Serbest Gün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Serbest Gün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2013 Salı

2. Dönem: 118 - 132. Günler

Tam 15 gündür işin cılkı çıktı!

Araya 1 kuzenlerle kahvaltı, 1 okuldaki Anneler Günü Kahvaltısı, 2 özel yemek ve 3 davet girdi...

Bugünden itibaren 3 gün ise yazlığın temizliği ve pazar günü de yazlıkta misafir ağırlama var. Yani pazar günü dahil enerjimi yüksek tutmam lazım.

Sonrasında ise, 1 ay için herhangi bir program görünmüyor.

Yani 20 Mayıs'da tekrar deneyebilirim.

Aslında iş-program falan bahane! Nutella kavanozu görmek istemiyorsam, vakit gelmiş de geçiyor demektir!




28 Nisan 2013 Pazar

2. Dönem: 113 - 116. Günler

Geziden Çarşamba gecesi döndük, Perşembe-Cuma derken hafta sonu geldi...

Her zamanki gibi pazartesiyi bekliyoruz, yeni başlangıçlar için...

24 Nisan 2013 Çarşamba

2. Dönem: 107 - 112. Günler

Önce Yunanistan, Selanik; Sevgili Atamızın evi...

Sonra Bitola, Atamızın Askeri Lisesi ve Üsküp'de kardeş okul ziyaretimiz...

Son olarak Bulgaristan...

Adım sayarım hep yanımdaydı, 10.000+ olarak kapattık günleri ki  hesapsız yemeleri biraz olsun dengelemiştir diye umuyorum.

18 Nisan 2013 Perşembe

2. Dönem: 102 - 107. Günler

Neden hayatımda kendime devamlı engeller koyarım hiç bilemedim.

Aslında hedef koyduğumu sanıyorum ama değil; sadece kendimi engelliyorum çünkü koyduğum hedef, bugünümü sekteye uğratıyor!

Karışık oldu değil mi?

Açık anlatayım.

Arkadaşımın yanında geçirdiğim, beslenme açısından 9 hesapsız günün ardından, geçtiğimiz cumartesi NORMAL hayatıma dönmek isterken; içimdeki o her zamanki ses dedi ki;

"6 gün sonra gezi var, oradan dönünce başlarsın, boşveeeeer...."

Yani ben güya kendime hedef koydum ama aslında hayatımdan 6 günü yedim!

Özetle; serbestliğin dibine vurduğum bir 6 gün daha geçti...

17 Mart 2013 Pazar

2. Dönem: 75. Gün

Sabah 08.00

Büyük oğlum kursa gidecek, kahvaltıya oturuyor. Onunla oturup bir küçük parça simitle, dün pazardan aldığım peynir çeşitlerinden oluşan kahvaltımı yapıyorum ben de...

Saat 09.00

Küçük oğlum kursa gidecek, kahvaltıya oturuyor. Onunla oturup bir küçük ekmekle zeytin ezmeli kahvaltı yapıyorum...

Saat 10.15

Ortanca oğlum kalkıyor, onunla da oturup sucuklu ve 1 dilim ekmekli kahvaltı yapıyorum...

Saat 11.30

Eşim geliyor, gece kayınpederimin yanındaydı refakatçi olarak... Onunla sadece çay içiyorum, yanında dünden kalma un helvasından ısıtıp yiyiyorum, tarçınlı...

Sabah yine mide ilacımı aldım aç karnına çünkü bugün son serbest günüm ve günün ilerleyen saatleri nelere gebe bilinmez...

Kahvaltıdan sonra dünden aldığım "çikolata soslu tavuk göğsü" siparişimi yaptım.

Sonra, fırından aldırdığım ekmek hamurlarını; biraz sıvı yağ, sirke ve un ilavesiyle tekrar yoğurup, sarıp sarmaladım ve kaloriferin yanına koydum, mayalansın diye...

Ve başladım ıspanakları ayıklamaya... Tepesini çok minik kestikten sonra; büyük yapraklarını bir kaba, ortadaki körpecik kısmını bir başka kaba olacak şekilde ayıklama işlemini bitirdim. Bir ara içime fenalık gelse ve kendime neden az almayı bilmezsin sen diye söylenip dursam da, 2 kilo ıspanak ayıklama işlemi, sırt ağrımın iyice arttığı sırada nihayet bitti!

Körpe ıspanakları kağıda sarıp, poşetledim ve ertesi günü pişmek üzere buzdolabına kaldırdım. Yaprakları bütün halde iyice yıkadım -neyse ki sıcak su var- sonra süzdürdüm ve ince doğradım. İnce doğranmış bolll kuru soğan, tuz ve fındık yağı ile karıştırdım. Ben peynirli ıspanak böreğini veya pidesini hiç sevmediğim için, peynir eklemedim.

Annem de gelince başladık pidelerimizi yapmaya... Çok ince hamurlu ve bol içli yaptık pidelerimizi, sevdiğim gibi... Son kalan hamurla da kapama yaptık, börek gibi; tepsinin altında bir kat hamur, ortada iç, üstünü tekrar hamurla kapattık. Üstüne yumurta sarılı sıvı yağ sürüp, kare kare kestik...

Evi mis kokular sarmaya başlayınca da, soframızı kurduk. Hem yeşil çay (bize), hem siyah çay (annemle kardeşime), hem ayran, hem de elma+armut kompostomuz ve meyve suları... Ablamın dün verdiği salatalık ve pancar turşuları... Bulgaristan'ın Lutenitsa sosu... Pidelerimiz, kapamamız... Annemin üzümlü keki... En lezzetlisi de şu bir sofra etrafında buluşmak....

