31 Aralık 2014 Çarşamba

Sağlık ve huzur dileklerimle...

Diyet blogunda da bu olur mu demeyin!

2014 öyle ya da böyle bitti artık...

2015, bu videodaki gibi; içinde minik sürprizlerin olduğu, bize mutluluk veren anları biriktirdiğimiz ve sevdiklerimizle paylaştığımız bir yıl olsun.






23 Aralık 2014 Salı

KetojenikDiyet-4. Hafta

*hindistancevizi yağı, hindistancevizi sütü, filtre kahve, blender ve sonuç #bulletproofcoffee*
belki de sırf bu lezzetten vazgeçmemek için devam ediyorum #ketojenikdiyete!?!?


* * *



3 haftayı bitirince, kafamda bir sürü alternatif diyetler, listeler dolaşmaya başladı...

  • Bu Ketojenik Diyet iyi hoş da, neden istediğim performansı yakalayamadım. En iyisi bendeki etkileri süper olan Normo-Protein ile devam edeyim ben... 
  • Yok; her şeyden yiyebileceğim ama kontrollü olacağım MPG Listeleri ile devam edeyim...
  • En iyisi bir süre çiğ beslenme; sadece meyve ve sebze suyu ile...
  • Ezgi'nin detoks listesi de bana iyi gelmişti...

bla...bla...bla...


Neyse ki, bütün bu fikirleri kovaladım kafamın içinden!

Şimdi 31 Aralık sabahına kadar aynı sistemle, yani #ketojenikdiyet ile devam. 

Çünkü oğlum geldi... 

Çünkü önümüzde bizi bekleyen kutlamalar, davetler var... 

Çünkü bizi bekleyen lezzet durakları var... 

Hal böyle olunca da, bu diyetin/beslenme şeklinin verdiği -bence- serbestlikten vazgeçmek hiç akıl kârı değil. 

Yeni yılı böyle karşılamak ve sonrasında da 1 hafta daha böyle devam etmek kararındayım. 

31 Aralık sabahına kadar tartılmak yok!

Bir ara, Maranki Kampı'nda katıldığım "Beden Temizleme Programı"nın beslenme bölümünü uygulamak istiyorum; sebze suları, çiğ veya az pişmiş sebzeler, yemiş ve tohumlarla 1 hafta... Muhtemelen 5 Ocak olabilir.

Oğlumun gideceği tarih :(((



22 Aralık 2014 Pazartesi

3. Hafta Tartı Sonucu


Yine bir tartı günü... 

Karnım şiş! Geçen hafta yaşadığım şoktan sonra, çok büyük umutlarım yok göreceğim rakamla ilgili. Tek bildiğim; kontrolü elden bırakmadan devam ediyorum, Ketojenik Diyet için belirlenmiş kurallara uyuyorum, suyumu 3 lt den az içmiyorum (bu yağların atımı için çok önemli)... 

Burada bir nokta var belirtmem gereken; son 2 haftadır, vücuda giren su ile çıkan arasında bir dengesizlik var gibi! Yani vücudum su tutuyor sanırım! Tuz olarak sadece evde kendimin öğüttüğü Himalaya Tuzunu, mümkün olduğunca ölçülü kullanıyorum. Umuyorum bu konu, yaklaşan âdet dönemim ile ilgilidir! 

Bugünkü tartı sonucu da, regl dönemime 4-5 gün kala alınmıştır. 






Özet geçersem;

>> Başlangıç: 97,6kg... ... ... ... ... ... ...
>> 1.Hafta Sonu: 95,5kg... Yani: -2,1kg⤵️
>> 2.Hafta Sonu: 96,2kg... Yani: +700gr⤴️
>> 3.Hafta Sonu: 94,7kg... Yani: -1,5kg⤵️ 


Umarım "Mehter Takımının Yürüyüşü" gibi olmaz bundan sonrası; 2 ileri 1 geri!!! 



Ketostix ile ilk deneyim...

Sabah ilk işim bu oldu!




Her Ketojenik Diyet yapan faninin, bir gün yaşaması muhtemel; "Ketostix" çubuklarıyla yapılan test sonucum :) 

K/AK Ratio Hesaplama ile aldığım "matematiksel" sonuçların, bir nevî sağlaması oldu bu...

not: daha evvel >>burada>>, bu test ile ilgili bilgi vermiştim...


Instagram'da, fotoğrafın altına gelen yorumları da; faydalı olabilir diye soru-cevap şeklinde "kısmen" taşıyorum...


SORU: Ne olduğunu merak ettim.

CEVAP: Benim uyguladığım diyet "Ketojenik Diyet"(bkz. @pinoeatshealthy ) (bkz. www.pinoeatshealthy.com ) Bu diyette amaç, vücutta KETON üretimini sağlamak. Eğer istenildiği şekilde beslenirseniz, vücut birkaç gün içinde keton üretimine başlıyor ki bu da vücudunuz yağ yakmaya başlıyor demek! İşte resimde görülen ve altındaki yazıda bahsedilen de, vücudun keton üretmeye başlayıp başlamadığını gösteren test! Daha eski paylaşımlarından birinde, bu testin TR'de satılanını fotoğraflamıştım: Keto-Diastix... Sabah bir miktar idrar ile yapılan testte, çıkan renk ne kadar mor ise, sonuç o kadar iyi demek... ÇOK ÇOK ÖNEMLI BİR NOKTA: Hiçbir hastalığım olmadığı ve sağlık kontrollerimi devamlı yaptırdığım için bu diyeti uygulamamda sakınca yok! Benim yüzümü güldüren bu test sonucu, Diyabet-1 hastası için ÖLÜM manasına gelebilir! Ketojenik Diyet ASLA Tip-1 Diyabet hastaları ve sağlık sorunları olanlar tarafından uygulanmamalıdır! 

SORU: "Ketojenik Diyet"i anladım. Anlamadığım bir nokta var; idrarda keton artışı yağların yakıldığını gösteriyor. Tamam. Çok yüksek oranda yağ ile beslenildiği için bu sonuç bana normalmiş gibi geliyor. Kilo verirken asıl amaç depo yağları yakmak değil midir. O nasıl oluyor da oluyor, oralarda takılmış durumdayım:)

CEVAP (@pinoeatshealthy):  idrarda keton artisi aslinda tam olarak yag yakiliyor demektense soyle: glikoz yerine keton kullaniliyor enerji icin, ketonlar da hem yedigimiz yaglardan hem de depo yaglardan üretiliyor. ihtiyacimiz olandan daha az yemek yedigimiz (kalori alimi) icin besinden geleni yakan vucut eksigini de depodan karsiliyor. yani her kilo vermek amacli diyet gibi giren kalori yakilandan daha az ☺





21 Aralık 2014 Pazar

tüm dostlara...


dostum dostum güzel dostum 
bu ne beter çizgidir bu 
bu ne çıldırtan denge 
yaprak döker bir yanımız 
bir yanımız bahar bahçe







Bugün İstanbul'un iki gözü, iki çeşme...

