)
3. hafta yürüyüşlerimde, son 5 dakika içinde "interval" çalışması yapmıştım:
Bugün de 65 dakika... Mutluyum :)
3. hafta yürüyüşlerimde, son 5 dakika içinde "interval" çalışması yapmıştım:
"2 dak. hızlı koş, 1 dak. normal yürü, 2 dak. hızlı koş, 3 dakika normal-yavaş yürü:soğutma..."
4. haftada, bu depar atma işini 20 dakikada bir olarak yaptım:
"(20 dakika normal-hızlı yürü, 2 dak. hızlı koş) X 3"
Bu hafta ise:
"(15 dakika normal-hızlı yürü, 2 dak. hızlı koş) X 4" *
olarak uygulamak niyetindeyim, inşallah...
* Leslie Sansone'un 68 dakikalık "Walk at Home - 5 Mile Fat Burning Walk" videosunda da bu sistem uygulanıyor. Yaklaşık 12 dakika süren her milin ardından, 2 dakika "boosted walk" ile yağ yakımı amaçlanıyor.
20 Nisan 2012 Cuma
Değişim Günlüğüm / 26. Gün
En son;
1996'da 74'ü,
...
1998'de 80'i,
...
2003'de 85'i,
...
2006'da 87-88'i görmüştüm.
...
2007'de bu blogu açtığımdan beri, sayfanın en altındaki thicker'ın sloganı; "ilk hedef 89"
...
Bu sebeple;
sayılarını tartıda gördüğümde, kutlamaları nasıl olur bilmem :))
1996'da 74'ü,
...
1998'de 80'i,
...
2003'de 85'i,
...
2006'da 87-88'i görmüştüm.
...
2007'de bu blogu açtığımdan beri, sayfanın en altındaki thicker'ın sloganı; "ilk hedef 89"
...
Bu sebeple;
89
84
79
74
sayılarını tartıda gördüğümde, kutlamaları nasıl olur bilmem :))
19 Nisan 2012 Perşembe
Değişim Günlüğüm / 25. Gün
Pazartesi 1/2 saat yürümüştüm. Salı, çarşamba hareketsiz geçti.
"Bugün ne yapıp edip yürüyüş yapmalıyım" diye düşünerek geldim işten. Böyle düşünsem de hemen uygulayamadım. Yemek hazırla, sofra kur-kaldır, vs. derken baktım vakit gece yarısı olmuş. Yine de vazgeçmedim, 1 saat yürüdüm.
Yeme düzenim aynı disiplinle devam ediyor.
Hafta başından beri, aslında programın başından beri, kabızlık problemim devam ediyor. Bitki çayları ve sebze yemekleri de çare olamıyor. Böyle devam ederse, eczaneden yardım alacağım.
"Bugün ne yapıp edip yürüyüş yapmalıyım" diye düşünerek geldim işten. Böyle düşünsem de hemen uygulayamadım. Yemek hazırla, sofra kur-kaldır, vs. derken baktım vakit gece yarısı olmuş. Yine de vazgeçmedim, 1 saat yürüdüm.
Yeme düzenim aynı disiplinle devam ediyor.
Hafta başından beri, aslında programın başından beri, kabızlık problemim devam ediyor. Bitki çayları ve sebze yemekleri de çare olamıyor. Böyle devam ederse, eczaneden yardım alacağım.
18 Nisan 2012 Çarşamba
Değişim Günlüğüm / 24. Gün
En son kendimi zayıf hissettiğim (!) zamanlardan kalma, Mavi'den aldığım iki kot pantalonum var. Zayıf dediysem, 34/40 beden! Yıllardır gardrobun en ücra ve ulaşılmaz köşelerinde umutsuzca bekler, durur. Gün gelecek, tekrar giyeceğim diye ne atabildim ne satabildim!
Geçen gün yazlık kışlık ayırırken, o pantalonları da meydana çıkardım. Yakında sıra gelir ve giyerim dedim. Fakat o günün bu kadar çabuk geleceğini bilmedim :)
Dün işten gelince, geçen sene yurtdışından aldığım, etiketi daha üzerinde kapri ince kot pantalona gözüm ilişti. Korkarak giydim, rahat rahat oldu; yüzümde bir gülümseme... Sonra "şu kotları da deneyeyim" dedim, umutsuzca... Onlar da oldu! İnanamadım.
Attığım sessiz sevinç çığlığımı benden başka duyan olmadı...
Bu hazzı hangi kurabiye, pasta, çörek, börek, dondurma verebilir?
Kaç gündür duyduğum hoş sözler, hangi yemeğe değişilir?
Geçen gün yazlık kışlık ayırırken, o pantalonları da meydana çıkardım. Yakında sıra gelir ve giyerim dedim. Fakat o günün bu kadar çabuk geleceğini bilmedim :)
Dün işten gelince, geçen sene yurtdışından aldığım, etiketi daha üzerinde kapri ince kot pantalona gözüm ilişti. Korkarak giydim, rahat rahat oldu; yüzümde bir gülümseme... Sonra "şu kotları da deneyeyim" dedim, umutsuzca... Onlar da oldu! İnanamadım.
Attığım sessiz sevinç çığlığımı benden başka duyan olmadı...
Bu hazzı hangi kurabiye, pasta, çörek, börek, dondurma verebilir?
Kaç gündür duyduğum hoş sözler, hangi yemeğe değişilir?
17 Nisan 2012 Salı
Değişim Günlüğüm / 22. ve 23. Günler
Pazartesi günü, eklenen besinlerle yeni haftaya başladım. Buna göre:
5 gün boyunca (Pazartesi - Cuma) kahvaltı yapacağım:
- 1 dilim ekmek (hergün farklı bir çeşit), 1 parça az yağlı peynir, 4 zeytin, domates, biber, salatalık...
6 gün 1 ara öğün var, 7. gün ara öğünsüz:
- 1 meyve + 2 kaşık az yağlı yoğurt VEYA 1 meyve + 2 ceviz (özellikle çilek)
- Et+Salata VEYA Etli Sebze Yemeği (ölçüler değişmedi, aynı fakat çok fazla geliyor)
Pazar tartılacağım.
16 Nisan 2012 Pazartesi
Değişim Günlüğüm / 1. Tartı Günü Analiz
Yaptıklarım:
Galiba bu kadar... Unuttuklarım olursa eklerim.
- Sabah, öğle, akşam olmak üzere 3 öğün yedim.
- Sabah 'klasik' kahvaltı etmemeye "90 Gün Diyeti" ve "Ezgi'nin sayfasından alarak yaptığım detoks" sayesinde idmanlı olduğumdan; hiç zor gelmedi.
- 200 ml. yağsız süt ve herbalife toz karışım, 3 hafta boyunca kahvaltım oldu. Herbalife'a karşı yıllar öncesinde kulağıma çalınan şeylerden dolayı önyargılı olsam da, bir süre kullanmak durumundaydım ve alıştım. Tok tutan ve lezzetli bulduğum bu formülü, sağlıklı olduğundan emin olsam-ki insanlar ikiye ayrılmış durumdalar bu konuda-, normal yeme düzenine geçtiğimde de arada kullanmak isterim.
- 3 hafta bounca, öğle ve akşam için; "et+salata" veya "etli sebze yemeği" yedim. Et ve sebze bana özel olarak ölçülendirilmiş, miktar çok ama çok fazla... Her seferinde bitirmek için mücadele etmem gerekti. Dolayısıyla da aralarda hiç acıkmadım. Yemeklerden sonra, karnım tıka basa dolu olmasına rağmen tamamen alışkanlıktan "beynimin arandığını" hissettiğim anlarda 1 kupa bitki çayı iyi geldi.
- Sirke, limon, baharat çeşitlerini istediğim gibi kulladım. Tuz; kaya tuzu olarak ve çok ölçülü...
- Yağ konusu çok hassas... Salataya veya sebze yemeğine 1 tatlı kaşığı... Etlerin de yağsız olması gerektiğini söylemeye gerek yok.
