spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
spor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2013 Pazartesi

walk...walk...walk...

İngiliz araştırmacıların yaptığı araştırmaya göre;


"Günde 2000 adım, yani orta hızda ve 20 dakika yürümek; kalp krizi ve felç riskini azaltıyor.

Bunu 40 dakika yaparsanız, çok daha iyi..."


Ah, biliyoruz da; bir de uygulayabilsek...



15 Aralık 2013 Pazar

Yok sensiz olmaz...


Hiç olmuyor, onsuz hiç ama hiç olmuyor.

Bir şeyi bu kadar net bilmek ama bilmezden gelmek... Hayatımda bu tavrı sergilediğim bir iki konu var. Diğerlerini geçelim ama bu yazıya konu olan şey, tahmin ettiniz değil mi; spor!

İstediğiniz mükemmel diyeti, istenen mükemmellikte yapın. Eğer durağan bir yaşamınız varsa, gün içinde çok hareketli değilseniz; evet kilo verirsiniz ama zayıflamak ve fit olmak çok zor! Hele de bölgesel fazlalıklardan şikayetçiyseniz ve hele de yaşınız ilerliyorsa...

Bugün, şeytan kulağına kurşun, şeytanın bacağını kırdım; günler, haftalar sonra...

3 hatta 4 adet Leslie Sansone videosu yaptım öğle yemeğimden önce:
  • 1 mil "Exercises TV"  videosu
  • 1 mil "Walk Away the Pounds-1 Mile Easy Walk (resistant band)" videosu
  • 30 Minute Walk videosunun ilk 1 mili
  • 500 Steps Walk videosu
Her videonun son esneme bölümünü atlayıp diğerine geçtim. Aslında niyetim 1 mil ile yapmaktı sadece ama 20 dakika sürünce, hadi şunu da yapayım, bunda ne varmış bakayım diye diye toplamda 1 saati geçtim. Çok yorulmadım ama nabzım hızlandı ve sıcak bastı. Spor atleti, tshirt, hırka ve yelekle başladığım Leslie ile yürüyüşüm tamamlandığında atletle kalmıştım :)

Sanal Spor Koçum da bana "aferin" dedi.



30 Kasım 2013 Cumartesi

Yapmasam da seyrederim :)

Hemen başlayamasam da, arşivde dursun:

23 Ekim 2013 Çarşamba

Spor : Telefon veya Tablet için Uygulamalar

Geçen gece instagramda, sanırım @diiyetzamani'nin paylaşımından öğrendim bu yazının konusu iphone uygulamalarını.

"Toto için ne yapmalıyım, karnıma hangi hareketler iyi gelir, şu kollar&bacakları nasıl toparlayayım" diyorsanız; faydalı hareketlerin olduğu uygulamaları telefonunuza indirebilir ve müsait olduğunuzda kolayca ulaşabilirsiniz.

Ben hem bulduğum yoga, hem de detaylı bahsedeceğim egzersiz uygulamalarını indirdim. Yoga ile ilgili içeriklerin hepsine henüz bakamadım,


o yüzden henüz tavsiye edemiyorum ama "günlük egzersiz"leri beğendim.



Gelelim detaylara:

App Store'da, "Ücretsiz Günlük Egzersizler" olarak aradığınızda; şimdilik 6 uygulama geliyor karşınıza. İlk olarak karşınıza çıkan "Ücretsiz Günlük Egzersizler" başlığı, içinde 5 farklı bölge için egzersiz barındırmakta olan; 5'i 1 yerde uygulaması :)





Yok bu gereksiz, ben sadece ihtiyacım olan bölgeyi isterim derseniz;


Basen için olan uygulama ve içeriği:




Bacak için olan uygulama ve içeriği:




Kol için olan uygulama ve içeriği:




Karın için olan uygulama ve içeriği:




Kardiyo için olan uygulama ve içeriği:



Ve bir de yoga var:



Tek uygulamalar; 5-8-10 dakikalık uygulama seçenekleri sunuyor. Egzersiz Programı 1 ücretsiz, 2 ve 3. programları isterseniz ücretle indirebiliyorsunuz.

Bilenlere hatırlatma, bilmeyen ve ilgilenenlere ise faydası olsun inşallah :)






25 Eylül 2013 Çarşamba

Spor... Spor... Spor...

Ne yapacağım şu bacaklara? diye yazınca, sağ olsun arkadaşlar da çözüm olabilecek önerilerde bulunmuşlar:


Hülya Uzay Yürüyüşü aleti önermiş. Baktım google'a; şöyle bir şey:



Bu sağdakinden bizim arka parkta var :)))

Yaşasın parktaki aleti kullanabilirim. Ama bir sorun var! Parkta 1 saat yapıp, kimselere bırakmazsam insanlar homurdanabilir ama evde mesela 1/2 saat bantta  hızlı yürür, sonra da 1/2 saat parkta bu aleti kullanabilirim. Fayda hissedersem de, soldaki Voit'i almayı düşünebilirim çünkü katlanınca çok yer kaplamıyor.



Şule de Cross Trainer önermiş:



Benim bu alete benzer, çok çok uzun zaman önce aldığım; 
o zamanki adıyla "eliptik bisiklet"im var aslında... 
Şöyle bir şey:


Koşu bandını alınca, evde yer kalmadı, yazlığa götürdüm. Garajda duruyor :(
Gerçekten çok etkili ve zorlayıcı. Sanırım üzerinde kaldığım maksimum süre 10 dakikadır!  
Dün Şule'nin yazısını okuyunca; azimle devam etseydim, o 10 dakikaları ben de arttırabilirdim diye düşündüm. Kısmetse, seneye yazlığa gidince; garajdan çıkaracak ve bahçemin en güzel köşesine yerleştireceğim kendisini :))



Cross Trainer kasları nasıl çalıştırıyormuş, bakalım:


Hülya bir de twist-shape önerisinde bulunmuş. 