Balkonumdaki çiçeklerim ise; bir taraftan zamanın gerçekliğini, bir taraftan da gönlümün içindeki bahar kıpırtısını yansıtır gibi  :)))

 #yilbasicicegi #begonvil #yasam




Sıradan bir pazar değil bugün :)

Bugün oğlum geliyor Almanya'dan :)))

Dün benim için alışverişteydi canımın içi :) Aklımda pek çok şey vardı ısmarlamak için ama dün hepsinden vazgeçtim, kuzuma yük olmasın diye... Sadece büyük kavanoz "Hindistancevizi Yağı" ve "Chia Tohumu" istedim. Cocosoil'i HIT'den buldu hemen ama Chia Tohumu için biraz dolaşması gerekti. BIO ürün satan yerler cumartesileri saat 14'den sonra kapanıyormuş! Sınavları var diye alışverişi son güne bırakınca da biraz sıkışıklık oldu ama neyse ki; internet, navigasyon derken, en sonunda açık bir yer bulup, son 2 kalan paketi de benim için almış :))) 

Bir de 2 hafta önce alınan ketostix'lerim var, asla unutulmaması gereken! 

"Ketojenik Diyet" için gerekli enstrümanlarımdan eksik olanları da tamamladığıma göre, yola bu program devam etmek niyetindeyim şimdilik.

Hele bir yarın olsun, tartılayım da; bunu o zaman yazacağım :)








20 Aralık 2014 Cumartesi

İsmine aldanma!

Instagram'da paylaştığımda, Sevgi; "keşke blogunda da yayınlasan" deyince, daha evvel paylaştığım bu tarifi tekrar aldım buraya...





Çingene (Çingen) Pilavı

Yıllar önce İzmirli ablam, "bugün sana çingene pilavı yapacağım" dediğinde, gerçekten de pilav yiyeceğimi zannetmiştim. Halbuki yediğim muhteşem lezzette ve çok daha sağlıklı bir şeydi; lor peyniri karıştırılmış bir çeşit çoban salata... 

Sonra evimde de çok yaptım mis gibi sızma zeytinyağlı, kaliteli lorla, özellikle de yaz günlerinde 5 çaylarının yanına... 

Yaz olmadığı için; domates yerine, yazdan yaptığım domates pürem, maydanoz, dereotu, nane, bence olmazsa olmazı incecik kıyılmış taze soğan ve üzerine en kalitelisinden sızma zeytinyağı :) 

En sade haliyle "Çingene Pilavı" ... 

Ben üzerine biraz da kırık ceviz serpiştirdim yerken...

Form çayı... Siyah üzüm çekirdeği... Şifa olsun...

 


2 akşamdır yatmadan; 1 çay kaşığı siyah üzüm çekirdeği çiğneyip, üzerine de koca 1, bazen 2 bardak ılık su içiyorum. Nur'un önerisi. Tabi kuru üzümün hepsini yemek güzel ama malum #diyet ! 

Bu sabah da aç karnına bol limonlu FORM ÇAY!

Sevgi'nin de hatırlattığı gibi, bu tarz çayların içindeki "sinameki" en etken madde ve dikkatli kullanmak gerekiyor.

19 Aralık 2014 Cuma

Karnabaharlı Lezzetler-3

Bu da son köfte tarifi...

Ama önce, çocukların güzel yüreğini gösteren şu alıntıyı paylaşmadan edemeyeceğim :)

@devletsah'ın Intagram hesabından...



Balık Köftesi, tabi ki karnabahar ile :)



İşte, akşam ne yesem diye düşünürken; gündüz rastladığım bu "balık köftesi" tarifinden de feyz alıp, bir akşam  evvel fazla gelip yiyemediğim, dolaptaki "Tekir Balığı" geldi aklıma.

Daha evvel tavuklusunu yaptığım #karnabahar ile köfteler serime, balıklı olan da eklendi böylece.

Genelde göz kararı yapıyorum ama bu tarifteki balık da, karnabahar da 100'er gram...

İstediğiniz baharatı kullanın ama illâ ki karabiber olsun ;)




Karnabaharlı Lezzetler-2

Karnabaharlı Lezzetler'de köfte çeşitlerinde sıra...

Aşağıdaki tarif, en kısa zamanda ve en hızlı yapılabilecek temel tarif... Bunu çeşitlendirmek size kalmış. İçine;

  • sevme durumuna göre çiğ veya tavada hafif döndürülmüş ince kıyım soğan,
  • maydanoz
  • farklı baharatlar
  • belki minnacık bir parça biber salçası 
  • tabi ki her şeye yakışan ceviz eklenebilir :)
Aynı tarif, kavrulmuş kıyma (soğanlı olsun ama :)) ile de yapılabilir elbette...

Karnabarlı Tavuk Köftesi (Omlet versiyonu ;)


ile

 #karnabaharlilezzetler...  

Karnabaharlı Lezzetler-1

Sevgili Şule'nin, nefis karnabahar kısırı tarifinden sonra, ben de arşivimi karıştırıp ( >tarif burada<  ve ayrıca  >burada< ) karnabaharın en güzel hallerinden birini buraya taşıyayım dedim. Gerçi benim için bu sebzenin her hali güzel ama klasik halini pek damak tatlarına uygun bulmayanlar için bile bu tarifler cazip gelebilir belki ;)




Yağ kontrollü diyet yaptığım dönemden bir tarif... Yağ kullanımında sorun yoksa, içine kırılmış ceviz ekleyin ve "avcı böreği" lezzetiyle nasıl benzeştiğini görün :)
#karnabahar #yumurta #

  • 1 soğanı (büyüklüğünü kullanacağınız karnabahara göre ayarlayın) az su ile yumuşayana kadar ve sonrasinda da hafif karamelize olana kadar HİÇ YAĞSIZ döndürün. 
  • Yiyeceğiniz kadar karnabaharı rondoda çekin, bulgur bulgur olsun. 
  • Bu bulgurumsu karnabaharı soğana ilave edip, gerekiyorsa birkaç damla daha su ilavesiyle az döndürün (bu aşamada ceviz ekleyebilirsiniz). Dikkat; karnabaharlar pişmeyecek, ısınsın yeter!
  • En son 1 tk. z.yağ ile de bir kez daha çevirip, 2 yumurta kırın. 
  • Muhakkak karabiber, az kaya tuzu, pul biber, isteğe göre kimyon (ki bence mutlaka olmalı, avcı böreği lezzeti veriyor) ekleyip karıştırın ve hemen ocağı kapatın. 
  • Üzerine maydanoz eklerseniz daha güzel olur, tabi bence... 
  • Benim püf noktam; karnabaharı asla pişirmeden, sadece hafif ısınmasını sağlamak... Çiğ olunca hem daha vitaminli, hem kıtır kıtır daha lezzetli
  • #karnabahar'ın en keyifli hali, afiyet olsun :)




18 Aralık 2014 Perşembe

Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez...

... Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez 
Gönülden gönüle giden yar oy  ... 
Yol gizli gizli  ... 

Gönülden gönüle yar oy  ... 
Yol gizli gizli  ...


Kaç gündür aklımdalar, daha doğrusu "kürkçü dükkânına dönüş" yaptığım günden beri... Nerdeler, nasıllar, sağlıkları&keyifleri iyi mi, iyiyse neden yazmıyorlar artık???

Evet; blog dünyasında tanıdığım, sadece yazılarından bildiğim, bazısının gerçek ismini bile bilmediğim blogger arkadaşlarımdan bahsediyorum. Gerçek isimlerini bilmesem bile, onları merak ediyor ve hatta haber yok diye endişeleniyorum. (Bu arada; bir daha iletişim bilgilerimi bırakmadan ortadan kaybolmamaya da ciddi karar veriyorum!)

Bugün onlardan üçüne, elimde olan mail adreslerinden ulaşmaya çalıştım. Bakarlar mı maillerine, yoksa benim gibi, giderken bütün kepenkleri sıkı sıkı kapattıkları, mail falan okumadıkları için çok mu zor olur diye düşünürken; çok şükür ki birinden yanıt geldi :)

Kim olduğunu şimdi söylemeyeyim, yakında tekrar yazmaya başlayacak; söz verdi :) Zaten O da düşünürmüş ne zamandır; ne güzel bir grup olmuştuk, bir kahve bile içemeden koptuk diye...

Bugün telefonla konuştuktan sonra düşündüm de; gönülden gönüle bir yol var ve bazen hiçbir şey yapmasak da o yoldaki su akıyor, yolunu buluyor...

İşte bu türkü, kalpten kalbe yol olduğunu düşünen ve hisseden herkes için olsun...


 

Neşet Ertaş – Gönül Dağı

Gönül dağı yağmur yağmur boran olunca
Akar can özümde sel  gizli gizli
Bir tenhada can cananı bulunca
Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar oy

Dil gizli gizli dil gizli gizli
Sinemi yaralar yar oy yar oy yar oy yar oy
Dil gizli gizli dil gizli gizli

Dost elinden gel olmazsa varılmaz
Rızasız bahçenin gülü derilmez
Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez
Gönülden gönüle giden yar oy yar oy yar oy yar oy

Yol gizli gizli yol gizli gizli
Gönülden gönüle yar oy yar oy yar oy yar oy
Yol gizli gizli yol gizli gizli

Seher vakti garip garip bül bül öterken
Kipriklerin ok yar yar cana batarken
Cümle alem uykusunda yatarken
Kimseler görmeden yar oy yar oy yar oy yar oy yar oy

Gel gizli gizli gel gizli gizli
Hoyratlar görmeden yar oy yar oy yar oy yar oy yar oy
Gel gizli gizli gel gizli gizli

17 Aralık 2014 Çarşamba

16 Aralık 2014 Salı

KetojenikDiyet-3. Hafta

15.12.2014 - 21.12.2014

3. haftanın programlamasında herhangi bir değişiklik yok; Ketojenik Diyet kurallarını uygulamaya devam.

Ölçü veya oranlarla ilgili bir güncelleme yapmıyorum, sadece yeşillik ve zeytinyağı miktarını arttırmak hedefim. Geçen hafta yaşadığım tuvalet probleminin çözümü için, bu hafta bitki çaylarından ve/veya gerekirse eczaneden destek alacağım. 




Her zaman söylediğim gibi, bir diyetin başarıya ulaşması için; "yeme düzeni+hareket+su alımı" ve tüm bunların yanında "bağırsakların düzenli çalışması" önemli. 

"Tamam diyet yapalım, zayıflayalım ama sonuçta "sağlıklı olalım" diye uyguladığımız program, başka sağlık sorunlarına yol açmamalı! Böyle sonuçları olan programlar da uzun süreli uygulanmamalı, farklı beslenme programları ile değişimli bir yol izlenmeli" diye düşünüyorum.

Kısacası; 3.haftanın gidişatı, gelecek programımın da belirleyicisi olacak.





not: 3. haftanın ilk günü, yani dün; ne carb:pro:fat oranlarını hesaplayabildim, ne de aldığım kaloriyi... oldukça yorucu bir seyahatte, diyetimin delinmemesine azami çaba sarfettim o kadar... bu sebeple, bu hafta çıkacak haftalık raporum, sayısal veriler bakımından çok da güvenilir olmayacak...



15 Aralık 2014 Pazartesi

2. Hafta Tartı Sonucu




Seç, beğen, al! 

Sabahın köründe tartılmak zorunda kaldığım için mi bu şok! Misal, saat 8'de tartılsaydım, mutlu edecek bir sonuç görebilecekmiydim? Ya da bağırsaklarımın tutumluluğu mu sebep, bilmiyorum! 1 haftadır yaptığım bantta yürüyüş&mini bike sonucu, kas yapmış olamam ya! Yoksa tartımın pili zayıfladı da, her çıktığımda farklı rakam göstermesinin sebeb-i hikmeti bu mu? Acaba geçen haftaki sonuç; yani 95,5 da mı şaibeli
Of! Her ne ise artık... Bu hafta da, geçen haftaki programımı aynen devam ettireceğim. En iyisi susmak ve önümüzdeki haftanın tartı sonucuna odaklanmak...

14 Aralık 2014 Pazar

KetojenikDiyet-Analiz: 2. Hafta


Ketojenik Diyette 2. haftam...

Önce haftanın raporu:




Bu hafta, alacağım günlük kalori miktarını azaltmış ve bu adreste yaptığım hesaplama sonucunda almam gerektiği söylenen miktar, yani 1117 cal. olarak belirlemiştim. 9 ve 10 Aralık tarihleri haricinde bu miktara uydum. Bunu da sporla başardım. 