- Su - tüm diğer içilen sıvılar hariç- en az 2,5 lt. Başta 2,5 lt. zar zor içerken, sonraları 3-3,5 lt içmeye, hatta şimdilerde 3 tane 1,5 lt.lik şişe bitirmeye başladım. Tabi bu konu da tartışmalı: bazı otoriteler ne kadar çok su içerseniz o kadar faydalı derken, bir kısım da "fazla su içip böbreklerinizi yormayın" demekte...
- "Haftada en az 3 kez 1 saatlik yürüyüş"... İşte bu en zayıf olduğum konu oldu. 1. hafta 2 kere, 2. hafta 2 kere, 3. hafta 4 kere yürüyebildim. Kalan zamanlarda masa başı, durağan tempo..
- Sabah multi vitamin, öğle potasyum granül veya efervesan tablet, akşam C vitaminli kalsiyum aldım.
- Oluşması muhtemel ağız kokusuna karşı "şekersiz sakız" çiğnedim. Ayrıca açlıktan değil ama alışkanlıktan dolayı yeme dürtüsü belirdiğinde de şekersiz naneli küçük bir parça sakız iyi geldi...
- Özellikle akşam yemekleri sonrası, çay seremonisi ve yanındaki bütün kışkırtıcılara karşı; önce bir parça sakız, sonra 1 bardak portakallı kalsiyum içeceği ve son olarak da bol bitki çayı ile kendimi avuttum.
- Sade Türk kahvesi... En zor başedeceğim sofralarda, en zorlu zamanlarda, kendime verdiğim ödül oldu. Fakat sayı üçe çıkıp, dört beş de istenir olunca, kahveyle beraber telvesini de parmaklama isteği uygulamaya dönüşüp midem sinyal verince, 2 fincana düştük yine zor da olsa...
- Öğün atlamadım.
- Asla bilerek liste dışı yemedim (Bilerek yemedim ama bilmeden bir kaç gün üst üste nar ekşisi kullandım salatalarda... Yasakmış! Bir daha da yemedim).
- Şeker -tabi ki- kullanmadım.
- Peynir veya yoğurt yemedim.
- Patates, havuç, bezelye, yer elması, brüksel lahanası, mısır, kırmızı domates, (taze) kırmızı biber, baklagiller, kuru veya taze meyve yemedim.
- Bir çatal makarna, pilav, ucundan da olsa kek, börek, çerez, kurabiye, vs. yemedim. "Çok çok ufak bir lokmanın bile bu sistemi tersine çevireceği" uyarısını beynimin bütün kıvrımlarına yazdım, kuralların dışına çıkmadım.
- 3. haftada "sporu hiç olmazsa gün aşırı yapmaya başlarım" dedim ama yapamadım:(
- Aralarda tartılmadım.
Galiba bu kadar... Unuttuklarım olursa eklerim.
Değişim Günlüğüm / 1. Tartı Günü
Bugün çok ama çok yoğundu. Sevincimi paylaşmak için o kadar sabırsızlanmama rağmen, ancak şimdi vakit buldum arkadaşlar...
Detaylı yazacağım ama kısaca durum budur :)
Detaylı yazacağım ama kısaca durum budur :)
15 Nisan 2012 Pazar
Değişim Günlüğüm / 21. Gün
21. güne geldik... 3 haftalık programımın son günü...
Yarın hem tartı sonucunu paylaşır, hem de her zaman yaptığım gibi 3 haftanın analizini yaparım.
Bugün öğleden sonra bir ara canım sıkıldı, mutfakta dolandım, bitki çayı yaptım kendime... Kesmedi! Baktım moral çizgim beni aşağılara çekecek, hemen spor ayakkabılarımı giydim, dooğru yürüyüş için banta.. Camı açtım, o arada da yağmur başladı. Bir süre sonra güneş çıktı, derken; bugünkü sporum da bahaneyle aradan çıkmış oldu :)
60 dakikada yürüdüğüm mesafe gittikçe artıyor, iyi haber bu! Kondisyon kazanmaya başladım demek ki...
Bir de hafif tempo başlayıp, yavaş yavaş tempoyu arttırıyorum. Son 3 gündür ise;
Bugün bu stili, 20 dakikada bir olarak yaptım.
Ne yalan söyliyeyim, yürüyüş çok hızlı tempoda bile yapılsa; koşunun istenmeyen yağlara yaptığı "sarsıntı ve etkiyi" yapmıyor! Bu yüzden; zorlamadan , yürüyüşlerin içine ufak ufak katılacak bu mini koşmalar faydalı olacak gibime geliyor...
Yarın hem tartı sonucunu paylaşır, hem de her zaman yaptığım gibi 3 haftanın analizini yaparım.
Bugün öğleden sonra bir ara canım sıkıldı, mutfakta dolandım, bitki çayı yaptım kendime... Kesmedi! Baktım moral çizgim beni aşağılara çekecek, hemen spor ayakkabılarımı giydim, dooğru yürüyüş için banta.. Camı açtım, o arada da yağmur başladı. Bir süre sonra güneş çıktı, derken; bugünkü sporum da bahaneyle aradan çıkmış oldu :)
60 dakikada yürüdüğüm mesafe gittikçe artıyor, iyi haber bu! Kondisyon kazanmaya başladım demek ki...
Bir de hafif tempo başlayıp, yavaş yavaş tempoyu arttırıyorum. Son 3 gündür ise;
- koşunun son 5 dakikasında 2 dakika hızlı tempoda koşu,
- 1 dakika hız düşürüp, tempolu yürüyüş,
- 2 dakika yine hızlı tempoda koşu
- ve 3 dakika yavaş tempo ile bitiriş şeklinde yürüdüm.
Bugün bu stili, 20 dakikada bir olarak yaptım.
- Başlangıç ve yavaş tempodan orta tempoya geçiş (1 dakika)
- Orta tempodan hızlı tempoya geçiş (3 dakika)
- 20. dakikada hız arttırıp, 2 dak. koşma
- Az hız düşürüp, yine hızlı tempoda yürüyüşe devam
- 40. dakikada hız arttırıp, 2 dak. koşma
- Az hız düşürüp, yine hızlı tempoda yürüyüşe devam
- 58. dakikada hız arttırıp, 2 dak. koşma
- Hız düşürüp, önce orta hıza, sonra yavaş hıza geçerek soğuma ve bitiriş (5 dakika)
Ne yalan söyliyeyim, yürüyüş çok hızlı tempoda bile yapılsa; koşunun istenmeyen yağlara yaptığı "sarsıntı ve etkiyi" yapmıyor! Bu yüzden; zorlamadan , yürüyüşlerin içine ufak ufak katılacak bu mini koşmalar faydalı olacak gibime geliyor...
14 Nisan 2012 Cumartesi
Değişim Günlüğüm / 20. Gün
Kısaca;
- 2 günlük aradan sonra tekrar yürüyüşe başladım.
- akşam yurtdışından dönen eşimin getirdiği, oranın 'özel tatlarına' hiiiç bakmadım...
13 Nisan 2012 Cuma
Değişim Günlüğüm / 18. ve 19. Günler
Sabah kahvaltısını (sütlü karışım) isteyerek yapıyorum.
Öğle yemeğinde de acıkmış oluyorum ve isteyerek yiyiyorum.
Fakat akşam yemeğinde hiç acıkmış olmuyorum ve zorla yiyiyorum. Yediklerimi artık kanıksadığımdan mı yoksa fazla geldiğinden mi bilmem... "Eksik yemek yok" dendiği için, verilen ölçüyü bitirmeye çalışıyorum zar zor...
Ödemi atmak için daha çok su içmeye başladım. Dün rekorumu kırdım; 3 tane 1,5 lt.lik şişe bitirdim.
Ve malum dönem, bu iki gün spor yok...
Öğle yemeğinde de acıkmış oluyorum ve isteyerek yiyiyorum.
Fakat akşam yemeğinde hiç acıkmış olmuyorum ve zorla yiyiyorum. Yediklerimi artık kanıksadığımdan mı yoksa fazla geldiğinden mi bilmem... "Eksik yemek yok" dendiği için, verilen ölçüyü bitirmeye çalışıyorum zar zor...
Ödemi atmak için daha çok su içmeye başladım. Dün rekorumu kırdım; 3 tane 1,5 lt.lik şişe bitirdim.