Diyor ki; "... ben kullandım üst bacak ve kalça için süper... basit bi alet gibi duruyor ama acayip kas çalıştırıyor. küçük olduğu için her yere taşınıyor. salonda tv izlerken yap mesela yada nasıl nerde istersen pratik fiyatı 60-100 tl civarında..."



Fitiz ise squat'e başlamamı önermiş. 

Ah sevgili Fitiz, çok istiyorum ve inanılmaz imreniyorum. Başta zorlanacağım ama en azdan başlayıp, yavaş yavaş arttırmayı düşünüyorum.

Netten şöyle bir 30 Day Squat Challenge buldum. Bu sizin uyguladığınız mı bilemedim, buraya alıntıladım:




Kısacası; 
İlle de spor, ille de spor...





20 Eylül 2013 Cuma

Faydalı siteler, faydalı yazılar...

"Fitiz" güzel bir yazı yazmış, motivasyon kaynakları ile ilgili...

O yazıda bahsettiği www.bodytr.com sitesini ben de zaman zaman takip ederim. Bir de, interval antrenmanı merak edip araştırırken karşıma çıkan bu site var >>> . Oğlumun "body" çalışmaya merak sardığı bir dönemde ve sonrasında da kendim için pek çok soru yönelttim site sahibi Umut Varol'a ve hepsini de bıkmadan yanıtladı sağ olsun...

O siteden bir yazı alıntılıyorum şimdi... Hani Bikini Projesi de, Şule de bahsetmişti; L-Carnitine...
Hah işte neymiş, ne yararı varmış aşağıda... Daha fazlası ise burada >>>


. . .


L-CARNITINE’IN YARARLARI*

YAĞ YAKIMI
Bu konudan yukarıda detaylı bir şekilde bahsetmiştik. Kısacası ihtiyacımız olan enerjiyi vücudumuzda depolamış olduğumuz yağlardan sağlamamıza yardımcı olur. Böylece hem yağ depolarımızdan kurtulmuş oluruz hem de yağ yakımı sonucunda çok yüksek enerji açığa çıkmış olur. Bu da aerobik kapasitemizin artmasını sağlar.

KEMİK ERİMESİNİN ENGELLENMESİ
Yaşımız ilerlediğinde özellikle de bayanların menopoz dönemlerinde hepimizin karşılaştığı sorundur kemik erimesi. L-carnitine takviyesi aldığımızda kemik kaybı sürecini azaltmakla beraber kemiklerin mikro yapısında da gelişim sağlamış oluruz.

KALBE FAYDASI
Anjin sebebiyle ilaç kullanan kimselerde L-carnitine takviyesi kullanımı başlandığında kullanılan ilaçlarda azatlıma gidildiği tespit edilmiştir. Ayrıca bundan daha önemli olarak kalp krizi geçiren hastalara L-carnitine takviyesi başlandıktan sonra bir daha kalp krizi geçirme risklerinin düştüğü gözlenmiştir.

BÖBREKLERE FAYDASI
Böbreklerinde problem olan kişilerin böbreklerinin üretmesi gereken carnitine’i yeterli seviyede üretememesinden dolayı L-carnitine takviyesi verilmesi tavsiye edilmektedir.

ERKEĞİN ÜRETKENLİĞİ
Çocuk sahibi olmak isteyen ancak sperm kalitesi sebebiyle bu konuda problem yaşayan kişilere L-carnitine takviyesi başlatılarak yapılan araştırma sonucu, kişilerin sperm kalitelerinin artmasının yanında sperm sayısında da artış tespit edilmiştir.

EMZİREN ANNELER
Annelerin yeni doğan bebeklerini emzirmesi sırasında vücutlarındaki carnitine seviyesi azalmaktadır. Bu sebeple hamilelik esnasında almış oldukları kiloları vermeleri de zorlaşmaktadır. Bu durumda L-carnitine takviyesi almak vücudumuzun kaybettiği carnitine’i yerine koymak açısından önemli olmakla beraber alınmış olan kiloların verilmesini de destekleyecekir.

II. TİP DİYABET HASTALARI
Bu tip hastalara L-carnitine takviyesi glikoz oksidasyonu, glikoz depolaması ve glikoz tutulması vasıtasıyla yardımcı olmaktadır.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
L-carnitine bir antioksidan görevi yaparak sağlıklı hücrelerinizin zarar görmesini engeller. Bu durum özellikle mevsimsel alerjiler, soğuk algınlığı ve yoğun antrenman sebebiyle bağışıklık sistemimizin yaşadığı problemler döneminde kendisini gösterir.

BEYİN FONKSİYONLARI
Beynin yaşlanmasını engelleyen takviye olarak gingko biloba kullanılması gerektiğini duymuşsunuzdur. Bundan daha iyi bir takviye nedir derseniz tabii ki L-carnitine diyeceğim. L-carnitine hem beyin fonksiyonlarının yaşlılık sebebiyle yaşlanmasını hem de stresten kaynaklanan beyin hasarını önlüyor.

NE KADAR L-CARNITINE ALMALIYIM?

                L-carnitine piyasada tablet ve sıvı formda bulunmaktadır. Tablet olarak aldığınızda günlük olarak spordan 30 dk kadar önce alacağınız 2-4 gr carnitine hem spor performansınızın artmasını hem de beden sağlığınızın desteklenmesini sağlayacaktır. Ben sıvı formda olanları tercih ediyorum. Sebebi spordan 10 dk önce alınması. Çok daha hızlı bir şekilde emilimi olduğundan dolayı spora başlamadan hemen önce 20 ml kadar alıyorum ve ısınma ve gerdirme esnasında vücutta kullanıma hazır hale geliyor. Buradan anlayacağımız gibi L-carnitine oturduğumuz yerden yağlarımızın yanmasını falan sağlamıyor. Normal günlük işler için 4-5 ml kadar kullanımı yağ yakımını desteklemektedir. Ancak spor esnasında alımında açıkladığımız gibi yoğun tempoda kullanıma hazır hale gelen bir enerji açığa çıkmaktadır. Vücudun yağ yakımı karbonhidrat depolarımızın tükenmesinden sonra başladığı için öncelikle vücudumuzu bu seviyeye getirmemiz gerekmektedir.

