Yaa arkadaşlar, işte böyle...
Ne yazmıştım bir ara; "Son 2,5 aydır terbiyeye çekmeye çalıştığım nefsim! Senin tekrar
ruhumu ele geçirmene -Allah'ın izniyle- müsaade etmeyeceğim! Biliyorum sen hiç
ölmeyeceksin, sadece uslu uslu kenarda bekleyeceksin. Ufacık bir zaafımda da
meydana çıkacaksın tekrar... Bunun farkında olmak ve meydanı sana bırakmamak
için kalbim hep uyanık olmak zorunda!"
13 Haziran: 84, 1 kg.
18 Haziran: 88 kg.
21 Haziran: 86,6 kg.
28 Haziran: 83 kg.
İpin ucunu çok sıkı tutmak lazım.
Kilo verme süreci tamamlandıktan sonraki koruma programları bunun için çok önemliymiş ya... Oh verdim nasılsa deyip, hominigırtlak devam edenlerin sonu -benim de daha evvel defalarca yaşadığım gibi- hüsran, hüsran, hüsran...
13-28 Haziran arasında sporla yollarımız hiç kesişmedi. Gerçekten vakit fukarasıyım bu aralar! Yazıları toplu yazmamdan da belli oluyor değil mi?
:)
Sonuç itibariyle; her şey yolunda çok şükür...
28 Haziran 2012 Perşembe
Değişim Günlüğüm / 95. Gün
Bu sabah 1 haftalık normoprotein programım bitti ve tartıldım:
83 kg.
Aslında 15 gün devam etmeye niyetliydim bu programa ama kahvaltı için kullandığım herbalife tozum bittiği için;
83 kg.
Aslında 15 gün devam etmeye niyetliydim bu programa ama kahvaltı için kullandığım herbalife tozum bittiği için;
- sabah, klasik kahvaltı yaptım.
- öğle için yanımda getirdiğim taze fasulye ve yoğurt yeme planım vardı fakat olmadı ve sürpriz bir değişiklikle pide yemeye gittik arkadaşlarla :)
- akşam taze fasulye ve yoğurt seçeneğini kullanmayı umuyorum ama yemeye davetliyiz, değişebilir de...
27 Haziran 2012 Çarşamba
Değişim Günlüğüm / 88. ve 94. Günler
88. Gün itibariyle, sabah tartıldım.
Regl şişkinliğinin gitmesi ve 3 günlük dikkatli beslenmeden sonra 86,6 kg'yu görünce, "oh" dedim...
Bu kadar tatil yeter deyip, tekrar normoprotein programına başladım.
Programım her zamanki gibi:
Yarın sabah tartılıp yola devam...
* * *
not: spor hayatımdan tamamen çıktı :( gerçekten üzgünüm ama elimden gelen bir şey yok şu anda çünkü vakit yok!
Regl şişkinliğinin gitmesi ve 3 günlük dikkatli beslenmeden sonra 86,6 kg'yu görünce, "oh" dedim...
Bu kadar tatil yeter deyip, tekrar normoprotein programına başladım.
Programım her zamanki gibi:
- Sabah: Yağsız süt ve herbalife toz ile kahvaltı
- Öğle: Et+salata (1 tk z.yağlı) veya etli sebze yemeği (1 tk. z.yağlı)
- Akşam: Öğle ile aynı
- 92. gün akşam yemeğinde salata+et yerine salata+çiğköfte (çok acıkmıştım ve yemeğim yoktu!)...
- 93. ve 94. günler sabah sabah kahvesinin yanında bitter madlen (ilkinde başım ağrıyordu, ikincisi ise tamamen keyiften :)) ...
Yarın sabah tartılıp yola devam...
* * *
not: spor hayatımdan tamamen çıktı :( gerçekten üzgünüm ama elimden gelen bir şey yok şu anda çünkü vakit yok!
18 Haziran 2012 Pazartesi
Değişim Günlüğüm / 85., 86, ve 87. Günler
Bu sabah beklediğim misafir gelince, kara bulutlar dağıldı birden ve güneş yine yüzünü gösterdi çok şükür :)
Kaldığım yer neresiydi, hatırlamıyorum ama hatırlamak için önce tartılmak lazım:
4 günlük kendini koyvermişlik ve tabi ki davul şeklindeki şiş vücudun tartıda söyledikleri hiç iç açıcı değil: 88 kg.
!!!
"Hop hop hop, değiş TonTon!" diye bir çizgi film vardı benim zamanımda televizyonda :) Tartıdan inerken kendime söylediğim de aynen bu cümle oldu!
"Hop hop hop, değiş TonTon!"
Hadi bakalım, toparlanma zamanı...
3 gün "seçimde serbest ama miktarda değil" ilkesiyle dikkat ederek devam ediyoruz...
17 Haziran 2012 Pazar
Değişim Günlüğüm / 83. ve 84. Günler
"Battı balık yan gitmez!"
Bunu en iyi bilenlerdenim ama bu aralar regl gecikmesine bağlı şişkinlikle ilgili sıkıntılarımın çözülmemesi beni o kadar gerdi ki, eski hatalarımı yapmaktan hiç çekinmiyorum.
Sabah, öğle dikkatliyim ama aralarda ve özellikle akşamları boşveriyorum!
Gerginim! Her kilo verme savaşımdan sonra, 1996'da 74'lere düştüğümde 2. bebeğin ve 1998'de 80'leri gördüğümde de 3. bebeğin müjdesini almıştık! Tarih tekerrür eder mi? diye endişeliyim...
İşte bu yüzden, gergin bir şekilde bekliyorum; beklerken de yiyiyorum...
Bunu en iyi bilenlerdenim ama bu aralar regl gecikmesine bağlı şişkinlikle ilgili sıkıntılarımın çözülmemesi beni o kadar gerdi ki, eski hatalarımı yapmaktan hiç çekinmiyorum.
