1 Ekim 2012 Pazartesi

Mola Günleri 6

düzeltme: madem benimle gezeceksiniz, işe biraz görsellik katalım, hayalleri canlandıralım... kâh benim çektiğim fotolardan, kâh internetteki kaynaklardan yararlanarak, yazıyı tekrar düzenledim. buyrun...

* * *

İşte gün bugün...

Yıllardır her 1 Ekim'de yaptığım bir şey; alıp başımı gitmek...

Gerçi son 2-3 senedir eşim de takılıyor bana ama sonuçta istediğim gibi sadece bana ait bir gün yaşıyorum.

Diyeceksiniz ki, son birkaç gündür zaten bunu yapmıyor musun?

Evet, doğru; bu sene 1 Ekim'in öncülerini yaşadım. İsteyerek öne çektim, bu sene her zamankinden daha fazlasına ihtiyacım olduğundan belki... Çok da iyi yapmışım, öyle iyi geldi ki :)

Çünkü bu sene 45! Bunun benzeri kısmet olursa 50'ye artık...

Nedense sonu "0" ve "5" ile biten yıldönümleri, doğumgünleri benim için çok önemli. Ara zamanlarda "eh işte" tadında geçebilir kutlamalar ama bu dediğim rakamlar varsa işin içinde, olmaz! İllâ özel olmalı! Tabi istisnalar da var; 1. yıl sebebiyle yapılan kutlamalar ve bir de 18. yaş kutlaması mesela...

Neyse... Gelelim benim 45'ime:

  • 9.30'da Kadıköy'deydim.
  • Önce Kadıköy'deki sokak simitçisinden çıtır bir simit aldım.
internetten

  • Vapurda yarısını mis gibi çayla yedim, kalanını bizi takip eden martılarla paylaştım. Kimisini yakaladılar havada, kimisi vapurun köpüklerine karıştı.
sarayburnu açıkları-internetten
 
  • Eminönü'ne yanaşırken, bu şehrin -hele de bu bölümünün- bana hissettirdiği o mistik duyguyu çok ama çok sevdiğimi düşündüm...
 
eminönü
 
  • "Ne yapsam bugün?" diye düşünürken, kendimi Sirkeci'deki Turist Information'da buldum. Metrolar, tramvayları gösteren bir harita/ Istanbul rehberi aldım, kendimi iyice havaya soktum :)
  • Karar verdim, akbilimi doldurdum, metro-tramvay ne denk gelirse bineceğim, istediğim yerde inecek yürüyeceğim,  İstanbul turu yapacağım.
sirkeci tarihi hafız mustafa 1. katı

  • Sirkeci'den Bağcılar yönüne giden tramvay'a bindim. Aslında Aksaray'dan sonra devam etmeyecektim ama vaktim varken göreyim dedim, Zeytinburnu'na kadar gittim.
tramvaydan: bağcılar-yusufpaşa arası duraklar

  • Zeytinburnu'nda inip, tekrar geldiğim yöne giden tramvaya bindim ve Laleli/Üniversite durağında indim.
  • Kalan yolu yürümeye başladım, büyük bir zevkle...
  • Önce Beyazıt'a geldim ve buradan Kapalıçarşıya geçiş yapmakla yapmamak arasında kaldım fakat "daha önce defalarca gördüm nasılsa" deyip yürüyüşüme devam ettim.
  • Yoldan bir süt mısır ısmarladım kendime... Yürüyüşüm daha da keyiflendi :)
internetten

  • Çemberlitaş, sonra Sultanahmet...
  • Sultanahmet'de "Sultan Pub"da bir mola; soğuk bir bira...
sultan pub
  • Gülhane'den geçerken baktım şarkı mırıldanıyorum: "Ben bir ceviz ağacıyım, Gülhane Parkı'nda... Ne sen bunun farkındasın, ne de polis farkında..." Eşime de sözleri mesaj attım :)
  • Sonra Sirkeci ve buradan tekrar tramvay ve Karaköy...
  • Karaköy'de aktarma ve tramvayla Kabataş...
  • Kabataş'tan Fünikülere aktarma ve Taksim...
  • Taksim'den başla yürümeye, ver elini Beyoğlu İstiklâl...
internetten

  • İstiklâl Borsa'da öğle yemeği; mercimek çorba, beğendili kebap...
  • Yürümeye devam...
  • Bu arada dün müzik yaparak para kazanmaya çalışan herkese teşekkür amaçlı para verdim. Sabah sabah Kadıköy'de beni "çav bella" ile karşılayan sanatçıyla başladık, istiklâlde kemençesini konuşturan yaşlı amca ve sonrasında kemanını ağlatan usta! Hatta onu dinlemek için AdA cafe'de oturdum, kahve söyledim... 
internetten

