Bu sistemdeki 33. günüm. Şimdiye kadar her karbonhidrat gününde "biraz" abartır, arkasından gelen meyve günü ile rahatlardım.
Dün akşam da yatarken, "neyse ki yarın meyve günü" dedim ama beklediğim gibi geçmedi maalesef...
Bir kere sabahtan öğleye kadar midem yandı, ekşidi... Sonra bugün çok acıktım. Öğün zamanı gelene kadar içim kıyıldı ve öğünden yaklaşık 1 saat sonra da yine acıkmaya başladım. Bunun bedelini de meyve harici 2 kaçamakla ödedim:
Bugün hava da soğuk, evden çıkmayayım dedim. Bilgisayarımda ve harici hard diskimde ne zamandır yapmak istediğim temizlik ve düzenleme işlerini hallettim. Öğleden sonra da çocuklarla film izleyelim dedik. Bir ara -kan şekerim falan mı düştü, bilmem- uyuklar gibi oldum, hemen kalktım, doğru mutfağa... Karşıma ilk çıkan, çocuklara dün patlattığım mısırdan kalanlar oldu; yağı fazla kaçmış, tuzu da yerindeydi ama hiç düşünmedim bile; varan biiirr...
Kriz geçti, karnım çok tok. Akşama sofraya oturmayı düşünmüyorum ama balık var menüde... Balığı zor yiyen, hatta ayıklama derdine yemek istemeyen ufaklığa -babamız evde olmadığından- benim yardım etmem lazım. E, ayıklarken de kenarı köşesi tırtıklanır. Hadi buyrun, "bir kusurlu hareket daha"!
Üzüldüm! Kendi kendime "yatmadan Leslie ile 30 dakika yürürsen, seni affederim" dedim.
Affettim!
2 yorum:
Aferin Leslie yaptıysan onları da yakmışsındır. Zaten büyük kaçamaklar da değilmiş.
"Kaçamaksız diyet olmaz" Kaçamak olmazsa hep yemediğimiz şeylerin gizli açlığıyla yaşarız. Bunun önüne geçmenin tek yolu sınırlı kaçamaklar.
Kolay gelsin...
Evet ya, çok haklısın Aysel!
"Kaçamak yapılmayan diyete, diyet mi denir?" deyip işi bir adım daha öteye bile götürebilirim hatta :)
Mevsimlerden Roma'da duymuştum yanılmıyorsam; "arada emniyet sibobunu hafifçe açmalı ki, ileride büyük kazalar yaşanmasın!"
Sevgiler
Yorum Gönder