Mesela;

Yiyeceklerden aldığım kalori: 1555 cal
Sporla harcadığım kalori (bantta 45' yürüyüş veya 1-1,5h mini bike ve günlük hareketlilik): 508 cal.
Günlük Net: 1555-508= 1047 cal ile hedef tuttu, hatta altında kaldı :)

* * *

Carb:Pro:Fat alımımla yapılan K/AK Ratio hesaplamasından çıkan bu haftaki ortalamam: 2,08 

(Geçen haftadan biraz daha iyi)

Bu haftaya düşmem gereken not; carb ve protein alırken sınırları geçmemeye özen gösteriyorum ama yağ alımında o kadar da kasmıyorum açıkçası. Çünkü yüksek yağ, yüksek #keto ratio veriyor; eğer carb ve pro'yu da sınırlarda ve hatta biraz daha düşük tutarsanız tabi... Yüksek yağ alımının dezavantajı, günlük kalori aşımını da; yukarıda söylediğim gibi sporla dengeliyoruz ;)

* * *

Su bu hafta 3 lt'deydi sadece okula gittiğim bir gün haricinde (o gün de 2 lt oldu)... İçsem 4-4,5 olacak ama ben içmiyorum; yormayayım böbreklerimi diye...

Kısacası;

Hiç açlık yok, suyu içtikçe içesim var yani doğru yoldayım diye düşünüyorum. Haftaya ketostix'lerim de gelince, içim daha rahat edecek inşallah (buradan internet sipariş falan uğraşmadım, oğlum geliyor 21'inde, O'na ısmarladım stix'leri...) ... 

*** 

Bu hafta bağırsaklarımın düzenli çalışmamasından muzdariptim:( Carb hakkımı mümkün olduğunca yeşil sebzelerden yana kullanıyorum, yağ zaten gani gani... Neden bu tembellik, anlamadım. Mesela yarın tartı sonucunda bu nasıl etki yapacak bilmiyorum  ... 

*** 

Bir de yarın 1 günlüğüne Yunanistan seyahatim var. Yanıma sadece beslenme çantamı alacağım. Yiyeceğim her şeyi ve elbetteki #bulletproofcoffee baz malzememi hazır edeceğim birazdan... İlk 3 hafta, diyetimi delecek hiçbir şeye iznim yok ... 

*** 

Sabah tartı saatim biraz erken bir vakitte olmak zorunda. Gün içinde sonucu paylaşmaya çalışacağım. Yeni kiloma göre, yeniden yapılandırma gerekebilir ama bunu ancak Salı günü yapabilirim.

*** 

Yarın tartılacak ve emek vermiş herkesin, beklediği sonucu görmesi dileğiyle... ... 





8 Aralık 2014 Pazartesi

KetojenikDiyet-2. Hafta

08.12.2014 - 14.12.2014

Önce bir bilgilendirme:

  • Günlük besin alımı ve K/AK Ratio ile ilgili tablolarımı Instagram'daki bu adreste paylaştığım ve orada da bir nevî günlük tuttuğum için, tekrar buraya taşımayacağım.
  • Her Pazar, haftayı değerlendirme tablom burada olacak.
  • Ve her Pazartesi de tartı sonucumu yazıp, programın genel gidişatıyla ilgili bilgi vereceğim. Şimdi yapacağım gibi..
Bu hafta; car:pro:fat oranlarımın yanında, günlük aldığım kaloriye de dikkat ederek gideceğim. Yediklerimin kalorisini, yapacağım sporla dengeleyip; "http://keto-calculator.ankerl.com" sitesindeki hesaplama neticesi almam gereken kalori olarak söylenen, "1117" sayısını tutturmaya çalışacağım.

Kısacası; #ketogenicdieti tanıma ve deneme çalışmalarım devam edecek.



bu diyetteki en vazgeçilmezim...
#bulletproofcoffee* zamanı ... günün en keyif aldığım zaman dilimi!
(*filtre kahve, hindistan cevizi yağı, krema>>blendır>>sonuç :)))

KetojenikDiyet-Tartı Günü



Tartı günü benim için ritüeller dizisidir :) Sabah 6'da kalkıp, çocukları okula gönderdikten sonra; sırasıyla yapıldı tartı için hazırlıklar ve sonuç!

Başlangıç:97,6

1.Hafta Sonu:95,5

Yani -2,1 ⤵️ 


Daha evvel yaptığım ve #keto oluşumunu destekleyen, #blackburn #normoprotein diyetlerinde aldığım sonuç da haftalık -2 civarı olduğundan, içimden bu sonuç geçiyordu ne yalan söyleyeyim... Ama aldığım günlük kaloriden dolayı, bir yandan da hiç beklemiyordum.

Ben güne güzel başlıyorum :)

Umarım tartıya çıkacak ve emek vermiş tüm diyet yoldaşları, yol arkadaşlarım da mutlu olur gördükleri sonuçlarla...

7 Aralık 2014 Pazar

KetojenikDiyet-Analiz: 1. Hafta

Aslında 30.11.2014 Pazar başladım bu diyete ama o günü, sabah tartılmadığım için deneme günü olarak sayıyorum ve esas başlangıcımı 01.12.2014 Pazartesi olarak kaydediyorum.

Bu hesaba göre, geçen 1 haftadaki notlarım; aldığım kalori, karbonhidrat, yağ, protein miktarı ve K/AK Oranı... Ayrıca bu değerlerin haftalık ortalamaları:


1.Hafta (1.12.14-7.12.14)


carb:pro:fat >GRAM olarak alınmıştır. (30.11.14 deneme günü, ortalamaya dahil değil). Günlük almam gereken cal; 1200 olmalıyken, haftalık ortalama 1500!

Bununla beraber, 15:70:93 gram karşılığı günlük #keto ratio 1,79 beklenirken, haftalık ortalamam 2,05!

Bu hafta bilerek çok spor yapmadım. Aylardır köşe kırlenti muamelesi yaptığım vücuduma, İlk haftadan çok yüklenmek istemedim. Önümüzdeki hafta başlayacağım yavaş yavaş.

Su, günlük 3 lt... Çok rahat bu miktar oluyor, hatta içsem, daha da içeceğim ama böbreklerimi yorar mıyım diye çekiniyorum. 

İlk haftanın raporu bu! Bakalım yarınki tartı sonucu bütün bu yazdıklarımı ne kadar destekleyecek?!?!


6 Aralık 2014 Cumartesi

Ketojenik Diyet: Başlarken...