  • İstiklal'in sonunda Giolitti'de dondurma ısmarladım kendime :)
  • Galata'ya doğru, yokuş aşağı yürümeye devam ettim. Galata'nın önüne gelince bir an durdum ama "buraya eşimle gelmeliyim" deyip devam ettim yürümeye...
galata
  • Ve yine Karaköy'den tramvaya binip, Eminönü'nde indim. Aslında Sirkeci'de inmem gerekirdi ama "fit olmak için, 1 durak önce inin" kuralını uyguladım :))
  • Sirkeci istikametine yürüyüşe devam, eşimle buluşacağım; Kumkapı'ya geçeceğiz.
  • Eşim arıyor, işi bitmemiş, "acele etme" diyor... Bir de trafiğin fazlalığından karşıya geçemiyormuş, beni Harem'de karşılayacak...
  • Acelem olmadığına göre, oğlumun istediği eskiz defterini alayım bari deyip, kendimi Cağaloğlu Yokuşu'na vurdum... RedBull falan da içmedim ama kanatlanmış gibiyim :)
internetten

  • Dükkanlara sora sora çıkıyorum, hem de fiyat alıyorum. En sonunda A3 mü, A4 mü olacak diye oğlumu aradım. Gayet sakin bir sesle "Anne, ben aldım, gerek yok" dedi! "Öpüyorum yavrum" dedim ben de gayet sevecen bir sesle :)
  • Yokuşu inerken düşündüğüm şu; eskiden olsa, bu kadar yürüyüşten sonra bir de o yokuşa çıkmam demek, ölmem demekti! Yorgunluktan bayılır kalırdım. Bir de oğlumun cevabına çıldırırdım ve deli gibi bağırırdım herhalde... Ama şimdi :) :) :) Fit olmak böyle bir şey demek ki :) Üstelik daha verilecek en az 15 kilosu olan biri olarak söylüyorum bunu...
  • Harem vapuruna binip karşıya geçtim, eşimle buluştuk :)
  • Fenerbahçe Marina'da bir kafede durduk önce... Yemek vaktine kadar oturalım; hem bir şeyler içelim, hem de gün batımını izleyelim diye...
kalamış marina
  • Mis gibi bir koku geldi, oturur oturmaz... Baktım nargile. Hiç içmedim bu yaşıma kadar, hadi bugün bir ilk olsun, hem benim 45'im ya bugün...
  • Garson çocuğa dedim, ilk defa içeceğim diye; güldü, şaşırdı, tuhafına gitti nedense :) Seçimi O'na bıraktım, kavun-elma yapayım dedi... Eh, peki dedim. O sırada kardeşim aradı, O'na sordum, elma-nane dedi... Sonrasında 2 farklı yan masadan da elma-nane siparişi duydum. Demek ki bir dahaki sefere elma-nane denenecek! Hemen telefonumdan internete girdim, "nargile nasıl içilir?" diye sordum google amcaya, o da bildiklerini yazdı bana... Hatta "tuzlu fıstık" ile içilmesinin iyi olabileceğini söyledi. O sırada masamıza gelen amca da tuzlu fıstık ve şamfıstığı satmaz mı? Satar! Ben almaz mıyım? Alırım! Oyunu kuralına göre oynamalı, di mi ama? Di!
  • Yaklaşık 1 saat nargile muhabbetinden sonra, kalkalım dedik... Duman çıkarma işini pek sevdim, son nefesleri üst üste çekince midem bir tuhaf oldu...
  • "Yemek faslını -hafta sonu- çocuklarla hep beraber yapalım n'oolur" dedim... Çünkü ne yemek yiyecek halim, ne de isteğim vardı. Eşim şaşırdı ama peki dedi.
  • Dönüşte pasta aldık, en ufak boyundan; çikolata-fıstıklı...
  • Eve girince, "evim evim güzel evim" dedim içimden... Bu kadar gezme, bünyeye zarar demek ki! E, alışık da olmayınca...
  • Tam pastayı keseceğim sırada, baktım ev halkı kayboldu ortadan ve sonra kocaman bir buketle çıktılar; ağlattılar beni...
iyi ki varsınız...
  • Herkes yattıktan sonra, kendimle kaldığım şu sıralarda; tekrar ve tekrar teşekkür ediyorum bugün benim yüzümü güldüren herkese... Şükrediyorum Allah'ıma... İçimden söylediklerimi O biliyor!