Sabah, öğle dikkatliyim ama aralarda ve özellikle akşamları boşveriyorum!
Gerginim! Her kilo verme savaşımdan sonra, 1996'da 74'lere düştüğümde 2. bebeğin ve 1998'de 80'leri gördüğümde de 3. bebeğin müjdesini almıştık! Tarih tekerrür eder mi? diye endişeliyim...
İşte bu yüzden, gergin bir şekilde bekliyorum; beklerken de yiyiyorum...
15 Haziran 2012 Cuma
Değişim Günlüğüm / 81. ve 82. Günler
Bulgaristan...
Hem ziyaret, hem ticaret...
Seçimde özgürüm, miktarda değilim dedim ama miktar da kaçtı biraz...
"Olsuun, hallederiz" :)
Fakat şişkinliğim gittikçe artıyor, regl olamadım!
Endişeliyim :(
Hem ziyaret, hem ticaret...
Seçimde özgürüm, miktarda değilim dedim ama miktar da kaçtı biraz...
"Olsuun, hallederiz" :)
Fakat şişkinliğim gittikçe artıyor, regl olamadım!
Endişeliyim :(
14 Haziran 2012 Perşembe
Değişim Günlüğüm / 5. Tartı Günü Analiz
Genel bir kanıdır, değil mi; kilo verdikçe "gençleşmişsin" derler...
Tabi doğru yapılan programlarla alınan sonuçtur bu... Yoksa dengesiz beslenmeyle yüzü buruşup, orası burası sarkanlar ve çökenler konumuzun dışında.
Ben de bu anlamda kendimi gençleşmiş hissedenlerdenim. Çünkü daha fit ve daha hareketliyim, daha geç yoruluyorum, sabahları daha zinde hissediyorum, vs...
Bir de bu rakam var ya... "84,1"
Beni götürdü 2003'e... En son çocukların sünnet zamanında görmüştüm bu rakamı!
Yani bu verilen kiloların yukarıda yazdıklarımı bana hissettirmesi bir yana, ben 9 yaş gençleştim de...
:))
Tabi doğru yapılan programlarla alınan sonuçtur bu... Yoksa dengesiz beslenmeyle yüzü buruşup, orası burası sarkanlar ve çökenler konumuzun dışında.
Ben de bu anlamda kendimi gençleşmiş hissedenlerdenim. Çünkü daha fit ve daha hareketliyim, daha geç yoruluyorum, sabahları daha zinde hissediyorum, vs...
Bir de bu rakam var ya... "84,1"
Beni götürdü 2003'e... En son çocukların sünnet zamanında görmüştüm bu rakamı!
Yani bu verilen kiloların yukarıda yazdıklarımı bana hissettirmesi bir yana, ben 9 yaş gençleştim de...
:))
13 Haziran 2012 Çarşamba
Değişim Günlüğüm / 80. Gün
Bu sabah* itibariyle;
Ev ve iş temposu birbirne karışmış durumda... Blog yazamıyorum, arkadaşları okuyamıyorum!
Ertelediğim geziyi 2 günlüğüne de olsa gerçekleştirebileceğim... 84. kilonun şerefine kendime ödül vermiş olayım :) Bu akşam yola çıkıyorum.
2 gün ölçülü serbestlik var... Kahve ve pasta, bekle beni; geliyorum :))
* Bu rakam dün sabah alındı çünkü dün akşam BG'ye yola çıkmam gerektiği için sabahtan tartılmıştım. Fakat yine planlar değişti, bugüne kaldım... Bu sabah da tartım beni tartmayı reddetti! Devamlı "error" verip durdu! Ben de dünkü rakamı girdim mecburen. Bu arada dip not olarak söyleyeyim ki; bu rakam, 2 günlük kabızlık ve regl döneminin tam da arifesindeki bir dönemde alınmıştır.
12 Haziran 2012 Salı
Değişim Günlüğüm / 78. ve 79. Günler
Aynı programla devam ediyorum. Normoproteinde son günüm olabilir. Hayatımda belirsizlikler şu anda çok fazla, bu yüzden program yapmakta da zorlanıyorum!
* * *
Bugün mesela, her şeyin için iç içe girdiği bir gün oldu!
Yardımcı ablamız izne ayrıldı. Çocuklar evde yalnız kaldı, yanlarına kimseyi ayarlayamadım. Bu yüzden Bulgaristan tamamen yattı derken, kardeşim destek verdi; o kalacak çocuklarla... Bu akşam çıkacaktık ama bu sefer de eşimin işine bağlı olarak BG programımız yine kesinleşemedi. Ayarlanırsa BG'ye çıkılacak, olmadı yarına kalacak... Yarına kalırsa, bu akşam mezunların kep törenine katılınacak. Törene katılınması kesinleşirse, kuaför, vs. olacak...
Sabah evden çıkarken; hem BG çantam, hem tören kostümlerim ve yan aksesuralarımın olduğu 2 ayrı çantayla çıktım evden...
Saat 15.00 gibi belli oldu ki; kalıyoruz ve kep törenine katılıyoruz. Çok sevindim çünkü yuvadan uçurduğumuz yavrularımızın ve ailelerimizin bu gurur ve buruklukla karışık mutlu günlerinde yanlarında olmak çok önemli...
Yolunuz açık, başarılarınız daim olsun sevgili çocuklarımız!
* * *
Bugün mesela, her şeyin için iç içe girdiği bir gün oldu!
Yardımcı ablamız izne ayrıldı. Çocuklar evde yalnız kaldı, yanlarına kimseyi ayarlayamadım. Bu yüzden Bulgaristan tamamen yattı derken, kardeşim destek verdi; o kalacak çocuklarla... Bu akşam çıkacaktık ama bu sefer de eşimin işine bağlı olarak BG programımız yine kesinleşemedi. Ayarlanırsa BG'ye çıkılacak, olmadı yarına kalacak... Yarına kalırsa, bu akşam mezunların kep törenine katılınacak. Törene katılınması kesinleşirse, kuaför, vs. olacak...
