Değişim-Dönüşüm Programım - Serbest Gün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Değişim-Dönüşüm Programım - Serbest Gün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2013 Pazar

2. Dönem: 77. ve 82. Günler

76. Gün yazımda güzel güzel yazmıştım; önce ilk 3 gün için planımı ve sonrasında da 3 haftayı nasıl geçireceğimi...

Son derece akılcı, tam da olması gerektiği gibi bir plandı ama evdeki hesap çarşıya uymadı maalesef!

Neden olmadı?

Tek ve en büyük sebep; BEN!

Ben istemedim ve olmadı veya tersten söyleyelim; ben böyle istedim ve oldu!

Altta yatan bahaneler mi, çoooooook...
  1. Büyük oğlum bu hafta evdeydi. Pazar günü (bugün)YGS'ye girecek, evde kalıp ders çalıştı, kursa gitti, vs... (Konuya yabancı olanlar için YGS=Üniversiteye girmek için adayların geçmeleri gereken ilk basamak sınavı). E, oğlum evde olunca, ben de evdeydim...
  2. Evde olunca mutfakta mesaim arttı; çıkan ürünlerin kontrolleri bizzat tarafımdan yapılmakla kalmadı, çabucak tüketilip yenilerinin yapılması için gerekli destek de hiç sakınmadan verildi...
  3. Küçük oğlumun doğum günü, YGS öncesi stres atma, vb. gibi özel anlamlı yemek ve toplantılar da bu döneme denk geldi.Benim balık zaten yan yan gittiğinden, isteye dileye ayak uydurdum ben de...
  4. Mutfak mesaimin artışı, evet evde ders çalışan oğlum içindi ama diğer taraftan kendi malum dönemimin tetiklemesi, fişeklemesi, kışkırtması; kısacası fizyolojik gereksinimlerimin tavan yapması sonucuydu da...
  5. Aslında geçen hafta başlayan depresif ruh halim... Kontrolüm dışında gelişen ev düzenimdeki değişimlerle çok gergin oluyorum. İşte böyle bir süreçten geçerken, maalesef bu süreci iyi yönetemeyince de, stres azaltıcı olarak kullandığım en eski yöntemi, "yemek yemeyi" kullandım...
  6. Geçen haftadan beri yükselen "ne zaman bitecek bu diyet... yeter, artık yapma..." seslerine dur! demek istedim. Kendimce "bakın, artık istediğimi yiyorum" mesajı verdim...

Spor ve sıvı alımına gelince...

  • Cuma'ya kadar spor yapamayacaktım zaten ama Cuma'dan itibaren sporuma kaldığım yerden devam etseydim ya, değil mi? Bahanem tembelliğim...
  • Bir de, sağlıklı beslenmeden koptuğumda su da içmiyorum ben... Bir kez daha anladım!


Neyse ki yarın yeni bir gün, yeni bir hafta...

Sabah çocukları okula gönderir göndermez Power Plate'ime koşacağım.

İnşallah!



10 Şubat 2013 Pazar

2. Dönem: 40. Gün

Bugün tatilin son günü... Bulgaristan'dan döndükten sonra, 2 günlüğüne mini bir tatil daha
yapalım diye düşündük. Çocuklar kayak tatili yapalım, Uludağ veya Kartalkaya olsun dediler. Sınav senesi, Allah korusun, risk almaya hiç gerek yok, gurme tur yapalım dedim; G.Antep, Antakya veya Trabzon'a gidelim :)) Kabul gördü fakat olmadı, zaman uymadı.

İşte bu akşam kursağımızda kalan hevesimizi tatmin için, yöresel bir restoranta gitmeye ve hem de yarın başlayacak olan yeni döneme hoşgeldin demeye karar verdik.

Yasaksız ve felekten yeme içmeli bir gün:
  • Geç kahvaltı; çok doyurucu ve yasaksız...
  • Ailecek evde film keyfi; patlamış mısırlı...
  • Arada sütlü filtre kahve; yanında çikolata ve antep fıstığı...
  • Akşam yemeği; başlangıcından tatlısına antep sofrası... bummm!

Evden çıkmadan 1 saat önce gönlümü gezdirirken; hadi dedim kek yapayım... Hafta içinde hem
çikolatalı, hem de portakallı-haşhaşlı kek yapmıştım ve ikisinden de daha vardı daha ama maksat mutfakta olmak ve yeni aldığım kalıpları denemek... Sonunda bosbollll cevizli ve bollll havuçlu kekimi pişirip öyle çıktım evden...