HANGİ GIDADA NE KADAR BULUNUR?

Aşağıda belirtilen gıdaların 100’er gr’ı için verilen değerler bulunmaktadır.

Kırmızı et                94-95 mg
Morina balığı         5,6  mg
Tavuk göğüs eti         3,9  mg
Kaşar peyniri         3,7  mg
Dondurma         3,7  mg
Eski kaşar          1,1  mg
Tam buğday ekmeği 0,36  mg
Beyaz ekmek         0,147mg
Pilav                         0,05  mg
Yumurta                 0,012 mg


*alıntı: http://uvfitness.net/l-carnitine/

16 Mart 2013 Cumartesi

2. Dönem: 74. Gün

Serbest günlerin dünkü birinci bölümü bitip de akşam yatmaya giderken, ağzımda bilmem kaçıncı mide pastilim vardı. Aklıma gelen ne varsa, olur olmaz demeden yemenin bedeli olarak...

Bu sabah kalkınca, işimi garatiye alıp, aç karnına alınan mide haplarından aldım ilk iş... Böylece midemi bir nebze korumaya alacak ve zırt pırt pastil almak zorunda kalmayacaktım. İşe de yaradı, bir gün önceki kadar ekşimedi midem ama alıştığından çok yemenin ağırlığı ve şişkinliğine çözüm olamadı yine de...

Cumartesi semt pazarı günümüz ve hava buz gibi... Eskiden olsa asla o havada çıkmam dışarı veya bir araç ayarlarım beni pazar yerine bırakacak ve sonra da alacak... Kısacası hareket edeceğim diye ödüm kopar tabir-i caizse... Şimdi öyle mi ya! Hareket edeceğim hiçbir fırsatı kaçırmıyorum. Bu sebeple, o buz gibi havada gittim pazarıma, yaptım alış-verişimi... Eve geldim, aldıklarımı yerleştirdim, sonra yine çıktım dışarı. Bu sefer ablamlara çaya... Mis gibi simitle, mis gibi bir kahvaltı sofrasında, mis gibi bir buluşma...

Tam kalkacağıma yakın eşim aradı; balıkçıdaymış. Akşama balık bakalım demiştim sabah çıkarken, normalde "sakın kızartmalık alma, ızgaralık balık olsun" derim ama bu sefer özellikle kızartmalık balık istiyorum; hamsinin tüm kılçığını alınca seviyor çocuklar ama ona zaman yok şimdi... istavrit, tekir olsun madem... Hava çok soğuk, seni alırım, sakın yürüme diyor mecbur peki diyorum ben de... Dönüş yolunda uğrarım dediğim meşhur tatlıcımıza uğrama işi de böylece iptal oluyor...

Pazardan aldığım körpecik kıvırcıklar ve rokalarla, bol havuçlu salata, Hatay'dan gelmiş nar ekşisi şişesi de baş köşede... Öyle seviyorum ki şu nar ekşisini, kafama dikip içesim var, o kadar yani... Ben kızartıyorum balıkları, ev halkı yiyiyor... Büyük oğlum; anne sen ne zaman geleceksin diyor... Anneme bakıyorum, gülüyor :) Bizim evde âdet böyle oğlum diyorum, anneler kızartır, sıcak sıcak çocuklar yer... Siz yiyedurun, ben de geliyorum birazdan...

Yemek sonrası tatlı soruyor çocuklar... Var diyorum; çay olana kadar bol cevizli, tereyağlı un helvası kavuruyorum. Küçük oğlumdan ertesi akşam için çikolata soslu yalancı tavuk göğsü siparişi alıyorum :)

Gece bitip, annemle kardeşimi geçirirken; ertesi gün Ispanaklı Pide Partisi :) için sözleşiyoruz...


not: tüm günde adım sayım 10.000+ oldu...



15 Mart 2013 Cuma

2. Dönem: 73. Gün

İşte bugün artık yeni bir dönem başlıyor.

Bugünden itibaren artık ben; kendi ayaklarımın üzerinde durarak, kendi programımı kendim yaparak bu yolculuğa devam edeceğim.

Bunu sonra detaylı yazacağım zaten...

Ama şimdi 3 gün, sadece ve sadece 3 gün hiçbir şey düşünmeden, kendime hiçbir kısıtlama getirmeden, "yasak" sözcüğünü aklımdan ve soframdan çıkararak yaşayacağım.

not: sabah 40 dakika kadar Power Plate yaptım.

14 Mart 2013 Perşembe

2. Dönem: 72. Gün

Ve yeşil çorbalı günlerin sonundayım bugün...

Sabah: Klasik kahvaltı + 1 tk. diyet reçel
Ara: Meyve+yoğurt
Öğle: Karbonhidrat+protein+sebze
Ara: Çay ve 3 limonlu-tahıllı bisküvi
Akşam: Yeşil çorba


• Su, bol yeşil çay (naneli, yaseminli, tarçın-karanfilli çeşitlerden değiştirerek )

• Tüm gün toplamda 10.000+adım...

Yürüyüşümü yaptım yine... Bantta 65 dakika kadar yürüdüm:
- 15 dk. ısınma
- 30 dk. interval yürüyüş (1dk. koşu, 2dk.hızlı yürüme şeklinde)
- 20 dk. soğuma
 

13 Mart 2013 Çarşamba

2. Dönem: 70 ve 71. Günler

70. Gün

Detoks bitince bu sabah kahvaltımı çok özlediğim beyaz peynir ile klasik kahvaltı olarak yaptım.