Sabah evden çıkarken; hem BG çantam, hem tören kostümlerim ve yan aksesuralarımın olduğu 2 ayrı çantayla çıktım evden...
Saat 15.00 gibi belli oldu ki; kalıyoruz ve kep törenine katılıyoruz. Çok sevindim çünkü yuvadan uçurduğumuz yavrularımızın ve ailelerimizin bu gurur ve buruklukla karışık mutlu günlerinde yanlarında olmak çok önemli...
Yolunuz açık, başarılarınız daim olsun sevgili çocuklarımız!
10 Haziran 2012 Pazar
Değişim Günlüğüm / 77. Gün
Pazar da mı çalışılır?
Evet, çalışılır; mecbur olunca zor gelir ama işini sevince hiiç gocunmuyor insan...
Planım evde kalmak ve iş yapmaktı fakat evdeki hesap uymuyor her zaman çarşıya... Sabah büyük oğlumu Üsküdar'a götürdük eşimle, üniversiteye hazırlanacak gelecek sene ve dersanenin deneme sınavına çağırdılar. Erken gidince deniz kenarındaki çay bahçesinde dinlendik. Sabah sabah öyle iyi geldi ki...
Daha sonra biz işe döndük. Önümüzdeki yılla ilgili planlamalar üzerinde çalıştık. Eve geldiğimizde saat neredeyse 18:00 olmuştu. Yemek, vs. derken gün bitti...
Bu aralar spor olayı yine çıkmış durumda hayatımdan...
Evet, çalışılır; mecbur olunca zor gelir ama işini sevince hiiç gocunmuyor insan...
Planım evde kalmak ve iş yapmaktı fakat evdeki hesap uymuyor her zaman çarşıya... Sabah büyük oğlumu Üsküdar'a götürdük eşimle, üniversiteye hazırlanacak gelecek sene ve dersanenin deneme sınavına çağırdılar. Erken gidince deniz kenarındaki çay bahçesinde dinlendik. Sabah sabah öyle iyi geldi ki...
Daha sonra biz işe döndük. Önümüzdeki yılla ilgili planlamalar üzerinde çalıştık. Eve geldiğimizde saat neredeyse 18:00 olmuştu. Yemek, vs. derken gün bitti...
Bu aralar spor olayı yine çıkmış durumda hayatımdan...
9 Haziran 2012 Cumartesi
8 Haziran 2012 Cuma
Değişim Günlüğüm / 75. Gün
Zaman su oldu, akıp gidiyor! Arkasından yetişebilene aşkolsun!
Okullar sanki daha dün açıldı, bugün karnelerimizi verdik, aldık :)
Tüm çocuklarımıza sağlıklı, neşeli, gönüllerince bir tatil diliyorum.
Yarın itibariyle yazlığa geçiyoruz. Fakat sabahtan katılmam gereken toplantım var. Sonra biraz çarşı pazar işi; gitti cumartesi! Pazar günü de ancak yerleşmeyle geçer, pazartesi dinlenmeden yine işbaşı :(
Ha, bu arada pazartesi sabahı Bulgaristan'ı ertelemek zorunda kaldım. Grup gidiyor ama ben 2 gün geç katılacağım veya hiç katılamayacağım! İş ve ev trafiği biraz karışık bu aralar, bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek...
Bu akşam iş dönüşü apartmana girdim, kızartma kokusu :(
Sniff, sniff... Hmm, hamur kızartmasına benziyor bu!
Aman da bir canım çeksin, bir canım çeksin... Koca bir tabak olsa (ama sıcacık; annem kızartsa, ben yesem mesela...) Koca bir demlik çay, enn yağlısından beyaz peynir, bir de nutella... Of, nasıl kötü oldum! Birden modum değişti, enerjim düştü, mutsuz ve karamsar bir dünyanın kapısı açıldı da içine girdim sanki! Eve girince biraz dağılır gibi oldu bu ruh halim fakat mutfağa girip tezgahın üzerindeki bir kutu sütlü nuriyeyi görünce (ablam bırakmış) yine depreşti, akşam yemeğini hazırlarken zirve yaptı! Pişen mercimek çorbasını tenceresiyle götürebilirdim mesela! Üzerine kırmızı biberli yağ yakıp yiyebilirdim, kıtır ekmek kavurup yiyebilirdim, ekmeksiz, hiçbir şeysiz de yiyebilirdim...
Baktım iş bozuk, tartımı çıkardım hemen, dolaptan çıkardığım fasulyemi ve etimi tarttım, ısıttım. Oturdum karnımı doyurdum. Üzerine de hemen en sevdiğim bitki çayını hazırladım. Bi tane de şekersiz sakız attım ağzıma...
Bazen çok tehlikeli olabiliyor bir koku bile... Hiç akılda yokken, baştan çıkmaya hazır; bekliyor! İşte o anda 2 seçenek var;
Kriz geldiğinde, "her tercih, bir vazgeçiştir" sözünü hatırlamakta ve o her neyse, mideye indirmeden önce; neyi tercih ettiğimizi ve neden vazgeçtiğimizi bir kez daha düşünmekte...
Okullar sanki daha dün açıldı, bugün karnelerimizi verdik, aldık :)
Tüm çocuklarımıza sağlıklı, neşeli, gönüllerince bir tatil diliyorum.
Yarın itibariyle yazlığa geçiyoruz. Fakat sabahtan katılmam gereken toplantım var. Sonra biraz çarşı pazar işi; gitti cumartesi! Pazar günü de ancak yerleşmeyle geçer, pazartesi dinlenmeden yine işbaşı :(
Ha, bu arada pazartesi sabahı Bulgaristan'ı ertelemek zorunda kaldım. Grup gidiyor ama ben 2 gün geç katılacağım veya hiç katılamayacağım! İş ve ev trafiği biraz karışık bu aralar, bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek...