Bu diyeti uygularken hangi aşamalardan geçip bu diyete başladım ve diyete devam ederken hangi araçlardan faydalanıyorum. Uzun bir yazıyla bugün, kendi diyet tarihime bu konuyu not düşmek istiyorum :)

* * *

1. Öncelikle okudum, okudum, okudum. Elinizin altında internet varsa, biraz da ingilizce biliyorsanız; #keto, #ketojenikdiyet, #lchf gibi kelimeleri Google'a sorduğunuzda size sayfalarca bilgi sunuyor. Tabi kayda değer bilgilerin yanında, kafanızı karıştıracak ve hatta yanlış yönlendirecek bilgiler de var bunların içinde. İşte burada sizin muhakeme gücünüz ve mantık süzgeciniz devreye giriyor. Benim şansım, konuya @pinoeatshealthy den öğrendiklerimle giriş yapmam oldu.

2. Okudunuz, öğrendiniz, "tamam; ben bu beslenme biçimine varım!" dediniz. Sırada, bu diyet için çok önemli, hatta bence en önemli kısım olan hesaplamalar var. Kendi kilonuz ve hedefiniz doğrultusunda, Ketojenik Diyet için günlük almanız gereken carb:pro:fat oranlarını ve gr. olarak karşılığını hesaplamanız gerekiyor. Sonra da her gün ne yediğinizi, içtiğinizi hesaplayıp, bu oranlar içerisinde tutmak için kontrollü gitmek...

Açık söyleyeyim; eğer telefonumda MyFitnessPal olmasaydı, ben bu işi götüremezdim. Bir de tabi incik cincik uğraşmayı seviyorum ve "başlangıç", vakit ayırabildiğim bir zamana denk geldi. Çünkü yediğiniz, içtiğiniz her şeyin gramını ve carb:pro:fat değerlerini hesaplamak, not almak ve gün sonunda muhasebeci gibi bu değerlerin karşılığı K/AK denen oranı bulup Keto için uygun beslenip beslenmediğinizi kontrol etmek zorundasınız. Tüm bunlara vakit ayırmak başta benim gözümü korkutsa da; kullandığım MyFitnesPal ve diğer apps ile çok da zor olmadığını gördüm. Zamanla daha da pratikleşip, hız kazanacağımı umuyorum. Ayrıca her zaman yaptığım klasik diyetlere yeniden başlamaktansa, yeni ve bilmediğim bir sistemin içinde olmak eğlenceli ve motive edici geldi. Öğreniyorum ve zayıflıyorum; ikisi de bayıldığım şeyler :)


Evet, ne diyorduk; ben bana uygun oranları nasıl hesapladım?


  • Ketojenik Diyet için genel kabul gören; carb:%15  pro: %25 fat: %70 oranlarını baz aldım.


  • Bu oranların gram karşılığını bulmak için, farklı yöntemler var. Ben burada 3 yöntemden bahsedeceğim:
I) Telefonumdaki MyFitnessPall uygulamasında bulunan Goal bölümünden; almak istediğim kaloriyi ve yukarıdaki carb:pro:fat oranlarını girdim, o da bana bunların kaçar grama denk geldiğini söyledi :) Bu uygulamanın PC versiyonu da var, aldığım görüntü şöyle:




II) Dilerseniz, >>buradaki siteden<< de aynı sorgulamayı yapabilirsiniz. Üstelik bu sitede yapılan bir hesaplama daha var ki ona birazdan değineceğim. Hedeflediğiniz günlük kalori miktarınızı ve carb:pro:fat yüzdenizi giriyorsunuz, altta gram olarak karşılığını görüyorsunuz.



III) Son olarak @pino'nun önerdiği diğer hesaplama sitesi >> burada << Oldukça detaylı analizin yapıldığı bu site -bilgisayarınıza gönderdiği cookies sayesinde- sizi bir sonraki gelişinizde hatırlıyor ve bilgilerinizi her seferinde tekrar girmek zorunda kalmıyorsunuz. Genel bilgilerinizi girdikten sonra, günlük almak istediğiniz carb:pro:fat oranlarını giriyorsunuz ve size şöyle bir rapor veriyor:


Hatta uzun vadede, diyetinizi nasıl planlayacağınızı da size söylüyor!



3. Ne yiyeceğimi biliyorum, ne kadar yiyeceğimi biliyorum. Şimdi sırada, gün içinde yediklerimi not almak var. Bunun en pratik yolu MyFitnessPal uygulaması (başka uygulamalar da var ama bu apps ücretsiz ve kullanımı kolay); ister telefonda, ister bilgisayarımda. Telefonum her an yanımda olduğu için, bilgileri anında girmek de kolay. İsteyen gün içinde topladığı bilgileri, mesela akşam tek seferde de girebilir bilgisayarına.



Ve gün sonunda toplam ne kadar carb:pro:fat aldığımı gram olarak görüyorum. Ne işimize yarayacak bu rakamlar derseniz... Devam edelim :)


4. Ketojenik Diyet'de amaç, "Keto Oranı" denen değerin 1.5 üstünde olması. Çünkü eğer keto oranınız 1.5 ve üzerinde olursa, "ketosis"e gireceksiniz ve o zaman işte yağlar yanmaya başlayacak. Uzuuun uzun anlatmaya çalıştığım tüm bu hesaplamalar (ki anlatması uzun aslında, uygulaması bu kadar zor ve kafa karıştırıcı değil), günlük keto ratio'muz ne durumda bilmek için. Bu hatırlatmadan sonra, geliyoruz sonuca:

Nasıl hesaplıyoruz "Keto Ratio"yu?

Bunun için de apps var; mesela Ketonix; tam olmasa da yaklaşık ratio'yu veriyor.... Ayrıca daha evvel bahsettiğim (bkz. 2..II. madde) ve sırası geldiğinde bir başka özelliğini söyleyeceğim dediğim buradaki sitede  de gr değil ama oran olarak günlük aldığınız değerleri girdiğinizde yine Ketogenic Ratio'nuzu görüyorsunuz. 

Ben ise bu formülü kullanıyorum; @pino vermişti sorum üzerine ve demişti ki "excel'e formül olarak gir, daha kolay..." Öyle yaptım.




Benim bu haftaki sonuçlarım ve çıkan K/AK Ratio sonuçlarım:





Bilgilerimizi gözden geçirirsek, vücudun ketosis'e girmesi ve yağ yakmaya başlaması için gereken minimum K/AK oranı 1.5. 

Bu tablodan anladığımız ise; benim hedeflerim doğrultusunda görmem gereken rakam 1,79 iken, ben bu hafta uyguladığım diyet ile bu oranı yakalamış, hatta çok daha iyisini yapmışım :) Keto oranı konusunda oldukça başarılı olmama rağmen, almam gereken kaloride ise çakmışım :( Bakalım yarın tartı ne diyecek bu hususta !