Sabah: Klasik kahvaltı
Ara: Meyve+yoğurt
Öğle: Karbonhidrat+protein+sebze
Ara: Çay ve 3 tahıllı bisküvi
Akşam: Yeşil çorba


• Su, bol yeşil çay (naneli, yaseminli, tarçın-karanfilli çeşitlerden değiştirerek, ıhlamur... )
 

• Tüm gün toplamda 10.000+adım...
* * *

71. Gün:

Geçen haftasonu semt pazarından köy yumurtası almış fakat detoks günlerinde olduğumdan yiyememiştim. Dün detoks bitince en özlediğim beyaz peynirle yaptım kahvaltımı, bu sabah da yumurtaya geldi sıra...

Sabah: 1 yumurta, siyah zeytin, yeşillik, 45.gr. ekmek ve yeşil çay ile kahvaltı
Ara: Meyve+yoğurt
Öğle: Karbonhidrat+protein+sebze
Ara: Havuçlu kek ve çay
Akşam: Yeşil çorba


• Su, bol yeşil çay (naneli, yaseminli, tarçın-karanfilli çeşitlerden değiştirerek )

• 30+ Power Plate


4 Mart 2013 Pazartesi

2. Dönem: 62. Gün

Power Plate konusunda ekleme: Bu eklemeyi ne zamandır yapmak istiyordum. PowerPlate 1 ay gittim. Nasıldı? İyiydi, hatta bu kadar pahalı olmasaydı belki eve de alırdım bir tane ama neyse ki olmadı öyle bir şey! Peki sonra n'oldu? Sonra diyet askıya alındı, spor hayatımda zaten eğreti dururken, tamamen çıktı ve tekrar kilo aldım! Özellikle üst bacaklarıma ve basenlerime yerleşti kilolar. İyice azalmış olan selülitlerim, çok vahim bir hal aldı! Hadi benim zaten kilolarla ve selülitle başım dertteydi ve bu yüzden de son durumuma çok kafa yormadım. Lâkin, benimle Power Plate'e gelen bir arkadaşımın söyledikleriyle kafamdaki ampul yandı! Zayıf bacakları olan ve selülit derdi olmayan arkadaşım; PowerPlate'i bıraktıktan sonra bacaklarında selülit oluştuğunu söyledi! Çok üzüldüm, oraya başlamasına vesile olduğum için de vicdanen çok rahatsız oldum.
Kıssadan hisse; belki ömür boyu PowerPlate yaparsanız, bu olumsuz etkiyi hiç yaşamazsınız. Veya bir şekilde spor ve dikkatli beslenmeyle, bu sonradan çıkan etkiye maruz kalmayabilirsiniz. Ama benim gibi bir heves başlayıp da 1 ay, 2 ay, 3 ay,vs... sonra bırakırsanız; işte böyle paranızla rezil olursunuz!
En iyi, en ucuz, en yan etkisiz spor; yürüyüşten şaşmayın derim..

* * *

Yeşil çorbalı günlerin sonu bugün...

Yarından itibaren çok sevdiğim "detoks haftası" başlayacak. Tek sıkıntı, kahvesizlik! Çok alıştım son zamanlarda, günde 3 yapmamaya çalışsam da pek mümkün olmuyordu hatta 4'ü bulduğu bile oluyordu. Çare yok dayanılacak, 1 hafta dediğin nedir ki, hemen geçer gider...

Bu sabah ne zamandır yapmayı planladığım, planlayıp planlayıp bir türlü yapamadığım bir aktivite gerçekleştirdim. Power Plate deneme seansına gittim.





Uzun uzun "Power Plate nedir" anlatmayacağım fakat okuduğum yorumlardan, kısa süre yapılmasına rağmen uzun süreli spor yapmışçasına etki gösteren bir sistem olduğunu öğrenince araştırmalarıma başladım.
(Aşağıdaki görsel Google'dan bulunmuş -buraya tıklarsanız büyüterek okuyabilirsiniz- ve tamamen bilgilendirme amaçlıdır. Yazıda geçen yer ve kişi ile ilgili bir ilgim ve bilgim yoktur.)












Burada önemli olan spor salonunun kalitesinden ziyade spor hocanız ve işletmecinin anlayışı çünkü maalesef ehil olmayan çalıştırıcılar veya yüksek derecede kâr gütme duygusuyla hareket eden işletmeciler yüzünden; hem vaktinizi, hem paranızı boşa harcayabilir ve en önemlisi de sağlığınızla ilgili risk alabilirsiniz.




Mesela parası olan güzellik salonları koymuş bu aleti salonuna ve bu sistemi kavitasyonun yanında sunuyor. Düşünün mesela epilasyondan çıkan İsmek mezunu güzellik uzmanı, arada size Power Plate yaptırıyor! Ya da büyük merkezlerde, büyük büyük paralar ödeyerek gittiğiniz salonlarda işin ehline düştünüz diyelim; 10 dakikada veya bilemediniz 15 dakikada işinizi bitirip "sıradaki" diyorlar... Ben birebir yaşayanların yalancısıyım ama duyduklarım hiç hoş şeyler değildi.

Benim gittiğim salondaki hocamız, bu işe gönül vermiş bir spor hocası. Sürenin en az 30 dakika olduğunu ve hatta geçtiğini söylüyorlar. Bizzat başınızda duruyor ve her hareketi anlatıyor, gösteriyor ve doğru bir şekilde yaptığınıza emin oluyor. Her harekette "iyi olup olmadığımızı" soruyor, özellikle başın rahatsız olmaması çok önemli...



Deneme seansı bana göre çok iyiydi. Çarşamba için randevu aldım, başlıyorum. İnşallah sağlığımız müsade eder ve uzun soluklu bir spor hayatına adım atmış oluruz. Çünkü;
  • anladım ki sadece diyet yetmiyor artık...
  • anladım ki sadece yürüme veya mini bisiklette pedal çevirme de yetmiyor...
  • daha hızlı ve daha etkili bir programa ihtiyacım var ve umarım doğru yerdeyimdir...