Bu akşam iş dönüşü apartmana girdim, kızartma kokusu :(
Sniff, sniff... Hmm, hamur kızartmasına benziyor bu!
Aman da bir canım çeksin, bir canım çeksin... Koca bir tabak olsa (ama sıcacık; annem kızartsa, ben yesem mesela...) Koca bir demlik çay, enn yağlısından beyaz peynir, bir de nutella... Of, nasıl kötü oldum! Birden modum değişti, enerjim düştü, mutsuz ve karamsar bir dünyanın kapısı açıldı da içine girdim sanki! Eve girince biraz dağılır gibi oldu bu ruh halim fakat mutfağa girip tezgahın üzerindeki bir kutu sütlü nuriyeyi görünce (ablam bırakmış) yine depreşti, akşam yemeğini hazırlarken zirve yaptı! Pişen mercimek çorbasını tenceresiyle götürebilirdim mesela! Üzerine kırmızı biberli yağ yakıp yiyebilirdim, kıtır ekmek kavurup yiyebilirdim, ekmeksiz, hiçbir şeysiz de yiyebilirdim...
Baktım iş bozuk, tartımı çıkardım hemen, dolaptan çıkardığım fasulyemi ve etimi tarttım, ısıttım. Oturdum karnımı doyurdum. Üzerine de hemen en sevdiğim bitki çayını hazırladım. Bi tane de şekersiz sakız attım ağzıma...
Bazen çok tehlikeli olabiliyor bir koku bile... Hiç akılda yokken, baştan çıkmaya hazır; bekliyor! İşte o anda 2 seçenek var;
- her şeye boşverip, midemin sesine uyar ve fakat sonradan "ah, vah!" diyebilirim...
- o anda "ah, vah!" diyebilir ama ilgimi başka yere yöneltir ve sonradan kendimle gurur duyabilirim...
Kriz geldiğinde, "her tercih, bir vazgeçiştir" sözünü hatırlamakta ve o her neyse, mideye indirmeden önce; neyi tercih ettiğimizi ve neden vazgeçtiğimizi bir kez daha düşünmekte...
7 Haziran 2012 Perşembe
Değişim Günlüğüm / 74. Gün
Cumartesi ve pazar öyle çok yorulduktan ve belim de sinyal vermeye başladıktan sonra, sporu yine astım!
Bugün iş çıkışı yaparım dedim ama yine yok!
Gece tam yatacakken, saat 00:30'da baktım spor ayakkabılarımı ayağıma geçirmiş, bantta yürüyorum: tam 90 dakika orta tempoda, kulaklığımda youtube'dan indirdiğim bir sohbet, sohbetin konusu: "nefis terbiyesi"
Herkesin savaşı başka çünkü nefsi başka...
Son 2,5 aydır terbiyeye çekmeye çalıştığım nefsim! Senin tekrar ruhumu ele geçirmene -Allah'ın izniyle- müsaade etmeyeceğim! Biliyorum sen hiç ölmeyeceksin, sadece uslu uslu kenarda bekleyeceksin. Ufacık bir zaafımda da meydana çıkacaksın tekrar... Bunun farkında olmak ve meydanı sana bırakmamak için kalbim hep uyanık olmak zorunda!
Bugün iş çıkışı yaparım dedim ama yine yok!
Gece tam yatacakken, saat 00:30'da baktım spor ayakkabılarımı ayağıma geçirmiş, bantta yürüyorum: tam 90 dakika orta tempoda, kulaklığımda youtube'dan indirdiğim bir sohbet, sohbetin konusu: "nefis terbiyesi"
Herkesin savaşı başka çünkü nefsi başka...
Son 2,5 aydır terbiyeye çekmeye çalıştığım nefsim! Senin tekrar ruhumu ele geçirmene -Allah'ın izniyle- müsaade etmeyeceğim! Biliyorum sen hiç ölmeyeceksin, sadece uslu uslu kenarda bekleyeceksin. Ufacık bir zaafımda da meydana çıkacaksın tekrar... Bunun farkında olmak ve meydanı sana bırakmamak için kalbim hep uyanık olmak zorunda!
6 Haziran 2012 Çarşamba
Değişim Günlüğüm / 73. Gün
Çalışan kadında en çok yakıştırdığım şey, diz boyunda etekle ceket veya etek-bluz... Tabi olmazsa olmazı, orta ökçeli bir de şık ayakkabı :)
2006 sonbaharında kendime bir sürü etek, ceket almıştım; yeni işimde giyerim diye... O yaz 87-88 kiloyu görmüş ama sonbaharla hafiften tekrar kilo almaya, 90'larda dolaşmaya başlamıştım. Azıcık dar geliyordu aldıklarım ama "olsun, veririm" diye herşeyi 46 beden almıştım.
Onların içinden sadece bir döpiyesi giydim 2 kere (ki basen hizasında başlayan pli biraz açıldığı için, bir daha onu da giyemedim), diğer hepsi kaldı; etiketleri üzerinde hem de...
6 sene sonra o eteklerden birini giydim bugün. Üzerine de eskiden üzerime oturan bir bluzumu... Hoş, şimdi epey bollaşmış cânım bluz!
Kıyafetlerimi tamamlamak tasasından ziyade, sadece istenmeyen görüntüleri saklasın derdiyle taktığım fular ve belirli bölgelerin kamuflesi için illâ ki bir ceket, hırka, tunik, yelek, şal zorunluluğundan kurtulmak nasıl bir özgürlükmüş Allah'ım!
(bu cümle Nurhayat(=yalan dünya) edasıyla okunmalı :)
Akşamki miniklerin törenine giderken de o döpiyesi giydim. Etek -özellikle belden- iyice bollaşmış ama basen bölgesi aşağıya inmesini engelliyor! Sanırım sonbaharda tekrar mevsimi gelip, giymeye kalktığımda "o tutucular" da işe yaramayacak!