5. Derseniz ki ben bu kadar uğraşamam, K/AK Ratio falan anlamam; size kısa yoldan ketosis'e girip girmediğinizi gösterecek bir yöntem:



Sabah idrarınız ile yapacağınız basit bir testle, vücudunuzun ketosise girip girmediğini kolayca öğrenebilirsiniz. 




Benim tercihim tüm hesaplamalarımı yapayım, işin sağlaması olarak da bu testi uygulayayım. Lâkin henüz testi alamadım!
Eczaneye sordum, yoktu; "Medikal ürün satan yerlere bakın" dedi. Oralarda da sipariş üzerine getiriyorlar. Çektikleri fiyat 45₺! Internette bulduğum medikal ürünler satan bir site >>tık>>
Ürün, "Tanı (Diagnostik) Ürünleri / İdrar Stripleri" kategorisinde. Kargo ile gönderiyorlar, 5-6₺ kargo parası ile 35₺ civarına geliyor...


İşte hepsi bu!

Anlatması uzun.

Uygulaması ise hiç de o kadar zor değil.


* * *


Tekrar ediyorum: Benim sağlık sorunum yok. Gerekli tüm testlerimi yaptırdım. Diabet-1 hastası değilim ki bu diyet, Tip-1 Diyabet hastaları için ölümcül olabilir. Hiçbir sorunum olmadığı için de, bu diyeti yapmakta engelim yok. Doktorunuza danışmadan hiçbir diyeti uygulamayınız.


Hu-huu, komşu komşu...



Sevgili blogger arkadaşlarım; Ömür, Mucize, İnceBellim, Hülya, Skinny...

Geldim ama kapı duvar! Kimseleri bulamadım :(

Ben gidip döndüm ama "Dönüp de bulmamak" sanalda bu olsa gerek!

Sadece Şulem'in evinin bacası tütüyordu, not yazdım, sanırım yarın haberleşiriz onunla...

Sizlerle de en kısa zamanda, güzel haberlerinizde buluşmak dileğim.

Çok bekletmeyin, olur mu?




5 Aralık 2014 Cuma

Ketojenik Diyet-2

@pinoeatshealthy instagram hesabından alıntıdır


Edit: Aşağıda bahsi geçen blog yerini bir web sitesine bıraktı >> tık tık >>
Açık adres: https://pinoeatshealthy.wordpress.com/

* * *

İyi olacak hastanın doktor ayağına mı gelirmiş :))

Şimdiye kadar sadece insta'daki paylaşımlarından faydalandığımız @pinoeatshealty; ketojenik beslenmeye dair araştırdığı, bildiği her şeyi, yeni açtığı blogunda paylaşmaya devam edecek.

Buyurun blog burada >>>tık tık >>>

Ketojenik Beslenme ile ilgili yazısı için >> tık tık >>
Makro nedir yazısı için >>tık tık>>
Ketojenik Beslenmede Neler Yenebilir? yazısı için >>tık tık>>
Örnek Ketojenik Menu-1 yazısı için >>tık tık >>


Programımla ilgili bilgi aktarma işini, kaynak kişiye yönlendirdiğime göre; ben de artık kendi programımda ne yapıp ne yapmadığımı, günlük carb:pro:fat oranlarımı nasıl ayarladığımı, yani kısaca hikâyemin benimle ilgili kısmını anlatmaya devam edebilirim.

Cts ve Pazar bir iki detay daha verdikten sonra, pazartesiden itibaren instagram hesabımdaki tabloları buradan da paylaşacağım.



4 Aralık 2014 Perşembe

Ketojenik Diyet-1








#ketogenicdiet #ketojenikdiyet #keto #ketosis

NormoProtein veya nam-ı diğer BlackBurn yaptığım dönemde, diyetimin 5. gününde idrarda keton aramıştık; diyetin çalışıp çalışmadığını öğrenmek için. İlk defa o zaman karşılaştığım bu terim/terimlerle, yaklaşık 2 sene sonra @pinoeatshealthy sayesinde yeniden karşılaştım.

Ketojenik Diyet konusunda Türkçe yayın, kaynak bulmak pek kolay olmasa da, neyse ki bu konuda oldukça bilgi sahibi ve bilgisini paylaşmaktan kaçınmayan @pinoeatshealthy sayesinde, onun instagram hesabından yapacağım alıntılarla kısacık bilgi aktaracağım.

Bir paylaşımında der ki @pinoeatshealthy:

"asagida verdigim bilgiler uzun arastirmalar sonucu ulastigim, 3 dilde okudugum kaynaklardan derledigim, makaleler okuyarak ozumsedigim, uygulayanlari takip ederek ulastigim bilgiler olmakla beraber kendi beslenme bicimime ait bilgiler icerir ve tavsiye vermedigim, sadece bilgi verdigim anlasilmalidir, sorumluluk almak istemiyorum bu konuda, takip etmek ve uygulamak kendi sorumlulugunuz olmalidir, diyabet tip1 sahibi olanlar asla ve 18 yasin altindakiler lutfen uygulamasin ve okuduklari mantikli gelen kisiler de lutfen iyice okuyup arasirip ozumseyerek baslasin.

Bu konuda cok soru aldigim icin defalarca resim altina yorum yerine bir kerede anlatmak istedim.
Benim beslenme seklim olan ketogenic diyet, yuksek yag, ortalama protein ve dusuk karbonhidrat alimi diye ozetlenecek tipte bir beslenme bicimi. Yurtdisinda ozellikle -sekerin kanseri besledigi bulunduktan sonra- kanser ve epilepsi tedavisi icin kullanilan, yararlari farkedildikten sonra da saglik komunitelerinde kabul goren, kilo vermenin aslinda sadece bir ayagi oldugu bir beslenmedir ketogenic diyet. Amac karbonhidrat alimini minimize ederek vucudun yaglari enerji icin kullanmasini saglamaktir, bu amacla genellikle %70 oraninda yag alinir, kaslari kaybetmemek icin %25 protein alinirken karbonhidratlara %5 yer kalir. Bu benim icin 70 gr yag, 40 gr protein ve 15 gr karbonhidrat ve gunde 900 kcal demek, spor yaptigim gunlerde aldigim kaloriyi arttiriyorum. Vucut yagi enerji olarak kullandiginda keton bodyler uretir ve bu nedenle bu beslenme bu ismi alir."

* * *

Bir kere de ben tekrar ediyorum:

Buradaki bilgiler, kendi kişisel tecrübelerimizi paylaşmak içindir. Asla tavsiye değildir. Özellikle Diyabet-1 tipi hastalar için ÖLÜMCÜL sonuçlar doğurabilir. 18 yaş altı gençler için uygun değildir. Herhangi bir hastalığınız olmasa bile, doktorunuza danışmadan ve testlerinizi yaptırmadan ne burada anlatılan diyeti, ne de başka diyetleri uygulamamalısınız.