20 Şubat 2013 Çarşamba

2. Dönem: 50. Gün

Yeme içme düzenim artık oturdu ve yazacak yeni bir şey yok; programıma kesintisiz ve deliksiz devam ediyorum.

Fakat spor, hayatımda yeniden yer almaya başlıyor, bunu konuşalım. Yazmak ve yazdıkça hevese gelmek istiyorum biraz da...

Pazartesi günü gece 23.00'den sonra Voit Mini-Bike ile oturduğum yerde yaklaşık 3 saat pedal çevirdim ve günlük 10.000 hedefimi tutturdum, hatta geçtim.

Dün, Salı; tüm gün sokaklarda işlerim vardı, akşam da eve gelip -eşimin de evde olmamasını fırsat bilip- temizlik yaptım. Merdiven tepelerine çıktım indim, eğildim kalktım ve gece 01.30'da yatmaya giderken resmen bacaklarım tutmuyordu. Adımsayar 7.500 gibi bir sayıydı ama yaptığım hareket bence yeterliydi.

Ve bugün; işten gelir gelmez yürümek için banta çıktım.
  • Önce 3'le başladım yürümeye, sonra 4 ve 5'de devam ettim.
  • 30. dakikaya gelince, 6 ve 9 hızlarında interval yürüyüşü denemek istedim ama ilk günden ağır geldi, yapamadım. 5 hızında yürümeye devam ettim.
  • 35. dakikadan itibaren, 30 dakika boyunca; 2 dk. 5 hızında yürüyüş, 1 dk. 5 hızında koşu (ayakları sürüyerek değil, pat pat ses çıkararak :))şeklinde interval antranman sistemi...
  • Son 5 dakika hızı kademeli azaltarak, soğuma...
  • Adımsayar günlük raporda, 10.000 adımı geçtim.

Bacaklarım ağrıyor ama çok çok iyi hissediyorum. Bundan sonra aynalara "fark var mı" diye bakmak daha anlamlı ve keyifli olacak...




19 Şubat 2013 Salı

2. Dönem: 48. ve 49. Günler

Dün ve bugün; sabah, öğle ve akşam listeme tam uyum... Acıkmıyorum, çok çok su içiyorum, 3-4 kupa yeşil çay içiyorum, kahveyi 2 ile sınırlamaya çalışıyorum ama 3 de olabiliyor, sakızlarım tatlı krizlerim için can kurtarıcı... Kısacası yeme ile ilgili sorunum yok çok şükür...

Tüm gece kayınvalidemdeydim. Eve geldiğimde saat 23.15 idi ve tahmin edileceği gibi, hiç halim yoktu spor yapmaya... Fiziksel durumum "hayır" dese de, ruh durumum "yapmalısın, söz verdin" modundaydı.

O saatte yapabileceğim en iyi şey, TV'de güzel bir film açmak ve mini bike'm ile pedal çevirmekti. Öyle de yaptım. Film bitti, bir film daha açtım.

Yattığımda 02.30'a geliyordu saat ve yaklaşık 13.500 adım yapmış olmanın dayanılmaz hafifliği ile uykuya daldım.

Sabah gözlerimi açtığımda ilk aklıma gelen; "yaşasın, dün sözümü tuttum" oldu. Güne böyle pozitif başlayınca da -Endorfinime Sağlık :)-  mutlu mesut bir gün geçirdim bugün...

21 gün kesintisiz sürdürebilirsem bu hareketliliği, alışkanlığa döner ve hayatımda kalıcı olabilir mi acaba?

İnşallah diyeyim...


4 Şubat 2013 Pazartesi

2. Dönem: 34. Gün

Bugün 5. haftanın son günü... Öğünlerimi tam yapmak, kaçamak yapmamak, suyumu eksiksiz hatta fazla fazla içmek ve 10.000 adımı gerçekleştirmek hedeflerim...

Sabah saati 07:45'e kurdum. Kahvaltı saatimi atlamamak için... Önce bol su, sonrasında süt ve herbalife ile kahvaltı, yine bol su ve 5'i bir yerde çay içip, karnımdan gulu gulu sesler gelirken yattım tekrardan...

Çocukların kalkması, kahvaltıları, ortalık, vs... derken saat 11.30'u buldu evden çıkmamız... Biraz dolaştık, alışveriş yaptık ve çocukların çok sevdiği cafe'de mola verdik. Tam öğle yemeği saatim, ben de fırsattan istifade yemeğimi yiyeceğim. Kuytu bir masayı seçtik ki, brokoli haşlamamdan çıkması muhtemel kokularla insanları mest etmeyeyim :) 1 tk. zaytinyağlı brokolim ve tavuk haşlamamı yedim ama nasıl yedim, bitirdim, ah bir de bana sorsunlar! Resmen ilaç niyetine yenir ya, işte öyle...

Öğleden sonra halledilmesi gereken işlerin bitirilmesi ve tekrardan alışverişten sonra eve uğradık, aldıklarımızı bıraktık. Akşam yemeğinde pizzacı mı, Happy mi diye karar veremediler önce; sonrasında yarın ben de serbest gün yapacağım diye pizzacıyı yarına ertelediler. İyi oldu, ben de ton balığı yerine sıcak ızgara yiyebileceğim...



Bu akşam; tavuk ızgara miktarı çok oldu, havuç yasak ama az havuçlu lahana salatası gereksiz oldu çünkü ıspanak yemeğim vardı zaten yanımda... Bir de ufaklığın sushi siparişinden  1/2 sushi tıtıkladım :( Bunun yanında tatlı bölümünde ne çikolatalı sufleye, ne İtalyan kekine ne de ballı cevizli balkabağı tatlısına dönüp bakmadım, bir çatal bile almadım :)



Gece 10.000 adımı tamamlamadan yatmadım :)

Neymiş; insan isterse, spor yapamıyorum lafı işte böyle yalan olurmuş!