Kısacası 44 ve 46 stoklu bir gardrobum var şu anda ve yazın beni idare edecektir ama 42 kapıya dayandığında, ben de mağazaların kapısına dayanmak zorunda kalacağım; büyük bir zevkle...
2006 sonbaharında kendime bir sürü etek, ceket almıştım; yeni işimde giyerim diye... O yaz 87-88 kiloyu görmüş ama sonbaharla hafiften tekrar kilo almaya, 90'larda dolaşmaya başlamıştım. Azıcık dar geliyordu aldıklarım ama "olsun, veririm" diye herşeyi 46 beden almıştım.
Onların içinden sadece bir döpiyesi giydim 2 kere (ki basen hizasında başlayan pli biraz açıldığı için, bir daha onu da giyemedim), diğer hepsi kaldı; etiketleri üzerinde hem de...
6 sene sonra o eteklerden birini giydim bugün. Üzerine de eskiden üzerime oturan bir bluzumu... Hoş, şimdi epey bollaşmış cânım bluz!
Kıyafetlerimi tamamlamak tasasından ziyade, sadece istenmeyen görüntüleri saklasın derdiyle taktığım fular ve belirli bölgelerin kamuflesi için illâ ki bir ceket, hırka, tunik, yelek, şal zorunluluğundan kurtulmak nasıl bir özgürlükmüş Allah'ım!
(bu cümle Nurhayat(=yalan dünya) edasıyla okunmalı :)
Akşamki miniklerin törenine giderken de o döpiyesi giydim. Etek -özellikle belden- iyice bollaşmış ama basen bölgesi aşağıya inmesini engelliyor! Sanırım sonbaharda tekrar mevsimi gelip, giymeye kalktığımda "o tutucular" da işe yaramayacak!
Kısacası 44 ve 46 stoklu bir gardrobum var şu anda ve yazın beni idare edecektir ama 42 kapıya dayandığında, ben de mağazaların kapısına dayanmak zorunda kalacağım; büyük bir zevkle...
5 Haziran 2012 Salı
Değişim Günlüğüm / 72. Gün
Doktorum da onayladı, hiçbir şey olmamış gibi, kaldığım yerden devam ediyorum normo protein programıma... Bulgaristan'da da kontrollü serbestlik olacak; yani seçimde serbestim ama miktarda değil... Çok iyi oldu bu çünkü eğer elimde bir program olur ve orada bunu uygulayamazsam, kasardım. Halbuki şimdi seçici olarak, ne yiyip ne yemiyeceğimi kendim belirleyeceğim. Öğleyin kaçarsa, akşama dengeleyeceğim. Benim için de sınav olacak bu; iyi bir sınav!
* * *
Cumartesi zaten çok ama çok yorulmuştum. Üzerine pazar günü de hareketli geçince, belim sinyal vermeye başladı. Dün -çocuklar da okula gitmeyip evde kaldıklarından- işe gitmedim, ben de kaldım onlarla evde...
Fakat bir kez daha anladım ki, evde kalmak bana hiç yaramıyor. Kendimi iyice hasta hissettim; tüm gün tembel tembel oturdum, yattım, başım ağrıdı, belim ağrıdı, bacaklarım ağrıdı, vs. vs... Mutfağa gittikçe, çekmeceleri karıştırdım, karıştırdıkça ve oradaki "cıs" mamaları gördükçe iyice moralsizleştim. "Moralsiz ve ağrımadık yeri yok" halde pinekledim durdum yatana kadar. Sabah da aynı ruh halinde (hatta "ruh gibi" demek daha doğru) evde dolanırken, "eşim hiç iyi görünmüyorsun!" dedi, "canıımm, vah vah, açlıktan mı bu hale geldin?" diye iyice moralimi bozdu! Şaka yapıyor güya ama hiç kaldıracak halim yok! Evden çıkmak istemiyor canım ama etkinlik var, gitmem lazım!
"Ya, n'oluyor sana" diye kızdım kendime... Her bahar bu halde olurdum ben; "yine bir bahar ve ben yine kilo veremedim" diye üzülür, depresif halin birinden çıkar birine girerdim... Sonra da bu hallerden kurtulmak için yerdim de yerdim! Şimdi şen şakrak olmam lazımken, bu ne hâl!
Bu fırça işe yaradı! Giyindim, süslendim, kendimi evden attım ve canım işime geldim. İyi ki de geldim, resmen canlandım!
Bir kez daha, Allah'ım sana şükürler olsun!
* * *
Cumartesi zaten çok ama çok yorulmuştum. Üzerine pazar günü de hareketli geçince, belim sinyal vermeye başladı. Dün -çocuklar da okula gitmeyip evde kaldıklarından- işe gitmedim, ben de kaldım onlarla evde...
Fakat bir kez daha anladım ki, evde kalmak bana hiç yaramıyor. Kendimi iyice hasta hissettim; tüm gün tembel tembel oturdum, yattım, başım ağrıdı, belim ağrıdı, bacaklarım ağrıdı, vs. vs... Mutfağa gittikçe, çekmeceleri karıştırdım, karıştırdıkça ve oradaki "cıs" mamaları gördükçe iyice moralsizleştim. "Moralsiz ve ağrımadık yeri yok" halde pinekledim durdum yatana kadar. Sabah da aynı ruh halinde (hatta "ruh gibi" demek daha doğru) evde dolanırken, "eşim hiç iyi görünmüyorsun!" dedi, "canıımm, vah vah, açlıktan mı bu hale geldin?" diye iyice moralimi bozdu! Şaka yapıyor güya ama hiç kaldıracak halim yok! Evden çıkmak istemiyor canım ama etkinlik var, gitmem lazım!
"Ya, n'oluyor sana" diye kızdım kendime... Her bahar bu halde olurdum ben; "yine bir bahar ve ben yine kilo veremedim" diye üzülür, depresif halin birinden çıkar birine girerdim... Sonra da bu hallerden kurtulmak için yerdim de yerdim! Şimdi şen şakrak olmam lazımken, bu ne hâl!