Ve malum dönem, bu iki gün spor yok...
11 Nisan 2012 Çarşamba
Değişim Günlüğüm / 17. Gün
O la la! Bu sabah da yürüyüşümü yaptım. Darısı yarın sabaha...
Listemdekilerin miktarı fazla geliyor, zor yiyiyorum, zar zor bitirmeye çalışıyorum. Belki artık kanıksadım yediğim şeyleri, o yüzden biraz değişiklik yapmam lazım. İçerikte değil, şekilde...
Dün okula giderken pazara uğradım, bol yeşillik aldım. Hem salata için, hem pişirmek için sebzeler... Bugün de ıspanak ve semizotu pişirip bu haftaki sebze ihtiyacımı depoladım dolaba. İzin verilen miktar kadarını, izin verilen kadar etle ısıtıp termosla okula götüreceğim. Sıcak yemek, her zaman beni "salata+soğuk et" ikilisinden daha mutlu ediyor.
Bugün midem yine -maşallah- iyiydi. Anladım bir kez daha ki kahve 3 kez içilmeyecek! Bu arada içtiğim su miktarı beni bile şaşırtıyor. Çok susuyorum, içiyorum içiyorum kanmıyorum! Tabi tuvalet meselesi problem ama mecburuz...
Hâlâ şişliğim geçmiş değil. Tuzsuz da yiyiyorum ama malum dönem... Yarın ödem atmaya yardımcı çaylardan içelim bakalım, nasıl olacak...
Listemdekilerin miktarı fazla geliyor, zor yiyiyorum, zar zor bitirmeye çalışıyorum. Belki artık kanıksadım yediğim şeyleri, o yüzden biraz değişiklik yapmam lazım. İçerikte değil, şekilde...
Dün okula giderken pazara uğradım, bol yeşillik aldım. Hem salata için, hem pişirmek için sebzeler... Bugün de ıspanak ve semizotu pişirip bu haftaki sebze ihtiyacımı depoladım dolaba. İzin verilen miktar kadarını, izin verilen kadar etle ısıtıp termosla okula götüreceğim. Sıcak yemek, her zaman beni "salata+soğuk et" ikilisinden daha mutlu ediyor.
Bugün midem yine -maşallah- iyiydi. Anladım bir kez daha ki kahve 3 kez içilmeyecek! Bu arada içtiğim su miktarı beni bile şaşırtıyor. Çok susuyorum, içiyorum içiyorum kanmıyorum! Tabi tuvalet meselesi problem ama mecburuz...
Hâlâ şişliğim geçmiş değil. Tuzsuz da yiyiyorum ama malum dönem... Yarın ödem atmaya yardımcı çaylardan içelim bakalım, nasıl olacak...
10 Nisan 2012 Salı
Değişim Günlüğüm / 15. ve 16. Gün
İnsan kendi kendine nazar değdirir mi? Değdirir!
Hani demiştim ya, "midem hiç ekşimiyor" diye... 3 gündür yine ekşimeler başladı. Neden böyle oldu diye düşünürken, son günlerde kahveyi abarttığımı hatırladım. Son zamanlarda günde 3 fincan Türk kahvesi içiyorum, daha da içesim var. Bir de salatalarda limonu abartım. Bunlardan olabilir diye bugün hem kahveyi 1 fincana indirip, limonu da tamamen çıkarttım yeme&içme listemden. Nispeten iyiyim. Demek ki neymiş, "ifrat ve tefritten uzak dur!" öğüdünü akıldan çıkarmamak gerekirmiş!
Dün spor yoktu yine... Bu sabah ise kahvaltıdan önce 1 saat yürüdüm. Çok iyi geldi dememe gerek yok sanırım. Keşke bu yürüyüş işini hep sabahları yapıp bitirsem de akşam işten gelince rahat olsam. Ayrıca sabah saatlerindeki sporun yağ yakımı için en uygun saatler olduğu da söyleniyor, bilmem ne kadar doğrudur...
Şu regl dönemim geçse, şişkinliğim inse, ayın 16'sında güzel rakamlar tartıda bana gülse...
İnşallah!
Hani demiştim ya, "midem hiç ekşimiyor" diye... 3 gündür yine ekşimeler başladı. Neden böyle oldu diye düşünürken, son günlerde kahveyi abarttığımı hatırladım. Son zamanlarda günde 3 fincan Türk kahvesi içiyorum, daha da içesim var. Bir de salatalarda limonu abartım. Bunlardan olabilir diye bugün hem kahveyi 1 fincana indirip, limonu da tamamen çıkarttım yeme&içme listemden. Nispeten iyiyim. Demek ki neymiş, "ifrat ve tefritten uzak dur!" öğüdünü akıldan çıkarmamak gerekirmiş!
Dün spor yoktu yine... Bu sabah ise kahvaltıdan önce 1 saat yürüdüm. Çok iyi geldi dememe gerek yok sanırım. Keşke bu yürüyüş işini hep sabahları yapıp bitirsem de akşam işten gelince rahat olsam. Ayrıca sabah saatlerindeki sporun yağ yakımı için en uygun saatler olduğu da söyleniyor, bilmem ne kadar doğrudur...
Şu regl dönemim geçse, şişkinliğim inse, ayın 16'sında güzel rakamlar tartıda bana gülse...
İnşallah!
9 Nisan 2012 Pazartesi
Sağlıklı Ürün = Sağlıklı Beslenme
İpek Hanım Çiftliği'ni duymuşsunuzdur.
Pınar Hanım'ın her hafta gönderdiği mailler, o haftaki satış listesini tanıtmaktan başka, "sağlıklı ürün=sağlıklı beslenme" konularına da dikkât çekmesi açısından çok önemli.
Bu haftaki mailinde değindiği konu ise aslında bildiğimiz ama belki de "mecburiyetten" yok saydığımız bir konu: "tavuk sanarak yediğimiz şey aslında tavuk mu gerçekten?"
Sevgili Pınar hanım'ın mailinin ilgili bölümünü buradan paylaşıyorum. Aşağıda değindiği "Sağlıklı diye yediğiniz tavuklar tavuk değil" başlıklı röpörtajı ise muhakkak okuyun. Bir daha eve tavuk alırken bir değil, birkaç kez düşüneceğiz!
. . .
"Gıda konusunda bir şeyler değişecek bu ülkede. Hiç olmadığım kadar umutluyum... Artık tüketici ''soruyor'', ''araştırıyor'', ''tartışıyor''... Bunlar çok çok önemliydi. Şimdi sıra üreticilere baskı uygulamaya geldi. O da yakındır...
4 Nisan'da Vatan Gazetesi'nde Mine Şenocaklı'nın Dr. Yavuz Dizdar ile yaptığı çok önemli bir röportaj yayımlandı. Sağlıklı Diye Yediğiniz Tavuklar Tavuk Değil! başlığı ile yayımlanan bu röportaj on binlerce kez paylaşıldı sanırım e-mail yolu ile. Tavuk konusu ile başlayan, Kumluca'dan Antalya'nın Onkoloji Servislerine akan hastaların yoğunluğu ile devam eden tokat gibi bir röportajdı. Okurken hem üzüldüm, hem de yıllardır kıyıdan - köşeden bildiğimce yazdığım konularda haklılığım onaylandığı için rahatladım biraz. Parlak parlak sebzelerin, Avrupa'nın gümrüklerinden geri dönüp iç piyasaya sürülen meyvelerin başından geçenleri anlattıktan tam bir hafta sonra Greenpeace'in Pestisitsiz Gıda: Meyve ve Sebze İçin Alışveriş Rehberi adlı raporu yayınlandığında da benzer bir ''üzüntüyle karışık rahatlama'' hissetmiştim. :)
Yapabilecekleriniz var. Pazarda, manavda parıl parıl parlayan bir portakal gördüğünüzde satıcının yanına gidip bu hafta portakal almayacağınızı, mumlanmış bir portakal istemediğinizi, ancak istediğiniz gibi bir mal getirirse satın alacağınızı söyleyin. Etkili olacaktır. Bu baskıyı köşedeki markete yapın. Mahalledeki kasap üzerinde baskı kurun. Çocuğunuzu gönderdiğiniz ve hakikaten tonla para verdiğiniz okulda, tonla para verdiğiniz yemeklerin içeriğini sorun yönetime. Sizi rahatsız eden her şeyi söyleyin. Birkaç veli ile bir arada baskı kurarsanız yemek menüleri değişebilir. Değişir...