Yarın büyük gün, tartılacağım...

3 Şubat 2013 Pazar

2. Dönem: 33. Gün (2)

Bulgaristan yolculuklarındaki klasik ilk durağımız, İstanbul çıkışındaki Metro tesisleri ve oradaki tavşan kanı çay molası :) Bu çaya eşlik eden bu sefer BİM marketlerde de satılan bu yağlı gevrekler...



Çok severim kendilerini ama sabah kahvaltısını kuvvetli yaptığım için can çekmesi falan yok.

Bu sefer Edirne'den değil, Kırklareli Dereköy'den çıkış yapacağız. Kırklareli'nde de Edirne Ciğeri yapan çok güzel bir yer var ve bizimkiler tercihlerini oradan yana kullandılar. Ben tavuklu ıspanak yemeğimi yerken, eşim ve çocuklar duble edirne tava ciğerlerini götürdüler; 2 çatal aldım ben de, dayanamadım :)

Bulgaristan'a girdikten 1,5 saat kadar sonra kahve molası verdik. Nestle'nin çikolatalı ve vişneli müslilerinden aldım, kahvenin yanında masum bir seçenek diye...



Kahvenin yanında verilen bisküviden yemedim ama müsli çeşitlerinden 1'er ısırık aldım ve kendimi durdurdum!



Nihayet eve vardık, yerleştik. Aceleyle mutfağı elden geçirip, çayı koydum. Ufaklık biraz acıktığını söyledi ama su böreği değil, çiğ köfte istedi. Sofrayı kurunca diğerleri de katıldı. Aslında orada hemen süt ve herbalife'ımı yapıp içsem, tuzağa düşmeyeceğim ama öyle yapmadım. Sofrayı toplarken,  4 mü 5 mi çiğköfteyi kıvırcığa sarıp yedim. Bira ara pişman olacak gibi oldum ama sonra lavaşsız yedim diye kendimi affettim!

Ve asıl kendimi takdir ettiğim anlar...

Karşımda Leslie varmış gibi; biraz ondan esinlenme, biraz doğaçlama, biraz yerinde yürüyüş, biraz dans karışımı bir kareografi ile adım sayımı 10.000 yaptım...


2. Dönem: 33. Gün (1)

Günlerden pazar ama uyumak yok!

Çünkü hem 1 ve 3 numaraların dersanelerinde deneme sınavları var ve erken çıkmaları gerek ve hem de bugün 3 günlüğüne Bulgaristan seyahatimiz var, hazırlanmam lazım.

Önce büyük oğlumu kaldırdım, O kahvaltısını yaptı, çıktılar babasıyla.... O esnada küçük kahvaltısını bitirdi, büyüğü metroya bırakıp gelen baba, bu sefer küçüğü dersanesine bıraktı. Babamız dönünce, ortancayı da kaldırdık ve kahvaltıya oturduk.

Dünkü semt pazarı maceramdan geriye kalan, şu masadaki şahane görüntü; peynir ve zeytin çeşitleri, tazecik rokalar, maydanoz, dereotu, körpecik kıvırcıklar ve sol el yüzük parmağımdaki uyuşukluk! Evet, sol elimin yüzük parmak ucu dünden beri uyuşuk ve geçmedi. Nasıl yüklenmişsem o elime ve parmağıma artık!

Neyse; harika bir kahvaltı yaptım; ekmek ve zeytin ölçülü ama peynir ve yeşillik değil... Hatta ekstradan ceviz de yedim, listemde olmamasına rağmen... Olsun; bugün kahvaltıyı kuvvetli yapmayı, öğle yemeğimi normal şekilde yemeyi fakat ara öğünü atlamayı ve akşam yemeğini de süt ve herbalife ile yapmayı planlıyorum.

Kahvaltı sonrası hazırlıklara başlıyorum. Evde kalacağımızdan, kahvaltı için gerekli yiyecekleri hazırlıyorum. Yol için meyve, meyve suyu, kuruyemiş, tuzlu gevrekler, tatlı kurabiyeler... Hatta eşim çiğ köfte ve su böreği de hazırlatmış; hem kendimize, hem hediyelik :)

Esas hazırlığı kendim için yapıyorum çünkü yarın 5. haftanın son günü ve kahvaltıda sadece süt ve herbalife var, sonrasındaki öğünlerde ise et ve salata veya sebze... Salı sabahı ise tartılacağım. Çok zor bir sınav bekliyor beni, hem bugünkü yolculukta ve hem de pazartesi günü... Eşimin ısrarlarından kurtulabilirsem, kendi irademle ilgili sorun yaşamam diye düşünüyorum ya; bakalım hayırlısı...

Yanıma hem mutfak tartmı, hem baskülümü alıyorum ilk olarak... Sonra gramı gramına tartarak hazırladığım yemeklerimi küçük Tupperware kaplara koyup, stretcliyorum. Bugün öğle yemeği olarak ıspanak ve tavuk, yarın öğle için buharda brokoli+tavuk ve akşam için de ıspanak yemeği ve ton balığı... Ayrıca yağsız süt ve herbalife... Vitamin ve Ca-Sandozum... 1 Lt.lik şişemde suyum, bittikçe dolduracağım, ölçümü bilmek için önemli... Yeşil çay çeşitlerim... Cebimde adımsayarım ve hatta 1'er kg.luk dambıllarım :))

Küçük oğlum dersaneden döner dönmez yola çıkıyoruz. Büyük oğlanı dersanesinden alıp, devam edeceğiz...

2 Şubat 2013 Cumartesi

2. Dönem: 32. Gün

Bugünü kendime ve aile ziyaretlerine ayırdım.