Bu fırça işe yaradı! Giyindim, süslendim, kendimi evden attım ve canım işime geldim. İyi ki de geldim, resmen canlandım!
Bir kez daha, Allah'ım sana şükürler olsun!
4 Haziran 2012 Pazartesi
Değişim Günlüğüm / 71. Gün
Sabah kalktığımda hissettiğim, midemde ve vicdanımdaki şişkinlik oldu ki uzun zamandır kendilerinden haber alınamıyordu!
Bugün 10. haftaya başladık (dün yok hükmünde!)
Bu sabah "madem yasakları deldik, hadi bi daha, bi daha" dedim ve yasak olmasına rağmen tartıldım: 86,6 kg. olmuşum :) 84'e ve kendime söz verdiğim hediyeye az kaldı gibi...
Bugünden itibaren 1 hafta daha, kesintiye uğrattığım programa devam ediyorum:
Evet; bir gün izinli sayıp kendimi, kaldığım yerden tekrar başladım, 1 hafta sonra 10 Haziran'da bitecek...
11 haziranda tartılacağım. O sabah çok erken 5 günlüğüne okulla ilgili bir proje için Bulgaristan'a gidiyoruz. Orada ne olur, nasıl bir program uygularım, şimdilik bilmiyorum. "Neyse, hele bi o gün gelsin, bakarız" diyelim, geçelim...
Bugün 10. haftaya başladık (dün yok hükmünde!)
Bu sabah "madem yasakları deldik, hadi bi daha, bi daha" dedim ve yasak olmasına rağmen tartıldım: 86,6 kg. olmuşum :) 84'e ve kendime söz verdiğim hediyeye az kaldı gibi...
Bugünden itibaren 1 hafta daha, kesintiye uğrattığım programa devam ediyorum:
- Sabah yağsız süt ve herbalife toz
- Öğle et+salata veya etli sebze yemeği (toplam 1 tk. z.yağ)
- Akşam et+salata veya etli sebze yemeği (toplam 1 tk. z.yağ)
- Haftada 2 kere 2 yumurta yiyebilirim.
Evet; bir gün izinli sayıp kendimi, kaldığım yerden tekrar başladım, 1 hafta sonra 10 Haziran'da bitecek...
11 haziranda tartılacağım. O sabah çok erken 5 günlüğüne okulla ilgili bir proje için Bulgaristan'a gidiyoruz. Orada ne olur, nasıl bir program uygularım, şimdilik bilmiyorum. "Neyse, hele bi o gün gelsin, bakarız" diyelim, geçelim...
3 Haziran 2012 Pazar
Değişim Günlüğüm / 70. Gün
26 Marttan bu yana ilk defa... 70. gün şerefine...
İlk defa listemi deldim, program dışına çıktım, kaçamak yaptım!
Dün de dediğim gibi, tadına bakmadığım bir şeyi misafirlere vermemek için bahanesine sığınabilirim. Ama bu sadece bir bahane olur...
Aslında her şey güzel başladı. Annemler, ablamlar ve yakın bir iki dostla; kahvaltıyla başlayan ve sonra da tüm gün beraber olacağımız bir program yaptım.
Saat 8.30'da, kahvaltımı süt ve herbalife ile yaptım. Misafirler kahvaltı yaparken kendimi unuttururum diye düşündüm. Öyle de oldu... Servisle meşgul olup, masaya geç oturmayı başardım. Böylece onca baştan çıkarıcı kokuya ve lezzete de dayandım. Sofraya oturduğumda, tabağıma sadece yeşillik ve salatalık falan alıp, tehlikeyi savuşturdum,
Sonrasında kahve eşliğindeki mini kurabiye, çikolatalar hiç ilgimi çekmedi.
Meyve servisinde, tüm meyveler bir yana; ananemin bahçeden toplanmış o dutlara içim gitti, içim... Dut benim ilk sıramdaki meyvelerdendir ama yemedim, 1 tane bile...
Bu arada, öğle yemeğimi atlattım; bilerek... Herkesle sofraya oturmak için, biraz geç yerim diye düşündüm... Ama o geç, epey geç oldu; kimse acıkmayınca, yemek saati de gecikti, benim öğle yemeği ve akşam yemeği böylece birleşmiş oldu! Saat 18 civarı ızgara ve yağsız salata yedim ama ette ölçüymüş, yağsız olsunmuş falan, hepsini bir kenara bıraktım! İşte ilk program delinmesi burada yaşandı!
Herkes elleri kolları dolu gelmiş, sağolsun... Akşam yemeğinde soframız pek renkliydi; ne annemin sarma ve biber dolmalarından, ne ablamın meşhur böreğinden, ne meksika fasulyeli salatamdan... Hadi uzun uzun yazmayayım, ne de olsa burası diyet blogu! Yemek blogu açınca uzun uzun yazar, resimler, tarif veririm. Ama beni baştan çıkaran 2 tat oldu:
Humusu nohut unuyla denedim ilk defa... Hazırladım, tadını tuzunu her şeyini ablama test ettirdim, hiç tadına bakmadım. Fakat en son, mikserin karıştırma aparatını sıyırmaktan kendimi alamadım... Bir de yemekten sonra, servis tabağında kalan humusu küçük tabağa alırken, tabağı tertemiz ettim maşallah! Sanırım 1-2 kaşık eder toplamda ama bıraksalar o humus tabağını önüme çeker, sabahki köy ekmeklerini de kızartıp öyle bir yerdim kiii... 2. delik!