Bu baskıyı her yerde, her satıcıya karşı kurun. Bunu yapabilmek için de mutlaka ama mutlaka; her zaman söylediğim gibi gıda hakkında, tarım hakkında bilinçlenin. Bol bol okuyun, araştırın, sorun... Bunları yapmazsanız yeni tuzaklara düşersiniz.
Ben size bu haftalarda en sık karşılaşacağınız tuzağı söyleyeyim mesela şimdiden. Köy Tavuğu..! Şimdi bu röportaj çıktı, 7 Nisan 2012'de baktığımda 161.000 kez paylaşıldı edildi ya... Bu haftalarda hemen herkes köy tavuğu arayışına girecek. Bu kadar insanın köy tavuğu arayışına girdiğini gören tonla da uyanık satıcı çıkacak ortaya. ''Köy tavuğu diye ne satabiliriz acaba..?'' diye düşünecekler. Çünkü köy tavuğu diye bir şey kalmadı neredeyse memlekette. Seneler önceki Kuş Gribi faciası ile Anadolu'nun neredeyse tüm gerçek tavukları yok edildi. Köylüler hakikaten çok çok az kalmış gerçek tavuklarını 50 TL'nin altında bir fiyattan asla satmıyor. O da bulabilirseniz ve satmaya ikna edebilirseniz...
Gerçek bir köy tavuğunu bulmak bu kadar zor ise bu haftalarda tezgahları, pazarları hiç olmadığı kadar doldurup taşıracak köy tavukları..? Çok kolay. Gıda konusunda hile yapmayı vicdanınıza yedirebilirseniz her şey çok kolay... Hani yumurta tavukları vardır ya tavuk çiftliklerinde... Bu tavuklar 1 ya da 2 senelik yumurtlama sürecinin arıdından yumurtadan kesilir ve kesimhaneye gönderilir. Normalde 4. ayda kesimhaneye gönderilen tavuklara göre de haliyle daha kart olur ve kolay kolay pişmezler. Sizin ''köy tavuğu'' ararken dikkat ettiğiniz noktalar ''Pahalı olması ve Zor Pişmesi'' ile sınırlı kalırsa uyanık satıcılara minarenin kılıfını kendiniz vermiş olursunuz. Sizi çok seven satıcı dostlarınız, mahalle kasaplarınız sizin için köy tavuğu ayarlamalarını hemencecik yapacaklardır. Umarım bu haftalarda tüm tanıdık kasaplarda beliriverecek köy tavuklarının kaynağını anlatmayı becerebilmişimdir.
Satın aldığınız tavuğun gerçek bir köy tavuğu olduğunu anlamak için pişirirken suyuna bakmalısınız. Haşlanırken suyunda jöle olur gerçek bir tavuğun. Bir de tüm evinizi, hatta evinizi bırakın dört ev öteyi bile tavuk kokusu sarar. Pişme süresine, kartlığına, fiyatına, üzerindeki etikete, sertifikaya şuna buna bakmayın sadece ne olur...
Köy tavuğu arayışı konusunda yardımım sadece bu kadar olabilir. Benim haliyle bir sürü gerçek tavuğum var. Fakat pek koyu bir hayvanseverimdir. Ben bugüne kadar hiçbir hayvanımı kestirmedim. Bırakın kesilmeyi, ''kışt'' denmesi bile yasak benim tavuklara. :) Yaşıyorlar, yaşlanıyorlar, hastalanıyorlar, ecelleri ile ölüyorlar ve gömülüyorlar. Buradaki veteriner pek iyi değil diye kaç kez özel araba, özel bir şoför ile 100 km uzağa; Kuşadası'ndaki veterinerimize gönderdim... Sayısını unuttum. Nadiren yediğim balık dışında ben et yemiyorum. Kırmızı et sadece İpek ve Can için girer eve. Kendim tavuk kestirmediğim için, piyasada tavuk diye satılan, endüstriyel bir ürün haline gelmiş ne olduğu bile belli olmayan garibanlardan da asla satın almayacağım için; İpek 9. yaşında bu sene ve hayatında hiç tavuk yemedi mesela. Eksikliğini hiç hissetmedik. Bana soracak olursanız siz de tavuk almayı kesin. Hem yapılan işkencelere ortak olmayın, hem de ciddi hastalıklardan ailenizi koruyun. Lütfen..."
not: İpek hanım Çiftliği'nin www.ipekhanim.com dan başka internet siteleri yok! bu konuda da sahtekarlar çıkmış maalesef! Dikkat!
Pınar Hanım'ın her hafta gönderdiği mailler, o haftaki satış listesini tanıtmaktan başka, "sağlıklı ürün=sağlıklı beslenme" konularına da dikkât çekmesi açısından çok önemli.
Bu haftaki mailinde değindiği konu ise aslında bildiğimiz ama belki de "mecburiyetten" yok saydığımız bir konu: "tavuk sanarak yediğimiz şey aslında tavuk mu gerçekten?"
Sevgili Pınar hanım'ın mailinin ilgili bölümünü buradan paylaşıyorum. Aşağıda değindiği "Sağlıklı diye yediğiniz tavuklar tavuk değil" başlıklı röpörtajı ise muhakkak okuyun. Bir daha eve tavuk alırken bir değil, birkaç kez düşüneceğiz!
. . .
"Gıda konusunda bir şeyler değişecek bu ülkede. Hiç olmadığım kadar umutluyum... Artık tüketici ''soruyor'', ''araştırıyor'', ''tartışıyor''... Bunlar çok çok önemliydi. Şimdi sıra üreticilere baskı uygulamaya geldi. O da yakındır...
4 Nisan'da Vatan Gazetesi'nde Mine Şenocaklı'nın Dr. Yavuz Dizdar ile yaptığı çok önemli bir röportaj yayımlandı. Sağlıklı Diye Yediğiniz Tavuklar Tavuk Değil! başlığı ile yayımlanan bu röportaj on binlerce kez paylaşıldı sanırım e-mail yolu ile. Tavuk konusu ile başlayan, Kumluca'dan Antalya'nın Onkoloji Servislerine akan hastaların yoğunluğu ile devam eden tokat gibi bir röportajdı. Okurken hem üzüldüm, hem de yıllardır kıyıdan - köşeden bildiğimce yazdığım konularda haklılığım onaylandığı için rahatladım biraz. Parlak parlak sebzelerin, Avrupa'nın gümrüklerinden geri dönüp iç piyasaya sürülen meyvelerin başından geçenleri anlattıktan tam bir hafta sonra Greenpeace'in Pestisitsiz Gıda: Meyve ve Sebze İçin Alışveriş Rehberi adlı raporu yayınlandığında da benzer bir ''üzüntüyle karışık rahatlama'' hissetmiştim. :)
Yapabilecekleriniz var. Pazarda, manavda parıl parıl parlayan bir portakal gördüğünüzde satıcının yanına gidip bu hafta portakal almayacağınızı, mumlanmış bir portakal istemediğinizi, ancak istediğiniz gibi bir mal getirirse satın alacağınızı söyleyin. Etkili olacaktır. Bu baskıyı köşedeki markete yapın. Mahalledeki kasap üzerinde baskı kurun. Çocuğunuzu gönderdiğiniz ve hakikaten tonla para verdiğiniz okulda, tonla para verdiğiniz yemeklerin içeriğini sorun yönetime. Sizi rahatsız eden her şeyi söyleyin. Birkaç veli ile bir arada baskı kurarsanız yemek menüleri değişebilir. Değişir...
Bu baskıyı her yerde, her satıcıya karşı kurun. Bunu yapabilmek için de mutlaka ama mutlaka; her zaman söylediğim gibi gıda hakkında, tarım hakkında bilinçlenin. Bol bol okuyun, araştırın, sorun... Bunları yapmazsanız yeni tuzaklara düşersiniz.