Sabah kahvaltı sonrası, planlamamı yaptım, öğle yemeğimi ve ara öğünümü yanıma alıp çıktım dışarı.

Önce kişisel bakım randevum, sonrasında anneannemi ziyaret ve annemle kahve keyfi... Öğle yemeğimi de burada yiyip, vedalaştım. Gitsem mi, gitmesem mi diye kararsız kalsam da, hadi bir uğrayayım dedim ve semt pazarına girdim. Amacım hemen pazarın başından biraz yeşillik almak ve çıkmak... Tabi ki öyle olmadı!... Her seferinde bir şey almayacağım nasılsa diye pazara girip, kollar uzamış bir şekilde pazardan çıkmak artık benim klasiğim oldu! Ay bu ne güzel, şu ne taze, marketde bulamam şundan çokça alayım derken, pazardan çıktığımda ağlayacaktım neredeyse... Yahu daha belin tam iyileşmedi, nene gerek böyle alış-veriş! Eşimi aradım, araç gönderdi ve aldığım erzakı eve gönderip, ben programıma devam ettim.

Sırada ablamlar var; manevi ablamlar, uzun zamandır ziyaret edememiştim. Bir yandan sohbet ettik, bir yandan ara öğünümü yaptım. Sonrasında onlarla da kahve keyfi yapıp ayrıldım.

En son kuaförüm... İlk defa randevusuz gittim ve kalabalık! Neyse ki hemen aradan aldılar da çok beklemedim. Akşama bir öğretmen arkadaşımızın nişanı var, sadece fön çektirdim.

Kuaförden çıkıp eşimi aradım, merak etmesin diye... Niyetim eve kadar yürümek ve 10.000 adımı tamamlamaya çalışmak ama eşim bırakır mı; geldi aldı sağolsun!

Nişan 20.00'de. Eşim gelmeyecek, genelde eşler katılmayacağı için ısrarcı olmadım ben de... Ev halkı yemeğini yedi, sonrasında hazırlandım ve çıktım.

Tüm gün programa tam uyumdan sonra; akşam yemeğimde sadece et ve salata olması lazımken, maalesef küçük deliklerle kapadık geceyi; kısır, haydari, beyaz peynir, az dolma içi, 3/4 börek, fırın patates, pasta... Oldu, yapacak bir şey yok!

Adım sayarımı 10.000'e tamamlayıp yattım...

1 Şubat 2013 Cuma

2. Dönem: 31. Gün

Birkaç gündür kol kasları için hareket bakıyorum. Videolar indirdim ama bir türlü başlayamadım. Dün Dukan'ın önerdiği hareketlerin çıktısını aldım, buradan... Özellikle 3 ve 4 numaralara yoğunlaşmam lazım; diğer ikisi belimi zorlar diye şimdilik yapmayı düşünmüyorum.



Bugün öğle tatilinde de dışarı çıkıp yürüdük arkadaşımla... Bu sefer yürüyüş süresi 47 dakika oldu ve parkurumuz çok daha çetindi :)

Önce düz yolda gittik, araçlar zorlayınca ara yola saptık ve bir müddet hafif yokuş indik. Sonrasında tekrar ana yola çıkmak için ise inanılmaz bir yokuş çıkmak zorunda kaldık ki öyle böyle değil! Çık çık bitmez, çık çık bitmez; Allah'ım ne zaman indik bu kadar çukura da şimdi çıkamıyoruz anlamadım! Tam bitti derken son bir yokuş ki, Allah Allah! dedirtecek kadar... Vur deyince öldürmek bu olsa gerek! Dil dışarıda düz yola çıktık ve sonunda uzaktan okulun tabelası gözükünce rahat nefes aldım :) Epey terledim, güzel de oldu ama bu parkur okul zamanı yapılacak bir şey değil. Paşa paşa okulun etrafında 3 tur atmak da 45 dakika ve o kadar kan ter içinde kalmadan üstelik... Çok efor sarfetmeden, mis gibi; yürüyüşse yürüyüş, sporsa spor, icat çıkarmaya gerek yok!

Şimdi bakıyorum da, beslenmeden konuşmayı bırakıp spor konuşmak, konuşabiliyor olmak ne güzel :)

Demek herşeyin bir zamanı, sırası var...


31 Ocak 2013 Perşembe

2. Dönem: 30. Gün (2)

... bölüm 2...

Spor'da bugünü de 10.000 adımı tamamlayarak bitirdim:

10.000 adımı geçince altta sevindirik bir figür çıkıyor, yuppiii der gibi hareketlerle...



  • Öğleyin okul çevresinde 2 tur, yaklaşık 30 dk.
  • Akşam eve geldikten sonra mini bike'da 2x30 dk. pedal çevirme
Akşam yemeğinde dışarıdaydık. Sebzemi yanımda götürdüm, ana yemek tercihim en yağsız olabilecek bir çeşittendi. Yemek sonrası; kadayıf, künefe ve sütlaç siparişlerine tabi ki dahil olmadım. Şekersiz böğürtlenli sakızımdan minik bir ısırık yeterli oldu bana...

Sonrasında sinema... Salondan girdik ve havaya çökmüş o ağır ama missss koku sardı beni; pop-corn kokusu! Sofradan yeni kalkmış da olsam, patlayana kadar da tok olsam, hiç farketmez; 1 kova pop-corn'u verin bana, bakın bakalım ne oluyor! O derece seviyorum...