Ve son olarak, yemekten sonra biraz yürüyüş yaptık, midelerde yer açıldı, çay faslına geçildi. Dün gece yaptığım mozaik pastamdan (ki 2 tarifi karıştırıp, üzerine de kendi yorumumu katarak yaptığım bir tatlıydı) öyle çok tezahürat almasına rağmen yemedim (yani tadına bakmadan ikram etmiş oldum aslında...) sadece çay içtim. Kalan 2 dilimi paketleyip, yeğenime götürmesi için anneme vermek üzere mutfağa geçtim. O esnada oldu zaten ne olduysa! 2 dilimi koydum bir kaba ama servis tabağında, tabanında kalmış ve bana üzgün üzgün bakan badem ve fıstık parçaları (ki dün gece kavuruken beni mest etmişlerdi) ile baştan çıktım. Kabı öyle bir sıyırdım ki, bulaşık makinesine girmesine gerek kalmadı diyebilirim! İnce yarım dilim kadar mozaik pastayla programın 3. deliğini yapmış ve 70. günü kapatmış olduk!
Buradan alacağım tek ders, "kalan yemekleri küçük kaplara alma işini bundan böyle ben yapmayacağım"...
Gün bitti, misafirler gitti, "yarın nasıl devam edeceğim" derdine düştüm...
İlk defa listemi deldim, program dışına çıktım, kaçamak yaptım!
Dün de dediğim gibi, tadına bakmadığım bir şeyi misafirlere vermemek için bahanesine sığınabilirim. Ama bu sadece bir bahane olur...
Aslında her şey güzel başladı. Annemler, ablamlar ve yakın bir iki dostla; kahvaltıyla başlayan ve sonra da tüm gün beraber olacağımız bir program yaptım.
Saat 8.30'da, kahvaltımı süt ve herbalife ile yaptım. Misafirler kahvaltı yaparken kendimi unuttururum diye düşündüm. Öyle de oldu... Servisle meşgul olup, masaya geç oturmayı başardım. Böylece onca baştan çıkarıcı kokuya ve lezzete de dayandım. Sofraya oturduğumda, tabağıma sadece yeşillik ve salatalık falan alıp, tehlikeyi savuşturdum,
Sonrasında kahve eşliğindeki mini kurabiye, çikolatalar hiç ilgimi çekmedi.
Meyve servisinde, tüm meyveler bir yana; ananemin bahçeden toplanmış o dutlara içim gitti, içim... Dut benim ilk sıramdaki meyvelerdendir ama yemedim, 1 tane bile...
Bu arada, öğle yemeğimi atlattım; bilerek... Herkesle sofraya oturmak için, biraz geç yerim diye düşündüm... Ama o geç, epey geç oldu; kimse acıkmayınca, yemek saati de gecikti, benim öğle yemeği ve akşam yemeği böylece birleşmiş oldu! Saat 18 civarı ızgara ve yağsız salata yedim ama ette ölçüymüş, yağsız olsunmuş falan, hepsini bir kenara bıraktım! İşte ilk program delinmesi burada yaşandı!
Herkes elleri kolları dolu gelmiş, sağolsun... Akşam yemeğinde soframız pek renkliydi; ne annemin sarma ve biber dolmalarından, ne ablamın meşhur böreğinden, ne meksika fasulyeli salatamdan... Hadi uzun uzun yazmayayım, ne de olsa burası diyet blogu! Yemek blogu açınca uzun uzun yazar, resimler, tarif veririm. Ama beni baştan çıkaran 2 tat oldu:
- Humus
- Çikolata soslu mozaik pasta
Humusu nohut unuyla denedim ilk defa... Hazırladım, tadını tuzunu her şeyini ablama test ettirdim, hiç tadına bakmadım. Fakat en son, mikserin karıştırma aparatını sıyırmaktan kendimi alamadım... Bir de yemekten sonra, servis tabağında kalan humusu küçük tabağa alırken, tabağı tertemiz ettim maşallah! Sanırım 1-2 kaşık eder toplamda ama bıraksalar o humus tabağını önüme çeker, sabahki köy ekmeklerini de kızartıp öyle bir yerdim kiii... 2. delik!
Ve son olarak, yemekten sonra biraz yürüyüş yaptık, midelerde yer açıldı, çay faslına geçildi. Dün gece yaptığım mozaik pastamdan (ki 2 tarifi karıştırıp, üzerine de kendi yorumumu katarak yaptığım bir tatlıydı) öyle çok tezahürat almasına rağmen yemedim (yani tadına bakmadan ikram etmiş oldum aslında...) sadece çay içtim. Kalan 2 dilimi paketleyip, yeğenime götürmesi için anneme vermek üzere mutfağa geçtim. O esnada oldu zaten ne olduysa! 2 dilimi koydum bir kaba ama servis tabağında, tabanında kalmış ve bana üzgün üzgün bakan badem ve fıstık parçaları (ki dün gece kavuruken beni mest etmişlerdi) ile baştan çıktım. Kabı öyle bir sıyırdım ki, bulaşık makinesine girmesine gerek kalmadı diyebilirim! İnce yarım dilim kadar mozaik pastayla programın 3. deliğini yapmış ve 70. günü kapatmış olduk!
Buradan alacağım tek ders, "kalan yemekleri küçük kaplara alma işini bundan böyle ben yapmayacağım"...
Gün bitti, misafirler gitti, "yarın nasıl devam edeceğim" derdine düştüm...
2 Haziran 2012 Cumartesi
Değişim Günlüğüm / 69. Gün
Çok yorulduğum ve listeye uyma konusunda da zorlandığım bir gün oldu.
Yazlık eve taşınma vakti yaklaştı ama iş güçten bir türlü fırsat bulup, temizliğe gidememiştim. Bugün ekipi topladım; "hep beraber asılalım, yapabildiğimiz kadar yapalım, toparlayalım, zira başka zaman yok!" dedim, çıktık yola... İddaalıyım bir günde bütün işi bitirmeye, öyle ki yarına da sezonun ilk misafirlerini davet ettim!