Ben size bu haftalarda en sık karşılaşacağınız tuzağı söyleyeyim mesela şimdiden. Köy Tavuğu..! Şimdi bu röportaj çıktı, 7 Nisan 2012'de baktığımda 161.000 kez paylaşıldı edildi ya... Bu haftalarda hemen herkes köy tavuğu arayışına girecek. Bu kadar insanın köy tavuğu arayışına girdiğini gören tonla da uyanık satıcı çıkacak ortaya. ''Köy tavuğu diye ne satabiliriz acaba..?'' diye düşünecekler. Çünkü köy tavuğu diye bir şey kalmadı neredeyse memlekette. Seneler önceki Kuş Gribi faciası ile Anadolu'nun neredeyse tüm gerçek tavukları yok edildi. Köylüler hakikaten çok çok az kalmış gerçek tavuklarını 50 TL'nin altında bir fiyattan asla satmıyor. O da bulabilirseniz ve satmaya ikna edebilirseniz...
Gerçek bir köy tavuğunu bulmak bu kadar zor ise bu haftalarda tezgahları, pazarları hiç olmadığı kadar doldurup taşıracak köy tavukları..? Çok kolay. Gıda konusunda hile yapmayı vicdanınıza yedirebilirseniz her şey çok kolay... Hani yumurta tavukları vardır ya tavuk çiftliklerinde... Bu tavuklar 1 ya da 2 senelik yumurtlama sürecinin arıdından yumurtadan kesilir ve kesimhaneye gönderilir. Normalde 4. ayda kesimhaneye gönderilen tavuklara göre de haliyle daha kart olur ve kolay kolay pişmezler. Sizin ''köy tavuğu'' ararken dikkat ettiğiniz noktalar ''Pahalı olması ve Zor Pişmesi'' ile sınırlı kalırsa uyanık satıcılara minarenin kılıfını kendiniz vermiş olursunuz. Sizi çok seven satıcı dostlarınız, mahalle kasaplarınız sizin için köy tavuğu ayarlamalarını hemencecik yapacaklardır. Umarım bu haftalarda tüm tanıdık kasaplarda beliriverecek köy tavuklarının kaynağını anlatmayı becerebilmişimdir.
Satın aldığınız tavuğun gerçek bir köy tavuğu olduğunu anlamak için pişirirken suyuna bakmalısınız. Haşlanırken suyunda jöle olur gerçek bir tavuğun. Bir de tüm evinizi, hatta evinizi bırakın dört ev öteyi bile tavuk kokusu sarar. Pişme süresine, kartlığına, fiyatına, üzerindeki etikete, sertifikaya şuna buna bakmayın sadece ne olur...
Köy tavuğu arayışı konusunda yardımım sadece bu kadar olabilir. Benim haliyle bir sürü gerçek tavuğum var. Fakat pek koyu bir hayvanseverimdir. Ben bugüne kadar hiçbir hayvanımı kestirmedim. Bırakın kesilmeyi, ''kışt'' denmesi bile yasak benim tavuklara. :) Yaşıyorlar, yaşlanıyorlar, hastalanıyorlar, ecelleri ile ölüyorlar ve gömülüyorlar. Buradaki veteriner pek iyi değil diye kaç kez özel araba, özel bir şoför ile 100 km uzağa; Kuşadası'ndaki veterinerimize gönderdim... Sayısını unuttum. Nadiren yediğim balık dışında ben et yemiyorum. Kırmızı et sadece İpek ve Can için girer eve. Kendim tavuk kestirmediğim için, piyasada tavuk diye satılan, endüstriyel bir ürün haline gelmiş ne olduğu bile belli olmayan garibanlardan da asla satın almayacağım için; İpek 9. yaşında bu sene ve hayatında hiç tavuk yemedi mesela. Eksikliğini hiç hissetmedik. Bana soracak olursanız siz de tavuk almayı kesin. Hem yapılan işkencelere ortak olmayın, hem de ciddi hastalıklardan ailenizi koruyun. Lütfen..."
not: İpek hanım Çiftliği'nin www.ipekhanim.com dan başka internet siteleri yok! bu konuda da sahtekarlar çıkmış maalesef! Dikkat!
8 Nisan 2012 Pazar
Değişim Günlüğüm / 14. Gün
Akşam yatarken başka programlar yapıp, sabah ve gün içinde o planlanan programların tamamen dışında kaldığımız ne çok olmuştur. "Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir" sözü ne kadar da doğru! Ha bir de "İnsanlar plan yapar... Tanrı güler!" sözü var... Bu yüzdendir ki "kısmet" sözcüğünü çok fazla kullanırım...
Bugün hiç aklımda olmayan bir programa dâhil oldum.
Aslında tüm gün okulda olacaktım, bursluluk ve düzey belirleme sınavları vardı. Fakat öğleye doğru oğlum aradı, "biz Şişli-Taksim-Beyoğlu programı yaptık" dedi. Evden çıkmayacaklarını sandığım için anahtar almamıştım yanıma. Mecburen işimi toparlayıp eve geçtim. "Oh! Herkes çıkar, ben de işime gücüme bakarım" diye düşünürken, bir de baktım ben de onlarla beraber otobüsteyim :)
Önce Cevahir Mado'da mola...
Ben bu ara fazlaca dadandığım sade Türk kahvemi söylerken, çocukların ve arkadaşımın siparişlerinin (kestaneli pasta, krokanlı pasta, çikolata-fıstıklı pasta, dondurmalı keşkül, naneli limonata...) beni hiç cezbetmemesi hoşuma gitti; üstelik tam da regl öncesi...
Sonra eşim de bize katıldı. Hadi yine program değişti! Arabayı sahilde bırakıp, o yokuşu tırmanıp (öldüm çıkarken...) Sultanahmet meydanı... Burada epey oyalandık, acıktık.
Balık seven misafirinizi götürebileceğiniz ideal yerlerden Kumkapı'ya çevirdik rotayı. "Neyzen" bizim tüm Türk ve yabancı misafirlerimizi ağırladığımız, her zaman da yüzümüzü ak eden bir yer... Ne karides güveç, ne kalamar tava, ne de spesyal tatlılarından "ya bir çatal alsana, ölür müsün?" laflarını duymazdan gelerek tatmadım. "Ben bunların hepsinin tadını biliyorum zaten..." dedim içimden...
Mısırsız, havuçsuz, domatessiz, yağsız salatam ve ızgara balığımla mutlu oldum...
Eve döndükten sonra 1 saat kadar kasmadan orta hızda (5km.yi 165 dakikada) bantta yürüdüm. Karnım çok şiş, faydası olur diye...
Yürürken de bir yandan, plansız programsız "pat" diye yaşanan şeylerin daha lezzetli olduğuna bir kez daha inandım...
7 Nisan 2012 Cumartesi
Değişim Günlüğüm / 13. Gün
Rutin geçen bir cumartesi...
Evdeyim. Biraz ortalık toparlama, biraz dolap düzeltme derken akşamı buldum.
Öğünlerim tam ve eksiksiz. Daha da önemlisi "fazlasız(!)"
(!)TDK sözlüğünde olmayan bir kelime; sırf uysun diye...
Dün çok yorulmuşum, bugün ekstra spor yok.
Regl dönemim yaklaştı, şişlik durumları fazlalaştı. Tartı günü gelecek pazartesiye kaldı. Hissediyorum güzel rakamlar göreceğim ama ah şu sporu da bir rayına oturtabilsem...
Daha evvel, bu 15 gün için planladığım gün aşırı yürüyüş pek gerçekleşemediği için, 3. hafta eklemeyi düşündüğüm direnç egzersizlerini 4. haftadan itibaren yapmaya karar verdim.
Evdeyim. Biraz ortalık toparlama, biraz dolap düzeltme derken akşamı buldum.
Öğünlerim tam ve eksiksiz. Daha da önemlisi "fazlasız(!)"
(!)TDK sözlüğünde olmayan bir kelime; sırf uysun diye...
Dün çok yorulmuşum, bugün ekstra spor yok.
Regl dönemim yaklaştı, şişlik durumları fazlalaştı. Tartı günü gelecek pazartesiye kaldı. Hissediyorum güzel rakamlar göreceğim ama ah şu sporu da bir rayına oturtabilsem...