Gece yemek dönüşü çay yaptık ve kimsenin bir lokma yiyecek hali yokken, ben "çatlasam da patlasam da bu misss kokulu harikadan yerim, yoksa yarın kesin diyeti bozarım!" diyerek hiç de ince olmayan bir dilim keki mideye indirdim!

Kısacası; yemek için yaşadım bugün ben... Yarından itibaren ise yeniden yaşamak için yemek moduna geçiş yapıyorum.

9 Şubat 2013 Cumartesi

2. Dönem: 39 Gün

Sabah kahvaltı yapacak halim yoktu; hem toktum, hem de midem hâlâ ekşiyordu.

Aç karnına -proton pompası inhibitörü- L***** aldım bir tane ki böyle zamanlarda iyi gelir aslında... O bile fayda etmedi ve kahvaltımı en yağsız ve sade şekilde yapmama rağmen, ekşimelerim geçmedi, yine bir pastil attım ağzıma...

Bu 3 günü yeşil çorbalı geçireceğim diye düşünüp, sıradan bir cumartesi yaşamayı beklerken, peşpeşe hayatın sürprizleri çaldı kapıyı; biri haberli, biri habersiz...

Haberli sürpriz olur mu hiç? Olur, olur... Ayıp olmasın diye, öylesine, lâlettayn verilmiş bir haber; haber vermek gibi sayılmaz ki... Kabule çalışırken bu -haberiniz de olsa, hayatınıza sürpriz yumurta gibi katılan- gelişmeyi; pat, diğer sürpriiizz!

Hayatım, hayatımız, düzenimiz biraz (!) bozulacak. Düzenim bozuldu mu da, ben benlikten çıkıyorum! 2012 haziran sonunda başlayan sistemden kopuşumun temelinde de, işte bu düzensizlik vardı... Acilen B ve hatta C planlarına ihtiyacım var.

Birileriyle konuşmam lazım. Anlatmam, içimi dökmem gerek ki hafifleyeyim ama kim? Annem olmaz, çocuklar anlamaz, eş de anlamaz şimdi... Arkadaş, dost? Şimdi kendi derdimle canlarını sıkmak olmaz... Boşver anlatma, sen sana yetersin! dedim en sonunda...

O'na yazdım; pazartesi'ye kadar izin istedim, diyet için... Çünkü öğle yemeği vaktim gelmiş ama canım et+sebze yemek istemiyor, diyet yapmak ve diyet lâfı duymak da... Anladı ve yazdıklarıyla yatıştım biraz... Pazartesi yeşil çorbalı programı yapıyorum 3 gün, sonra 1 hafta normoprotein...

* * *

En yakınınızdakiler çok uzaktır bazen,
Uzak sandıklarınız ise hemen yanıbaşınızda...


* * *

8 Şubat 2013 Cuma

2. Dönem: 38. Gün (2)

Sabah çocuklar kahvaltıya oturdu, ekmeklerini kızartırken -ki ekmek de ekmek yani; homemade-cevizli-bademli-ayçekirdekli-susam ve çörekotlu-pekmezli-li-li-li-vs-vs-vs...- nasıl koktu anlatamam...

İç ses durur mu, başladı konuşmaya: nasılsa çocuklarla dışarı çıkacaksın, dışarıda fast food takılırsınız, oradan da sinemada gönlünce pop-corn yersin... boz gitsin işte! otur çocuklarınla gönlünce bir kahvaltı yap...

Susturmadım onu... Davete icabet ettim.

Fakat sonrasında planlar değişti ve biz dışarı çıkmaktan vazgeçtik; yani diyeti bozmamdaki ana unsur ortadan kalktı. Ben bu kazığı daha evvel de kendime defalarca attım!

Olan oldu, diyet bozuldu ve evdeyim.

Böyle zamanlarda, diyeti bozmuşsam ve evdeysem, yeme-içme eylemi olarak yaptığım klasiklerim vardır benim; mısır patlatıp film izleme, çayın yanına illâ ki kısır yapma, yine çayın yanına börek satın alma veya yapma, kurabiye veya kek pişirme, gece çayın yanına irmik veya un helvası kavurma gibi...

Bu sefer de rutin değişmedi;
  • Mısır patlatıp, film izledim.
  • Buzluktaki su böreklerimi çıkardım.
  • Geçen gece yaptığım kakaolu kekime kardeş yaptım; portakallı ve haşhaşlı kek...
  • Ve tâbi ki kısır...
  • Helva yiyecek halim kalmadığı için yapmadım.
Gece yatarken 4. mide pastilini attım ağzıma...