Böyle temizlik günlerinde, verdiğim molaların sıklığı ve doluluğu(!) işgücü performansımı yükseltir benim... Bu ne demek şimdi? Şu demek: ne kadar mola ve bu molalarda ne kadar ikram, o kadar işgücü! E, kendim için istediğimi, doğal olarak herkes için de istiyor ve uyguluyorum:
- Mekana varır varmaz, çay suyu konur; poğaça, simit arası kaşar, vs. ile hafif(!) bir başlangıç yapılır...(çıkmadan kahvaltı yapılmış olsa bile...)
- 2 saat sonra nescafe eşliğinde çikolata ve tuzlu kurabiye ile mola...
- 2 saat sonra öğle yemeği molası...
- Belirli zaman dilimleri içinde; meyve ve soğuk içecek servisleriyle mola...
- Saat 5 civarı; evden getirilmiş kek, börek, vs. ile çay molası...
- İş bitimine doğru yine soğuk içecek servisi...
Akşam yemeği saatim 20.30'u buldu ki, epey geç! Hafif bir sebze çorbası ve az tavuk eti yedim. Aslında hiç yemesem de olurdu, aç değildim (ya da yorgunluktan açlığımı hissetmeyecek haldeydim) ama öğün atlamamak adına bir şeyler yiyeyim dedim.
Bu yorgunluğun üstüne bir de yarın için tatlı yaptım. Çocuklar ne zamandır pasta diye sayıklıyordu. Uzun uzun pandispanyayla falan uğraşacak hâl ve zaman yok, ben de iki tarifin karışımından (burada ve burada) bir tatlı çıkardım ortaya... Güzel koktu, görüntü de iyi... Fakat tadına bakamayacağım ve hayatımda ilk defa tadına bakmadığım bir şeyi misafire ikram edeceğim!
Neyse, bütün gün çok yoruldum ve bütün o molalarda, üstüne de tatlıyı yaparken kendimi tutma konusunda zorlandım ama hasarsız olarak günü ve 9. haftayı tamamladım.
Bakalım yarın ne olacak?
not: tüm gün haşatım çıktı, 2 gün spor falan yok!
1 Haziran 2012 Cuma
Değişim Günlüğüm / 68. Gün
!0 günlük programın 3. günü:
Öğle yemeğim için eti evden getirip, salatayı yemekhaneden istiyorum. Hep de yağsız isterim salatamı ama dün 1 tatlı kaşığı yağ eklemesini istedim, tembih de ettim "aman ha, 1 tk olacak"... Bağırsaklarıma da iyi gelir diye... Hem yiyiyorum, hem de bu kırmızı lahana bugün neden böyle lezzetli diye düşünüyorum! Meğer sağolsun içeride servise hazırlayan arkadaş, "aman 1 tatlı kaşığı ne yapacak, şöyle yağlı yağlı yesin hocam" demiş, elinin kararınca dökmüş yağı! Sonradan öğrendim ama iş işten geçti!
Eminim üzüldüğümü görünce, deli olduğumu veya kafayı diyetle bozduğumu düşünmüştür. Ama n'apayım, program böyle... Yağ miktarı çok ölçülü...
* * *
Dün iş çıkışı bir programa katılıp, eve de geç dönünce yürüyemedim.
Dünün açığını bugün telafi etmeyi umuyorum ama yürüyüş yapmayacağım. Canım dans etmek istiyor. Kulaklıklarımı takıp müziği taa içimde hissetmeye, vücudumu da hissettiği akışa bırakmaya ihtiyacım var.
Bu aralar havaların tuhaflığından mıdır, bilmem; insanlar bi gergin, bi sinirli...
"Sen böyle demiştin."
"Hayır, ben öyle demedim, sen yanlış anladın!"
"İkimiz de aynı şeyi söylüyoruz ama neden anlaşamıyoruz?"
İdare etmekten ve kendimi kasmaktan omuzlarım öyle ağrıyor ki...
Acilen kendimi terapiye almam lazım.
Mümkün olsa bir SPA'ya gidebilsem; mum ışığında ve hafif bir müzikle jakuzi keyfi, aromaterapi masajı... Oof of!
Galiba tatil vakti geldi...
Öğle yemeğim için eti evden getirip, salatayı yemekhaneden istiyorum. Hep de yağsız isterim salatamı ama dün 1 tatlı kaşığı yağ eklemesini istedim, tembih de ettim "aman ha, 1 tk olacak"... Bağırsaklarıma da iyi gelir diye... Hem yiyiyorum, hem de bu kırmızı lahana bugün neden böyle lezzetli diye düşünüyorum! Meğer sağolsun içeride servise hazırlayan arkadaş, "aman 1 tatlı kaşığı ne yapacak, şöyle yağlı yağlı yesin hocam" demiş, elinin kararınca dökmüş yağı! Sonradan öğrendim ama iş işten geçti!
Eminim üzüldüğümü görünce, deli olduğumu veya kafayı diyetle bozduğumu düşünmüştür. Ama n'apayım, program böyle... Yağ miktarı çok ölçülü...
* * *
Dün iş çıkışı bir programa katılıp, eve de geç dönünce yürüyemedim.
Dünün açığını bugün telafi etmeyi umuyorum ama yürüyüş yapmayacağım. Canım dans etmek istiyor. Kulaklıklarımı takıp müziği taa içimde hissetmeye, vücudumu da hissettiği akışa bırakmaya ihtiyacım var.
Bu aralar havaların tuhaflığından mıdır, bilmem; insanlar bi gergin, bi sinirli...
"Sen böyle demiştin."
"Hayır, ben öyle demedim, sen yanlış anladın!"
"İkimiz de aynı şeyi söylüyoruz ama neden anlaşamıyoruz?"
İdare etmekten ve kendimi kasmaktan omuzlarım öyle ağrıyor ki...
Acilen kendimi terapiye almam lazım.
Mümkün olsa bir SPA'ya gidebilsem; mum ışığında ve hafif bir müzikle jakuzi keyfi, aromaterapi masajı... Oof of!
Galiba tatil vakti geldi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