Daha evvel, bu 15 gün için planladığım gün aşırı yürüyüş pek gerçekleşemediği için, 3. hafta eklemeyi düşündüğüm direnç egzersizlerini 4. haftadan itibaren yapmaya karar verdim.
6 Nisan 2012 Cuma
Değişim Günlüğüm / 12. Gün
Sirkeci, Eminönü, Mısır Çarşısı...
İstanbul'un çok ama çok sevdiğim yerleri ve her fırsatta, işim olsun olmasın gidip gezmeye bayılırım. E, böyle olunca; 5 yıldır Türkiye'den uzak kalmış arkadaşımla yaptığımız gezi planında ilk sırayı da buraları aldı.
Gezme zevkinin olmazsa olmazı "Yemek İçmek"tir benim için... Sık verilen çay kahve molalarına iştirak eden mini lezzetler olmazsa, gezdiğim yer neresi olursa olsun zevk almam. Yani almazdım! Şimdiki molalarımda kahve ve bitki çayı yalnız kaldı; yanındaki atıştırmalıklar ebediyen olmasa da, çoook uzun bir süre uğramayacaklar yanıma...
Fakat bu benim için geçerli. Arkadaşıma ise özlediği / özlemediği ne kadar tat varsa -elimden geldiğince- tattırmam lazım.
Nitekim öyle de yaptım. Giderken bana "unutturma, simit yiyeceğim" demişti. Dönüşte simitçinin önünden geçerken "aa simit alacaktık" dediğimde, "oldu canım... sen yeme, beni patlat!" diye azarladı beni :)
İstanbul'un çok ama çok sevdiğim yerleri ve her fırsatta, işim olsun olmasın gidip gezmeye bayılırım. E, böyle olunca; 5 yıldır Türkiye'den uzak kalmış arkadaşımla yaptığımız gezi planında ilk sırayı da buraları aldı.
Gezme zevkinin olmazsa olmazı "Yemek İçmek"tir benim için... Sık verilen çay kahve molalarına iştirak eden mini lezzetler olmazsa, gezdiğim yer neresi olursa olsun zevk almam. Yani almazdım! Şimdiki molalarımda kahve ve bitki çayı yalnız kaldı; yanındaki atıştırmalıklar ebediyen olmasa da, çoook uzun bir süre uğramayacaklar yanıma...
Fakat bu benim için geçerli. Arkadaşıma ise özlediği / özlemediği ne kadar tat varsa -elimden geldiğince- tattırmam lazım.
Nitekim öyle de yaptım. Giderken bana "unutturma, simit yiyeceğim" demişti. Dönüşte simitçinin önünden geçerken "aa simit alacaktık" dediğimde, "oldu canım... sen yeme, beni patlat!" diye azarladı beni :)
Ben ise, bütün bu lezzet duraklarından alnımın akıyla ayrılmanın gururunu yaşadım.
* * *
Öğle yemeği için her zaman gittiğimiz kebapçıya gittik ama bu sefer eti yağlı geldi çok... Hep mi böyleydi yoksa damak zevkim mi değişmeye başladı, bilmiyorum. Ispanak yemeğini yanımda götürdüm, etin yanında da -yeşillik hariç- garnitür istemedim. Fakat -her ne kadar yağını iyice çıkartıp yemeye çalışsam da- hocamın "yağa dikkat!" uyarısını dün çiğnedim sanırım istemeden... Ben de bu yüzden; yaklaşık 4 saat süreyle yürümemize rağmen, eve geldikten sonra 1 saat de bantta yürüdüm. Bacaklarım sızladı gece ama mutluydum!
Akşam yemeğimi herkesten önce yedim saatimi kaçırmamak için... Sonrasındaki kalabalık ve neşeli soframızda da kendimi unutturmayı başardım. Eşim bir-iki takıldı, oğlum "anne senin tabağın nerede?" dedi, arkadaşım mânalı bakışlar attı ama başa çıktım.
Böylece kritik 2 gün arkada kaldı... Bundan sonrası daha kolay olacak inşallah!
5 Nisan 2012 Perşembe
Değişim Günlüğüm / 11. Gün
Evet, tam tahmin ettiğim gibi...
Sabah kahvaltımı görünce ve daha sonraki öğünlerde de neler yediğimi öğrenince, "bir daha diyette olduğunu söyle de, ona göre geleyim..." dedi arkadaşım...
Yağmurlu havalar ve o havada evde kalıp sıcak çay yudumlamak... Çok severiz ikimiz de...
Bugün için de sağanak yağmur vermişti hava raporu, o yüzden evde kalalım diye plan yapmıştım ben de... Çocuklar da evde, ara tatilleri sebebiyle... Annemin meşhur ıspanklı pidesi ve mısır unlu kekiyle O'na bir hoşgeldin partisi verelim dedik evde... Yağmur yoktu gerçi ama önce kekin ve sonrasında enfes pidenin pişerken çıkardığı kokular mest etti gerçekten de.. Bir ara pide tepsisini fırından çıkartırken "Allah'ım, dayanabilecek miyim?" dedim kendi kendime... Çok şükür, dayandım!
Çay saatinde ben gezindikçe, o da bana habire "sen beni tufaya getirdin" dedi dedi durdu.
Ah, canım! Sen benim neler çektiğimi bir bilsen...
Sabah kahvaltımı görünce ve daha sonraki öğünlerde de neler yediğimi öğrenince, "bir daha diyette olduğunu söyle de, ona göre geleyim..." dedi arkadaşım...
Yağmurlu havalar ve o havada evde kalıp sıcak çay yudumlamak... Çok severiz ikimiz de...
Bugün için de sağanak yağmur vermişti hava raporu, o yüzden evde kalalım diye plan yapmıştım ben de... Çocuklar da evde, ara tatilleri sebebiyle... Annemin meşhur ıspanklı pidesi ve mısır unlu kekiyle O'na bir hoşgeldin partisi verelim dedik evde... Yağmur yoktu gerçi ama önce kekin ve sonrasında enfes pidenin pişerken çıkardığı kokular mest etti gerçekten de.. Bir ara pide tepsisini fırından çıkartırken "Allah'ım, dayanabilecek miyim?" dedim kendi kendime... Çok şükür, dayandım!
Çay saatinde ben gezindikçe, o da bana habire "sen beni tufaya getirdin" dedi dedi durdu.
Ah, canım! Sen benim neler çektiğimi bir bilsen...
4 Nisan 2012 Çarşamba
Değişim Günlüğüm / 10. Gün
Bu akşam Almanya'dan arkadaşım gelecek. Ay sonuna kadar misafirim.
O'nunla paylaştığımız çay sofraları meşhurdu. En az benim kadar hem pişirmeyi, hem yemeyi sever kendisi...
Şimdiki beslenme düzenim eminim hiiç hoşuna gitmeyecek. "Benim geleceğimi biliyordun da, diyete başlayacak zamanımı mı buldun?" diyecek. Aslında bilmiyordum. Bana gelemeyeceğini söylemişti, son anda sürpriz yaptı. Bilsem de elimden gelen bir şey de olmazdı ki... Bu treni kaçıramazdım!
Hadi bakalım, bana -cidden- kolay gelsin!
O'nunla paylaştığımız çay sofraları meşhurdu. En az benim kadar hem pişirmeyi, hem yemeyi sever kendisi...
Şimdiki beslenme düzenim eminim hiiç hoşuna gitmeyecek. "Benim geleceğimi biliyordun da, diyete başlayacak zamanımı mı buldun?" diyecek. Aslında bilmiyordum. Bana gelemeyeceğini söylemişti, son anda sürpriz yaptı. Bilsem de elimden gelen bir şey de olmazdı ki... Bu treni kaçıramazdım!
Hadi bakalım, bana -cidden- kolay gelsin!
Adsız'dan gelen yorum üzerine...
Hani şu son zamanlarda "ADI SANI OLMAYANLARIN" bıraktıkları yorumlar var ya... Hah! İşte onlardan bana da geldi bir tane daha..
Çok değerli fikirlerinin, yorum penceresinde saklı kalmasına gönlüm razı olmadı; ana sayfaya taşıyayım dedim....