Psikolojik olarak o kadar değil ama midemden dolayı çok kötü hissediyorum kendimi...




2. Dönem: 38. Gün (1)

Sabah karşı uyandım, midem kötüydü bir pastil atıp ağzıma tekrar yattım.

Bugünden itibaren 4 gün yeşil çorbalı gün yapmak niyetim ama bir yandan da "bence sen bugünü de unut" diyor çünkü çocuklarla program yaptık bugün için... Önce anneannemi ziyaret edeceğiz sonra da bir şeyler yiyip sinemaya gideceğiz.

Sabah eşimle klasik ve ölçülü kahvaltımı yaptım; başlangıcı sıkı tutayım, günün ilerleyen zamanlarında ne olacağı belli olmaz düşüncesiyle... Nitekim çocuklar kalkıyor, kahvaltıya oturuyorlar, ben de onlara servis yaparken bir yandan kendime de 1 bardak çay dolduruyorum önce... Derken kızarmış ekmeğin kokusuna dayanamayıp, masaya ilişiyorum. Sonrası klasik...

Yeşil çorba yarından itibaren 3 gün olarak uygulanacak. Yani inşallah...



7 Şubat 2013 Perşembe

2. Dönem: 37. Gün

Karışık bir gün oldu!

Sabah klasik kahvaltımı yaparken, bir yandan da günü nasıl planlayacağımın hesaplarını yapmaya çalıştım.

Bugün hem misafir kabul etmek istiyorum, hem de okulda bir toplantıya katılmak zorunluluğum var.

Toplantıyla ilgili zamanlama konusunda ileri-geri oynamalar olsa da, sonunda 12.00-13.00 arasında yapılmasına karar verildi. 13.30'da evde olacağım ve misafirlerim de bu saatte gelecek... Daha doğrusu toplantı çıkışı arabayla alacağım ve beraber eve geçeceğiz.

Evdeki hesap çarşıya uyar mı? Uymadı! Toplantı uzadı. 13.45'de annemi aradım, işi bitmiş, bana geliyormuş. Tamam dedim, sen geç, ben de ablaları aldırıp gönderiyorum, siz laflayana kadar ben de gelirim... Sonra araç ayarladım, misafirlerimi aldırdım. Herkes evde, ev sahibi işte... Neyse ki yabancı değiller, olsa da yapacak bir şey yok!

14.30 gibi evdeydim.

Öğle yemeği zamanım geçmiş ve çok açım.

Planım; öğle yemeği için pide ve lahmacun söylemek, ayrıca çiğ köfte ve isteyene öncesinde çorba... Sonra kahve+çikolata ve sonra da çay servisi... Ve ben ilk atışta vuruluyorum, lahmacunla... 1,5 lahmacun ve 4-5 yeşilliğe sarılı çiğköfte...

Sonrasında ipin ucunu tutmaya bile çalışmadığım için, yatana kadar salık vaziyette...

Türk kahvesi ile birkaç çikolata ve truff...

Çayın yanında; 1 ince dilim çikolatalı pasta, 1-2 lokma geceden yaptığım çikolatalı kek, susamlı gevrek ve kendi ekmeğim+annemin yaptığı zeytin ezmesinden hazırladığım kanepelerden 3-4 adet...

Misafirlerin arkasından, bilgisayarı açıp blogları ziyaret ve o esnada 1 kupa çay, 1 dilim kek ve kalan kanepeler!!!

Akşam yemeğinde mercimek çorbası, tavuklu nohut yemeği ve 3-4 kaşık pirinç pilavı...

Yemekten sonra 2 dilim portakal...

Gece çayının yanında kaju ve antep fıstığı...

Gece yatarken şiddetli mide ekşimesi, boğaza kadar çıkan bir mide yanması ve içerilerde derinlerde bir suçluluk duygusu.

Kısaca O-Ha! diye özetlenebilecek bir gün...

5 Şubat 2013 Salı

2. Dönem: 35. Gün

Sabah yaşanan tartı moralsizliğinden sonra; olan oldu, önümüzdeki tartı günlerine bakacağız deyip, Bulgaristan'daki son günümüzün tadını çıkarmaya karar verdim.

Zaten eşimle pazarlığımız da böyleydi; pazar-pazartesi bana dokunma, salı ne isterseniz varım!