Büfelerin arasından geçip, bir an önce koltuğuma geçeyim, tehlikeyi savuşturayım derdindeyim. Tam salona girdim, baktım bir genç arabayla girişte pusu kurmuş, pop-corn satıyor! Film başlayana, ışıklar kararana kadar da gitmedi salondan... Almadım ama yanından geçerken fotosunu çektim mısırların :) Eminim ne o çocuk ne de seyirciler anlamlandıramamışlardır (of kelimeye bak!) mısırların fotoğraflarının çekilmesini...  Bir ara niyeti bozdum, arada nasılsa benim küçük mısır canavarım gider alır, ben de bir avuç yürütürüm yine dedim. Fakat çok sıra vardır diye O da çıkmayınca arada, hasarsız bir sinema gecesini atlatmış oldum :)

Bu arada gittiğimiz film Cem Yılmaz'ın filmi. Biliyorsunuz, sahnedeki gösterilerinin beyazperdeye taşınmış hali. Nerede okuduysam, kimden dinlediysem; şöyle komik, böyle güzel, gülmekten karnımız ağrıdı, 2. defa da gidilir... tarzı söylemler... Size 2 farklı bakış açısı:
  1. Hemen sağımda oturan kadın! Yanında eşi, erkek arkadaşı, her neyse... Film başladı. Bir süre sonra huzursuz, kıpırdanıp durmaya, eşine vık vıklamaya başladı... Of'lar, puf'lar... Bir ara birine telefon açtı. "Yeaa, işte adam konuşup duruyoo; biz de mal mal seyrediyoruz... Hiçbişi yok yeaa..." tarzı muhabbet! Ya sabır, ya selamet! Solumda eşim olmasa, biliyorum söyleyeceğimi: "geldiği filmin içeriğinden bihaber olursa bir insan, mal sıfatı ona daha çok yakışır" diyeceğim; diyemiyorum! Sadece bir-iki ters bakıyorum da kapıyor telefonu... İkinci yarıda da mesaj  falan attı can sıkıntısından... Telefonunun ışığı yandıkça ve gözüme battıkça, ben de ters ters baktım ama ne fayda... Film stand-up gösterisi ve konsantrasyon bozulunca yakalayana kadar bir süre geçiyor haliyle...
  2. Hemen arkamızda oturan bir grup gencin içinde "en neşelisi, en gür seslisi, en bol güleni, olura olmaza huuuhhaaaahaaa diye kahkaha patlatanı..."; eşimle küçük oğlumun tam arkasında oturan "sizi bu gece sayıyla mı verdiler bize" dedirten renkli kişilik! Allah'ım yok delireceğim. Gülmek istesen de gülemiyorsun çünkü arkanda senin yerine, hatta tüm ailenin ve bazen tüm salonun yerine gülme kapasitesine sahip biri var! Bu kadar mı anıra anıra gülünür ya! 1. yarı bitti, ışıklar yandı; biz tüm aile döndük arkaya baktık; bu muhteşem sesleri çıkaran şahsı tanıyalım diye... Hani anlar da belki utanır diye... Yok, tam tersi; "ayy, çocuk ne keyifli izliyor, helal valla..." diye bir düşünceyle baktığımız zannetmiş olacak ki; 2. yarıda hiç değişiklik yok! Bir de 2. izleyişiymiş, bir sahne geliyor mesela; "bak şimdi, bak bak, burası çok güzel" diye yanındakilere tüyo vermeleri var, hepten kopartıyor seni! Bekliyorum benim çocuklar veya eşim bir şey desin... Çünkü arkadaki genç grup; ben bir şey derim, onlar da ters bir şey söylerler, hadi bizdeki 5 erkek (+1 kardeşim) için al başına belayı... Derken son kahkasından sonra eşimin arkaya dönüp "kardeşim..." demesiyle dayanamadım, lafı eşimin ağzına tıkadım ve atladım; "kardeşim biraz yavaş olur musunuz lütfen! bütün gece sizi dinledik! biraz yavaş ama bu kadar da olmaz ki..." Sesli bir şekilde cıkcıkcık'layıp önüme döndüm. Ve bitti! Her şey normalleşti. Film bitince de "çok güzeldi yaaa, 3. ye de gelir izlerim..." dedi ya; "neşene sağlık arkadaşım" diyesim vardı ama yutkundum!
Bence film;
  • Bazı sahneler gerçekten çok güzeldi ve çok güldüm.
  • Fakat genele yaydığımda; ya çok güzel, çok güleceğim şartıyla gittiğim için  umduğumu bulamadım. Ya da yanımdaki ve arkamızdaki "olumsuz" etkenlerden dolayı konsantre olamadım ve bu yüzden umduğumu bulamadığımı söylüyorum. Çünkü dediğim gibi bu bir stand-up gösterisi; normal film değil ki aralarda gözün kulağın veya kafan başka yere kaysa da, hemen geri dönüp toparlayasın... Bir cümle veya kelimeyi kaçırdın mı, arkasından gelen espriyi anlaman zorlaşabiliyor...
Fakat şurası kesin ki;

Bundan böyle bir stand-up gösterisini ya canlı performans olarak sahnede izlerim ya da DVD'sini alır, evimde izlerim. Fakat asla bir sinema filmi olarak sinemada değil...

23 Ocak 2013 Çarşamba

Leslie Sansone'la 5 Mil

Hazır spordan gidiyorken, bu konuyla ilgili bir de video paylaşalım.

Leslie Sansone'un "5 Mile Fat Burning Walk" videosunda; her mil gittikçe artan tempoyla devam edip, son 2 dakikasında tempo iyice arttırılıyor ve "Boosted Walking- Power Walking" diye tanımladığı şekilde mil tamamlanıyor. Ardından başlayan mil, yine çok yavaş şekilde başlayıp, gittikçe hızlanıyor ve yine boosted walking ile tamamlanıyor. Bu şekilde 5 mil ve her mil farklı sahneyle yer alıyor.

Aslında düzenli periyodlarla hızlanma-yavaşlama olmadığı için, "interval" kapsamında değerlendirileceğini çok sanmıyorum fakat yavaştan hızlıya, sonra en hızlıya derken tekrar yavaşa giden stiliyle yağ yakmada çok etkili bir video...



 
 
 
Öncelikle 2, sonra 3 millik videolarla belirli bir kondisyonu yakalayıp, sonra bu videoya geçiş yapmak gerekli bence...