Farkında değilim, bu Ispanaklı Pide Partisi'ni ben her sömestr tatilinde yaparmışım! Hatta okullar açılmadan hemen önce... Bu sene yapmamışım! Küçük oğlum uyardı! Okulların 2. döneme başlayacağı Pazar akşamı dışarıda yiyelim dedik;  başarılı ve güzel bir sezon olsun diye dileyerek... Hazırlanıyoruz, oğlum geldi; ama anne sen bu sene pide yapmadın dedi! Her tatilde, okullar açılmadan toplanırdık; anneannemler, Atahan abimler, haminnem... Pide yapardınız... Şimdi yarın okullar açılıyor ama ben hiçbir şey anlamadım :(

Evet ben eskiden mutfakta çok daha fazla vakit geçirirdim. Pazar günleri bakardım eş dost mutfaklarının tatil olduğu bir gün ama benim -özellikle çocuklar küçükken- mutfağım nonstop çalışırdı... Bazen kızardım, çok yorgun hissederdim ve "ben de haftada bir gün mutfağımı kapatacağım" derdim ama sonra kendi sözümü kendim dinlemezdim. Şimdi küçüğümün sözlerini duyunca, iyi ki nonstop çalışmışım dedim... İnsanın küçüklüğünden aklında kalan mis gibi mutfak kokusu ve bir masa etrafında geçen damaktan ziyade beyine kazınmış lezzet hatıralarından daha değerli ne var...

İşte bu pazar günü; "sömestr tatilinde yapılması gereken"  bu gecikmiş pide partisine göndermeydi biraz da... Her ne kadar küçüğüm kinayeli bir şekilde; "yerini tutmayacak ama neyse..." dese de...



16 Mart 2013 Cumartesi

2. Dönem: 74. Gün

Serbest günlerin dünkü birinci bölümü bitip de akşam yatmaya giderken, ağzımda bilmem kaçıncı mide pastilim vardı. Aklıma gelen ne varsa, olur olmaz demeden yemenin bedeli olarak...

Bu sabah kalkınca, işimi garatiye alıp, aç karnına alınan mide haplarından aldım ilk iş... Böylece midemi bir nebze korumaya alacak ve zırt pırt pastil almak zorunda kalmayacaktım. İşe de yaradı, bir gün önceki kadar ekşimedi midem ama alıştığından çok yemenin ağırlığı ve şişkinliğine çözüm olamadı yine de...

Cumartesi semt pazarı günümüz ve hava buz gibi... Eskiden olsa asla o havada çıkmam dışarı veya bir araç ayarlarım beni pazar yerine bırakacak ve sonra da alacak... Kısacası hareket edeceğim diye ödüm kopar tabir-i caizse... Şimdi öyle mi ya! Hareket edeceğim hiçbir fırsatı kaçırmıyorum. Bu sebeple, o buz gibi havada gittim pazarıma, yaptım alış-verişimi... Eve geldim, aldıklarımı yerleştirdim, sonra yine çıktım dışarı. Bu sefer ablamlara çaya... Mis gibi simitle, mis gibi bir kahvaltı sofrasında, mis gibi bir buluşma...

Tam kalkacağıma yakın eşim aradı; balıkçıdaymış. Akşama balık bakalım demiştim sabah çıkarken, normalde "sakın kızartmalık alma, ızgaralık balık olsun" derim ama bu sefer özellikle kızartmalık balık istiyorum; hamsinin tüm kılçığını alınca seviyor çocuklar ama ona zaman yok şimdi... istavrit, tekir olsun madem... Hava çok soğuk, seni alırım, sakın yürüme diyor mecbur peki diyorum ben de... Dönüş yolunda uğrarım dediğim meşhur tatlıcımıza uğrama işi de böylece iptal oluyor...

Pazardan aldığım körpecik kıvırcıklar ve rokalarla, bol havuçlu salata, Hatay'dan gelmiş nar ekşisi şişesi de baş köşede... Öyle seviyorum ki şu nar ekşisini, kafama dikip içesim var, o kadar yani... Ben kızartıyorum balıkları, ev halkı yiyiyor... Büyük oğlum; anne sen ne zaman geleceksin diyor... Anneme bakıyorum, gülüyor :) Bizim evde âdet böyle oğlum diyorum, anneler kızartır, sıcak sıcak çocuklar yer... Siz yiyedurun, ben de geliyorum birazdan...

Yemek sonrası tatlı soruyor çocuklar... Var diyorum; çay olana kadar bol cevizli, tereyağlı un helvası kavuruyorum. Küçük oğlumdan ertesi akşam için çikolata soslu yalancı tavuk göğsü siparişi alıyorum :)

Gece bitip, annemle kardeşimi geçirirken; ertesi gün Ispanaklı Pide Partisi :) için sözleşiyoruz...


not: tüm günde adım sayım 10.000+ oldu...



15 Mart 2013 Cuma

2. Dönem: 73. Gün

İşte bugün artık yeni bir dönem başlıyor.

Bugünden itibaren artık ben; kendi ayaklarımın üzerinde durarak, kendi programımı kendim yaparak bu yolculuğa devam edeceğim.

Bunu sonra detaylı yazacağım zaten...

Ama şimdi 3 gün, sadece ve sadece 3 gün hiçbir şey düşünmeden, kendime hiçbir kısıtlama getirmeden, "yasak" sözcüğünü aklımdan ve soframdan çıkararak yaşayacağım.

not: sabah 40 dakika kadar Power Plate yaptım.