Diyor ki "ADSIZ" şahsiyet:
"Moderatör dediğiniz nedir?
Paralı internet üzerinden zayıflama saçmalığımıyoksa.Lütfen doğru düzgün kahvaltınızı yapın sebzenizi,meyvenizi yiyin dengeli beslenin ne gerek var böyle onu kıs bunu ye gibi şeylere.Siz dengeli beslenseniz zaten kilo vereceksiniz macera aramayın ve paranızıda bu tür üç kağıtçılara kaptırmayın.Şekeri kes,yağı kes zaten zayıflarsınız çok yazık üzgünüm başladığınız noktada olacaksınız yine :((((( "
Burada yazılanların hepsi "tu kaka" değil tabi ki... Mesela;
Kısacası ben bana uyanı bilirim, onu yaparım. Bana uyan, bir başkasına iyi gelmez! Kimi sadece 2 ana öğün yer, kimi 3 öğünde bulmuştur çareyi... Bazıları ise 3 ana + 3 hatta 4 ara öğün yaparak bir zayıflar ki, şaşır da kal! Hepsi kişiye özgü metabolizma hızı ve vücut yapısıyla ilgilidir.
Yıllarca kahvaltı etmeden evden çıkmadım, evimden kimsenin çıkmasına da izin vermedim. Kahvaltıyı atlayanlara parmağımı sallayıp, "hıııııı, çok yanlış yapıyorsun şekerim" dedim. Sonra 90 Günlük Diyet Programında, güne kahvaltı yerine taze sıkılmış meyve veya sebze suyu ile başladım. Başta alışkanlıklar yüzünden zorlandım ama sonra öyle rahat ettim ki... Şimdi de sütlü bir karışımla başlıyorum güne ve öğlene kadar çok dinç hissediyorum kendimi... Bir süre sonra normal kahvaltı eklenecek programıma ama ben arada yine sütlü karışım veya taze meyve/sebze suyu ile kahvaltı yapma hakkımı da kullanacağım. Çünkü bunun bana iyi geldiğini keşfettim :)
Ve gelelim en güldüğüm yere...
ADSIZ arkadaş! O kadar karışık mı yazmışım ya! Sana özel tekrar açıklayayım da kimsenin günahını alma! Bir üst satırı okursan; "Çocukların bilgisayar oyunları* gibi" benzetmesi, sayfanın sonunda açıklanmaya çalışılmış. Bu yapılırken de, bilgisayar oyunlarındaki "moderatör (admin)/ level / banlanmak" kelimeleri kullanılmış... Yani ne kimsenin para istediği var, ne de para kaptırdığı! Sakin ol! Kapiş?
Eleştirinde/önyargında ise haklısın, etrafımdan da benzer şeyler duyduğum için seni suçlamıyorum. Dünkü yazımı da bunun için yazmıştım zaten. Çoğunluğun böyle düşünmesinin müsebbibi benim! Fakat şimdiye kadar yaptığım hatalar, bundan sonra neleri "yapmayacağımın" göstergesidir...
Şunun altını tekrar ve kalın çizgilerle çiziyorum bir kez daha: Yalnız değilim! Bana inanan, yüreklendiren, hiç karşılıksız destek veren Sevgili Doktorumla "bu sefer" sonuna kadar gideceğim. Bu böyle biline!
* * *
not: Unutmadan, her sabah aç karnına aldığım mide asidi düzenleyici ilaçlarımı ve gün içinde tekrar ve tekrar almak zorunda kaldığım asit/yanma giderici şurup ve tabletleri bu programa başladığımdan beri almıyorum. Şişkinlik ve gaz da kalmadı, bunlarla ilgili ilaçları da kestim...
Çok değerli fikirlerinin, yorum penceresinde saklı kalmasına gönlüm razı olmadı; ana sayfaya taşıyayım dedim....
Diyor ki "ADSIZ" şahsiyet:
"Moderatör dediğiniz nedir?
Paralı internet üzerinden zayıflama saçmalığımıyoksa.Lütfen doğru düzgün kahvaltınızı yapın sebzenizi,meyvenizi yiyin dengeli beslenin ne gerek var böyle onu kıs bunu ye gibi şeylere.Siz dengeli beslenseniz zaten kilo vereceksiniz macera aramayın ve paranızıda bu tür üç kağıtçılara kaptırmayın.Şekeri kes,yağı kes zaten zayıflarsınız çok yazık üzgünüm başladığınız noktada olacaksınız yine :((((( "
Burada yazılanların hepsi "tu kaka" değil tabi ki... Mesela;
- "Siz dengeli beslenseniz zaten kilo vereceksiniz" çok doğru bir tespit.
Kısacası ben bana uyanı bilirim, onu yaparım. Bana uyan, bir başkasına iyi gelmez! Kimi sadece 2 ana öğün yer, kimi 3 öğünde bulmuştur çareyi... Bazıları ise 3 ana + 3 hatta 4 ara öğün yaparak bir zayıflar ki, şaşır da kal! Hepsi kişiye özgü metabolizma hızı ve vücut yapısıyla ilgilidir.
Yıllarca kahvaltı etmeden evden çıkmadım, evimden kimsenin çıkmasına da izin vermedim. Kahvaltıyı atlayanlara parmağımı sallayıp, "hıııııı, çok yanlış yapıyorsun şekerim" dedim. Sonra 90 Günlük Diyet Programında, güne kahvaltı yerine taze sıkılmış meyve veya sebze suyu ile başladım. Başta alışkanlıklar yüzünden zorlandım ama sonra öyle rahat ettim ki... Şimdi de sütlü bir karışımla başlıyorum güne ve öğlene kadar çok dinç hissediyorum kendimi... Bir süre sonra normal kahvaltı eklenecek programıma ama ben arada yine sütlü karışım veya taze meyve/sebze suyu ile kahvaltı yapma hakkımı da kullanacağım. Çünkü bunun bana iyi geldiğini keşfettim :)
Ve gelelim en güldüğüm yere...
- "Moderatör dediğiniz nedir?"
ADSIZ arkadaş! O kadar karışık mı yazmışım ya! Sana özel tekrar açıklayayım da kimsenin günahını alma! Bir üst satırı okursan; "Çocukların bilgisayar oyunları* gibi" benzetmesi, sayfanın sonunda açıklanmaya çalışılmış. Bu yapılırken de, bilgisayar oyunlarındaki "moderatör (admin)/ level / banlanmak" kelimeleri kullanılmış... Yani ne kimsenin para istediği var, ne de para kaptırdığı! Sakin ol! Kapiş?
- "çok yazık üzgünüm başladığınız noktada olacaksınız yine :( "
Eleştirinde/önyargında ise haklısın, etrafımdan da benzer şeyler duyduğum için seni suçlamıyorum. Dünkü yazımı da bunun için yazmıştım zaten. Çoğunluğun böyle düşünmesinin müsebbibi benim! Fakat şimdiye kadar yaptığım hatalar, bundan sonra neleri "yapmayacağımın" göstergesidir...
Şunun altını tekrar ve kalın çizgilerle çiziyorum bir kez daha: Yalnız değilim! Bana inanan, yüreklendiren, hiç karşılıksız destek veren Sevgili Doktorumla "bu sefer" sonuna kadar gideceğim. Bu böyle biline!
* * *
not: Unutmadan, her sabah aç karnına aldığım mide asidi düzenleyici ilaçlarımı ve gün içinde tekrar ve tekrar almak zorunda kaldığım asit/yanma giderici şurup ve tabletleri bu programa başladığımdan beri almıyorum. Şişkinlik ve gaz da kalmadı, bunlarla ilgili ilaçları da kestim...
3 Nisan 2012 Salı
Değişim Günlüğüm / 9. gün
Böyle sert bir diyet yaptığım için, etrafımda "yine" saçmaladığımı düşünenler var biliyorum. Uzaklara gitmeye gerek yok; yakın çevre,aile efradında bile "yine mi?" diyenler var.