3 Aralık 2014 Çarşamba

Low Carb High Fat



Uyguladığım sistemin anahtar kelimelerini anlatacaktım ya; LCHF (Low Carb High Fat) ile başlayalım.

Daha evvel sırasıyla Karbonhidrat Diyeti, Karboksipunktur (Fevzi Özgönül ile bir dönem denediğim sistem) ve Karatay Diyeti yapmış biri olarak; LCHF'ye aslında hiç de yabancılık çekmedim. "Kaliteli yağ ve proteinden kaçmayın ama sebze-meyve de olsa karbonhidratları sınırlandırın, hele basit karbonhidratların yanına bile yaklaşmayın" ortak paydasına sahip bu diyetler ile LCHF aynı dili konuşuyor.

Kaynak çok, Google'da aratabilirsiniz; ikisini burada alıntılıyorum:


  • http://www.lowcarbshighfat.com/lchf.html


  • http://www.eatlowcarbhighfat.com/?page_id=12    >>>çevirisi: >>burada>>



2 Aralık 2014 Salı

"nerden başlasam nasıl anlatsam..."






Her "elle tutulur, gözle görülür" seviyede kilo verdiğimde, arkasındaki diyet de, varsa diyetisyen veya doktor da, teşvikçilerim de, köstekçilerim de değişiyor. Yani her diyet serüvenim, başka bir hikâye...

Bu seferki hikâyemin anahtar kelimeleri #ketogenicdiet #ketojenikdiyet #keto #ketosis #lchf

Daha evvel "Sevgili Doktorum"un önerisiyle uyguladığım, BlackBurn (Normo-Protein) diyetinde tanışmıştım #keton kelimesiyle. Çünkü o diyetin başarısı da vücudun #ketosis'e girmesiyle doğru orantılıydı. BlackBurn Programı, 25 kilodan fazla verdiğim yolculuğumun ilk taşları olmuştu. Şimdi yeni bir hikâye yazmak için motivasyona ihtiyacım varken, bu anahtar kelimeler kaldıraç oldu bana ve uzun süredir içinden çıkamadığım ataletten sıyrılmamı sağladı.

Ayrı kaldığımız süre içinde, kardeşimin düğünü için bir süre Dukan yaptım yine... İşte o dönemde, instagramda hesap açtım; farklı paylaşımları takip etmek için. Düğün bitti, Dukan gitti :))

Siz de inanır mısınız; başımıza gelen hiçbir şey, sebepsiz değildir. Dukan'a başlamam, instagram'a girmem ve orada @pinoeatshealthy'in paylaşımlarına takılmam, notlar almam ve aradan 2-3 ay geçtikten sonra yolumun tekrar @pinoeatshealthy ile kesişmesi; hem de geri aldığım kilolar için kendimi pataklayasım olduğu bir gece... Hepsi, yeni hikâyemin gerçekleşmesi için başıma gelen güzelliklerdi :)

Sonrası; araştırma, hazırlanma ve yeniden başlama...

Nedir bu "Ketojenik Diyet" derseniz...

Anlatacağım.

1 Aralık 2014 Pazartesi

Ketojenik Beslenme Denince...


*Hayatıma dokunan insanlardan Pınar'a ithafen...


Kendisini Instagram'da tanıdığımda 2014 yazıydı...

2012-2013 yıllarında azim ve çabayla verdiğim 30'a yakın kilonun tamamını geri almama az kalmıştı.

Kardeşimin düğünü yaklaşmış, ben yine çabucak kilo verdirecek bir mucize peşinde Dukan'a takılmış, Instagram'da bir sürü Dukan hesabını takibe almıştım ki; nereden yolum kesiştiyse, Pınar'ı buldum "tesadüfen (!)"

Okudum günlerce yazdıklarını, sorular sordum özellikle Ketojenik Beslenme ile ilgili... "Keton oluşumu" kavramına yabancı değildim, 2012 yılında doktor kontrolünde yaptığım beslenme sisteminde adını ilk kez duyduğum bu "şey"in tekrar karşıma çıkması ilgimi çekmişti.

Lakin şimdi sağlıklı beslenmeyi düşünecek vakit değildi, düğün yaklaşmıştı; Dukan'a devam ettim. Hedef günü atlatıp, bir süre eski tas eski hamam beslenmeye devam ettikten sonra; yorgun, bıkkın, kızgın bir ruh durumunda tekrar geldim IG'a ve bu sefer "arayıp buldum" Pınar'ı...

O gün bugündür; ne zaman yolda tökezleyip başa dönsem rotam onun sayfası. Ne çok öğrendim yazdıklarından. IG hesabı bir yana, blogu da var dolu dolu... Bugün, aylar sonra buraya bir yazıyla dönmemin sebebi de, o blogdaki bir yazı: “neden ve ne zaman saglikli beslenmeye basladim?" (orjinal yazı için << tık tık >>)

Çok tanıdık, bildik geldi yazdıkları. Eminim pek çoğunuz için de öyledir. Buraya taşımak istedim; örnek osun, motivasyon olsun diye...

Buyurun:

“neden ve ne zaman saglikli beslenmeye basladiniz?” bu konuda cok soru aldim ama buna verilecek cok kesin bir cevabim yok. birkac olay var belki gozumu acan, birkac da insan. esimle eski yasadigimiz fremantle’da eski bir hapishane turuna katilmistik ve dimdik 50 basamakli bir merdivenden inmemiz gerekti, fiziksel olarak cok zorlanmistim. aylar sonra sydney’de su unlu harbour koprusunu tirmanmistik ve tepeye ciktigimizda nefes nefeseydim, cekilen hatira fotografinda kipkirmiziyim. bir sene sonra hindistan’da bir deniz fenerine 90 derece merdivenle tirmanirken kendimi zor tasimistim, onumdeki 70 yaslarinda uc rahibe kosarak cikiyordu oysa. gunluk hayatta belki cok farketmiyoruz sagligimizin optimal olmamasinin ya da fazladan tasidigimiz yuklerin bize etkisini ama fiziksel tum aktivitelerde kendini gosteriyor oysa. bir de insanlar var, dubai’ye gezmeye gelen bir tanidigimla bir restoranda bulustugumuzda “ne yiyeceksin?” diye sordugunda ac olmadigimi soylemistim, “ye ye birseyler, sen bayagi yiyorsun belli” demisti. giyecek birseyim yok diye burada geleneksel bir arap dugunune katilmamistim, fotograflardan kacmak, sosyal ortamlardan uzak durmak olagan olmustu. yani hem fiziksel goruntu, hem de saglik olarak hissediyordum yanlista oldugumu, bir yerlerden baslamam gerektigini. eger fazla kilonuz varsa insanlar – ozellikle kadinlar- bunu size hic unutturmuyor zaten ancak bu sadece kendi milletimden aldigim, asla yabanci birinden duymadigim bir tepki. bizim insanimizin “sen kilo mu aldin?” diye direkt sorularina da “kilo sana yakisti” seklinde yalan iltifatlarina da, yemek yerken ki igneleyici bakislarina da hepimiz denk gelmisizdir eminim. kiyafetler unutturmuyor ayni sekilde, “sana artik olmuyorum” diyip dolabin arkalarina saklaniyorlar. ayna yine hatirlatiyor, siz gormek istemeseniz de. bence ki hatali olabilirim ama kilosuyla gercekten barisik sisman insan yok, ya cok guclu bir kendini ya da etrafini kandirmayla, ya sahte bir kendine guvenle ya da rol yapiyor herkes, insanlardan koruyor kendini. ama bence asil ve onemli uyariyi, digerlerinden cok daha sessizce yapsa bile vucudunuz yapiyor. nefes nefese kaliyor, zor uyaniyor, zor uyuyor, yerinden kalkmak istemiyor, agriyor, sizliyor, sizi zor tasiyor, kabiz oluyor, cildinizi bozuyor. bunlari onemsemediginizde daha buyuk uyarilar gonderiyor ve en son alarm zilleri caldiginda cok gec oluyor. bu hastalik da olabilir, tartida 100u gecen rakamlar da, sosyal bir ortamda sizi yerle bir eden bir diyalog da. ben bunlari gormeden yari yoldan donebilmeyi nasil saglikli olabilirim, merdivenleri zorlanmadan nasil alt eder, motorda esimin arkasina oflayarak degil ziplayarak nasil atlayabilirim diye dusunup, zayifligi degil sagligi hedefleyerek basardim. “nasil 34 beden olurum?” degil “nasil saglikla yasayip yaslanabilirim?” diye dusundum. 20 yasinda guzel kadinlara hic hayran olmamisimdir mesela ama 50 yasinda hala gencliginin isiltisini koruyabilen kadinlara donup donup tekrar bakarim, hatta gidip yanlarina ne kadar guzel olduklarini dusundugumu soylerim. seneler once dubrovnik’te kano yaparken 60 kiloluk kanosunu alip basinin ustune kaldiran 40li yaslarinda bir kadin gormustum ve benim gibi skolyoz ameliyati olmustu ya da belcika’da 80 yasinda hizla bisiklet suren teyzeyle tanismistim. o kadinlar gibi olmak isterim yas aldigimda da. bunun yolunun da kendime iyi bakmaktan gectigini, bizim milletimizde olmayan saglikli yemek ve hareket etmek aliskanliginin 50lerimde hastaliklarin basgostermesi ,60larimda ilac torbasi sahibi olmak, 70lerimde yerimden zor kalkmak demek oldugunu, bu bahsettigim yabanci kadinlar gibi saglikla parlamak istiyorsam tartiyi degil hissettiklerimi onemsemem gerektigini farkettim. sonrasi malum, binlerce sayfa kitap, binlerce internet sitesi, saatler suren podcastler, durmadan, yorulmadan okumak, arastirmak. beslenmemin %90ini tertemiz tutarak kalan %10u araliklarla, pisman olmadan keyifle degerlendirmek, hareket etmek, anilar biriktirmek, cok gezmek ve enerjimi sadece guzel seylere harcamakla ve tabi ki Allah’in da hastaliklari uzak tutmasi icin ettigim dualarla saglikli, uzun, temiz bir omur. nasil ve neden basladigim boyle, sebebim ve hedefim her zaman oncelikle saglik. eger okuduklariniz size de motive ederse ne mutlu bana…"

kaynak: https://pinoeatshealthy.wordpress.com/2016/09/05/neden-ve-ne-zaman-saglikli-beslenmeye-basladim/

Yorgundum, bıkkındım, kızgındım kendime... Ruhsal yönden bezgindim; artık yeni diyetler deniyecek, emekle ve zahmetle katettiğim yollarda tekrar ve tekrar başa dönecek tâkâtim kalmamıştı. Fiziksel olarak ise kondisyonum yerlerdeydi! Değil merdiven çıkmak, düz yolda hızlı yürüdüğümde bile nefes nefese kalıyordum. Yüksekçe bir araca binmek de, inmek de zorluyordu... 50 olmama 3 yıl kalmıştı ama vücudumun performansı +30 gösteriyordu!

Bu böyle gitmeyecek, belliydi de ne yapacaktım!

Tekrar gömüldüm internete, sosyal medyaya ama bu sefer "şok diyetler" değil, daha başka bir şeydi aradığım. Kalıcı olsun, süre koymayayım...

Devamı sonraki postlarda...

50ye2kala ...



Önce merhaba...
Sonra kocaman bir özür...

Çok uzun bir ara oldu, değil mi? Fakat ara vermem değil özrümün nedeni. Merakta bıraktığım ve iki satırla da olsa kendimden haber vermediğim için. Merak eden arkadaşlarım için.

Bazen her şey çok fazla gelir ya. Aile, iş, eş, dost görmez ya gözünüz. Bırakmak ve gitmek istersiniz en sevdiklerinizi bile, hem de bir an arkanıza bakmadan... Moda adı "tükenmişlik sendromu" mu oldu bu bıkkınlığın adı şimdilerde...


Adı her ne ise işte, yok olmak istedim ve yapabildiğim kadarıyla ortadan kayboldum. Ama sadece kendini kaybettirmekle yoluna girmiyor işler, yok olmuyor sorumluluklar... Ve eninde sonunda, kaybolduğum gibi ortaya çıkmam ve mücadeleme kaldığım yerden devam etmem gerekti.




Buralarda olmaya çalışacağım yeniden çünkü kilo verme mücadelem de bıraktığım yerin çok daha başından, yine (!) başladı. İsteyerek kaybettim kendimi, şimdi de bulmaya çalışıyorum.

2007 yılında kendime 40 yaş hediyesi olarak ve kilo verme yolculuğumda yol arkadaşı olsun diye açtığım açtığım bloguma, 50 yaşıma 2 kala bir arkadaş buldum >>tık..tık<<

Orada her gün, burada da fırsat buldukça; kendimi yeniden bulma hikâyemi paylaşacağım.


Instagram