Önce güzel bir kahvaltıyla başladık güne... Ölçülü ekmek, ölçülü peynir ve bol yeşillik yedim ve bol domates soslu ve çeçil peynirli sucuk-pastırma sote... Buzdolabının fişini çekeceğim bozulmasın bari diye, tabakta kalan 4 bol limonlu çiğ köfte ve kıvırcık-roka... :)

Sonra eşim ve çocuklar çıktı, ben de temizlik yaptım. Eşimin bir sonraki gelişine ev temiz kalsın diye; camlar, kapılar dip bucak giriştim, olduğu kadar...

Eşim beni almaya geldiğinde, işim henüz bitmişti. Hemen hazırlandım ve günlerdir hayalini kurduğum cafeye gittik. Çok önceden planladığım emelime sonunda kavuşacağım;  kış bahçesine oturup, önce bailey's söyleyeceğim ve çikolatalı sigaramla keyif yapacağım... Çocuklar geldikten sonra da kahvemle o harika pastasından yiyeceğim...

Cafe çok kalabalık ama biraz bekledikten sonra yer bulup oturuyoruz. Hemen baileysimi söylüyorum, çocuklar gelmeden sigaramla keyif yapmak için... Çocukların yanında sigara içmiyorum, zaten aslında sigara içmiyorum ya... Böyle tatillerde keyif için sadece... Zaten eşimle de anlaşmamız böyle çünkü o da sigara kullanmıyor ve onun bu sigaradan uzak duruşu sayesinde 20 yıllık içiciliğim bitti...

 
Tam likörümü ve üst üste 2 sigaramı bitirmişken, çocuklar geliyor. Eşimin asistanı ile panoramik şehir turu yapmışlar. Büyük oğlum, sigara içildiği için ortamı hiç sevmiyor; sigara içen insanları hiç sevmediğini söylüyor. Ortanca da abisini destekliyor. Çocuklar içeride yer yoktu, o yüzden buraya oturduk diyerek yalan söylüyorum! İnanmadılar ve her ne kadar yanlarında asla içmesem de, kokudan falan benim o sevmedikleri insan grubundan olduğumu anlıyorlar zannedersem, kibarca laf çarpmaları da bu yüzden...
 
Hadi pasta yiyelim diyorum, menü geliyor; hayal kırıklığı! Zaten yazın da aynen böyle hevesim kursağımda kalmıştı, yaz diye hafif tatlılara geçiş yapmışlar, o sevdiğim ganaj pastadan yiyememiştim. Menüdeki en ağır pastayı seçiyorum; böğürtlenli-çikolatalı pasta ve duble ekspresso...
 
 
Pastam geliyor, 1 çatal, 2-3 derken yarısında stop ediyorum ve eşime devrediyorum kalan pastayı... Zorlasam bitiririm ama gerek yok, daha bunun akşamı var...
 
Cafe çıkışı biz kalan alışverişimizi yapıyoruz, eşim işlerini bitiriyor. Daha önce denemediğimiz ama methini duyduğumuz pizzacıda buluşuyoruz.
 
Serbest gün ya, gözünü çıkartacağım; ortaya peynirli patates kızartması söylüyorum ve kendime bira... Çocuklar çok acıkmış, patatesler anında bitiyor :) Bir patates daha söylüyorum, biramla keyif yapacağım ama o da göz açıp kapayana kadar bitiyor ki pizzalar yetişiyor neyse :)
 
 
 
Benimki küçük boy ve kepekli vejeteryan... 3/4'ünden sonra zorlanıyorum ama yarın bulamayacaksın ye, diyor içimdeki ses, dinliyorum onu... :)
 
Eve dönüş, eşyaları arabaya yükleme, hareket... Yolda kahve molası ve bu sefer kahveye eşlik eden 3-4  parça fındıklı çikolata ve antepfıstığı... Arabada meyve servisi, 1 dilim portakal, 1/2 muz... İstanbul'a yaklaşırken molada çay ve 1 yağlı gevrek...
 
Eve varınca 1 kupa 5'i 1 yerde çay ve 2 kaşık Dukan'ın meşhuru 2 çorba kaşığı Goji Berry...
 
5 haftadan sonra gelen serbest günün -tabiri caizse- gözünü çıkartarak günü kapatıyorum :)
 
Yatmadan, maillerimi kontrol ediyorum ve yarın nasıl devam edeceğime bakıyorum bir kez daha...