Aslında haklılar! Rijid denebilecek pek çok denemem oldu fakat program biter bitmez eskisi gibi -hatta bazen daha da fazlasını- yemeye başladığım ve duramadığım için; sonuçları da hep "başarısız" olan denemelerdi bunlar... Haliyle şimdi de aynı şeyin olacağını; bu kadar kısıtlı diyetten çıkınca, verdiğimin fazlasını geri alacağımı düşünüyorlar.
Ama bu sefer yalnız değilim, kendi başıma tırmalamıyorum! Ne yapacağımı, sonraki adımın nasıl olacağını söyleyen; kayıtsız şartsız teslim olduğum ve güvendiğim biri var...
Mesela şu anda sadece 3 ana öğün var.
3 hafta sürecek bu program...
Sonraki hafta kahvaltı eklenecek.
Ondan sonraki hafta da 1 ara öğünde meyve ve yoğurt...
Doktoruma da yazdım bugün: "...bu sistem beni çok heyecanlandırıyor, izleyeceğimiz yolu inanılmaz merak ediyorum. Çocukların bilgisayar oyunları* gibi; level atladıkça hangi seçenekler sisteme dahil olacak, beni meraklandırıyor :)))"
Hata yapmaktan korkuyorum; eksik yemeyeyim, fazla kaçmasın, yasaklı bir şey olmasın... "Makarna veya pilav pişirdiğimde diri mi - pişmiş mi", "yemeğin tuzu nasıl?" diye dahî bakmıyorum, baktırıyorum :))
Düzenli spora başladığımda kendimi çok daha dinç ve mutlu hissedeceğim. Bu konu hâlâ rayına oturmuş değil..."
* * *
*Şimdiye kadar bu oyunu hep yanlış oynadım, kaybettim. Fakat yenilen pehlivan misali, oynamaya doymadım. Şimdi; kendi başıma değil, moderatör eşliğinde -belki de son defa- oynuyorum. Henüz Level 1'deyim :) Oyun kaç level, onu da bilmiyorum.
Tek bildiğim; hata yapanı, kuralları ihlal edeni moderatör "banlayabilir"! Banlanıp oyun dışı kalmamak için elimden geleni yapacağım...
Aslında haklılar! Rijid denebilecek pek çok denemem oldu fakat program biter bitmez eskisi gibi -hatta bazen daha da fazlasını- yemeye başladığım ve duramadığım için; sonuçları da hep "başarısız" olan denemelerdi bunlar... Haliyle şimdi de aynı şeyin olacağını; bu kadar kısıtlı diyetten çıkınca, verdiğimin fazlasını geri alacağımı düşünüyorlar.
Ama bu sefer yalnız değilim, kendi başıma tırmalamıyorum! Ne yapacağımı, sonraki adımın nasıl olacağını söyleyen; kayıtsız şartsız teslim olduğum ve güvendiğim biri var...
Mesela şu anda sadece 3 ana öğün var.
- Kahvaltı, yağsız süt ve vanilyalı toz karışım
- Öğle et+sebze (çiğ veya pişmiş)
- Akşam et+sebze (çiğ veya pişmiş)
3 hafta sürecek bu program...
Sonraki hafta kahvaltı eklenecek.
Ondan sonraki hafta da 1 ara öğünde meyve ve yoğurt...
Doktoruma da yazdım bugün: "...bu sistem beni çok heyecanlandırıyor, izleyeceğimiz yolu inanılmaz merak ediyorum. Çocukların bilgisayar oyunları* gibi; level atladıkça hangi seçenekler sisteme dahil olacak, beni meraklandırıyor :)))"
Hata yapmaktan korkuyorum; eksik yemeyeyim, fazla kaçmasın, yasaklı bir şey olmasın... "Makarna veya pilav pişirdiğimde diri mi - pişmiş mi", "yemeğin tuzu nasıl?" diye dahî bakmıyorum, baktırıyorum :))
Düzenli spora başladığımda kendimi çok daha dinç ve mutlu hissedeceğim. Bu konu hâlâ rayına oturmuş değil..."
* * *
*Şimdiye kadar bu oyunu hep yanlış oynadım, kaybettim. Fakat yenilen pehlivan misali, oynamaya doymadım. Şimdi; kendi başıma değil, moderatör eşliğinde -belki de son defa- oynuyorum. Henüz Level 1'deyim :) Oyun kaç level, onu da bilmiyorum.
Tek bildiğim; hata yapanı, kuralları ihlal edeni moderatör "banlayabilir"! Banlanıp oyun dışı kalmamak için elimden geleni yapacağım...
2 Nisan 2012 Pazartesi
Değişim Günlüğüm / 8. gün
Sabah alelacele kahvaltımı yapıp dışarıdaki işlerim için çıktım. Önce market işini hallettim, sonra da yapmam gereken ziyaretlerimi... Eve geldikten sonra da ev içi koşturma, çocukların dolaplarının elden geçirilmesi, küçülenlerin ayrılması, yemek hazırlıkları, vs...
Çok koşturmalı bir gündü ama neyse ki öğün atlamadım, liste dışına çıkmadım.
Bu hafta daha iyi geçecek gibi...
Bir de spor işini çözsem!
Geçen hafta 4 hedefleyip, 2'de bitirdiğim spor günlerimi, bu hafta minimum 4 ile tamamlamak hedefim!
Çok koşturmalı bir gündü ama neyse ki öğün atlamadım, liste dışına çıkmadım.
Bu hafta daha iyi geçecek gibi...
Bir de spor işini çözsem!
Geçen hafta 4 hedefleyip, 2'de bitirdiğim spor günlerimi, bu hafta minimum 4 ile tamamlamak hedefim!
1 Nisan 2012 Pazar
Değişim Günlüğüm / 7. gün
Sabah herkes uyuyor. Kahvaltı saatini kaçırmamam lazım. Hemen sütlü shake'mi hazırlayıp içiyorum.
2 saat sonra herkes kahvaltı sofrasında. Oturmasam olmaz! Oturuyorum ben de... Tüm baştan çıkaran görüntü ve kokulara karşın, benim tabağımda; salatalık, maydanoz, tere, yeşil ve kırmızı biber ve yeşil çay... Dayanıyorum!
Öğle yemeğim karnabahar haşlama ve ton balığı... Allah'ın gücüne gitmesin; dökülmesin günah diye, bir de yemezsem öğün atlamış olacağım diye zorla bitirdim tabağı...
Yarın tez elden alışverişe çıkmalı ve sevdiğim lezzetlerle öğün hazırlayabilmek için malzeme almalıyım. Zaten diyetimdeki besinler sınırlı, hiç olmazsa lezzeti -elverdiğince- üst duzayda tutmalıyım. Yoksa yine duvara toslamak işten bile değil!
* * *
Geçen günden ganaj krema vardı dolapta... Biraz daha çoğaltıp, buzluktaki pandispanya ile pasta yaptım çocuklara... Değil pastanın tadına bakmak, pastayı hazırlarken parmaklarıma bulaşan kremalara bile yüz vermedim. Kolay oldu mu? Haaaaaaaayıııııııııırr!
2 saat sonra herkes kahvaltı sofrasında. Oturmasam olmaz! Oturuyorum ben de... Tüm baştan çıkaran görüntü ve kokulara karşın, benim tabağımda; salatalık, maydanoz, tere, yeşil ve kırmızı biber ve yeşil çay... Dayanıyorum!
Öğle yemeğim karnabahar haşlama ve ton balığı... Allah'ın gücüne gitmesin; dökülmesin günah diye, bir de yemezsem öğün atlamış olacağım diye zorla bitirdim tabağı...
Yarın tez elden alışverişe çıkmalı ve sevdiğim lezzetlerle öğün hazırlayabilmek için malzeme almalıyım. Zaten diyetimdeki besinler sınırlı, hiç olmazsa lezzeti -elverdiğince- üst duzayda tutmalıyım. Yoksa yine duvara toslamak işten bile değil!
* * *
Geçen günden ganaj krema vardı dolapta... Biraz daha çoğaltıp, buzluktaki pandispanya ile pasta yaptım çocuklara... Değil pastanın tadına bakmak, pastayı hazırlarken parmaklarıma bulaşan kremalara bile yüz vermedim. Kolay oldu mu? Haaaaaaaayıııııııııırr!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