* * *


Adım Sayım: 19.030 / 11.4 km
(not: ben 10.000e razıyken, bu muhteşem sayı da beni güldüren ekstra bir husus oldu bugün :)))




10 yorum:

dilek dedi ki...

Dogum gunun kutlu olsun terazi. Ne mutlu oldum su okuduklarimdan. Harika seylere yasamissin. Keske bende yapabilsem dedim okurken. Bir gunude kendime ayirabilsem. Hayat zaten o kadar hizli ki, bir durup yavaslamamiz, kendimize donmemiz gerekiyor. Seni kutluyorum. Ailenle, esinle ve cocuklarinla nice mutlu ve huzurlu yillara. Yeni yasin tum guzellikleriyle ve surprizleriyle sana gelsin. Opuyorum. Sevgiler. Dilek...

... dedi ki...

Yazin hic bitmesin istedim. Gezdigin yerleri, adim adim anlatsaydin keske:(
Her yeri hayalimde gezdim okurken. Ne kadar ozlemisim oralari.

Keske yemek de yeseydiniz yaaaa. Iskender mesela, tam olurdu o zaman:)

Tekrar yeni yasin hayirli ugurlu, hzuurlu mutlu olsun insallah.

diyetgunlugum dedi ki...

harika bir gün gecirmisin .... okurken sanki bende seninle beraber gezmis kadar oldum .... dogum günün kutlu olsun nice nice mutlu ... saglikli ... huzurdolu senelere ...

Terazi dedi ki...

Teşekkür ederim :)

Yapabildiğin kadar yap Dilek'cim; olduğu kadar, şartlar elverdiği kadar...

Bakma çocuklar epey büyüdü de, ben de böyle kendi kendime takılabiliyor, kafa tatili yapabiliyorum. Eskiden buradaki semt pazarına bile zor çıkardım :(

Bir de garip ama gerçek bir durum var; çocuklar küçükken şikayet ederdim, kendime hiç vakit kalmıyor diye... Şimdi eski fotoğraflara bakıyor, video kasetleri izliyorum ve onların o küçük hallerini öyle özlüyorum ki! O günlerin kıymetini bilmedim diye kendime kızıyorum :(

Galiba yaşlanıyorum :)

Terazi dedi ki...

Ah, canım!

İlk TR'a geldiğinde yapmalısın bence... Hatta belki beraber yaparız, belli mi olur? Blog aleminden başka kızları da alırız, "bütün blogger kızlar toplandık, toplandık..." deyip İstiklâl'e çıkarma yaparız :)

Aslında evet, finali bir yemekle yapmak iyi olacaktı ama benim pis-boğazlılığım mı diyeyim, görmemişliğim mi... Tam kalkmaya yakın, pek bir duman çıkarınca çok sevdim, duman duman üstüne çıkardım :) "Görmemişin bir nargilesi olmuş, üst üste çekmiş, midesini ters döndürmüş" hesabı oldu! Eve nasıl vardım, bir ben bir Allah biliyor!

Nargile demişken :) Belki toplanınca "elma-naneli" nargile de içeriz İnceBelli'm ;)

Terazi dedi ki...

Çok teşekkür ederim Meltem'cim:)

InceBelli'ye de dediğim gibi; belki bir gün gelir, beraber gezeriz ;)

... dedi ki...

Resimler harika olmus!
Benim icin ekledin di mi, di mi he di mi?
Cok guzeller cok.

Nargile ben de hic icmedim. Ablam sultanahmetteki meshur nargileciye cok takilir, ama ben hic icmem. O icer durur.
Kismet, belki bir gun butun bilogirlar toplaniriz ha:)))
super olur:)

Terazi dedi ki...

Di, di !!!

:)

Tüm fotolar sana ve senin gibi gurbetteki blogger arkadaşlarıma gitsin :)

Yolcu dedi ki...

Doğum günün kutlu olsun ve doğum günüm:) Aynı gün doğduğum insanlarla karşılaşınca tuhaf bir duygu kaplıyor içimi. Genelde benzer özellikler taşıyor oluyoruz ve sadece arada birkaç senelik fark oluyor yaşanmışlıklara dair. Paralel evrenler misali paralel hayatlar yaşıyoruz sanki. Kendine bir gün hediye etme fikrini tuttum:))

Terazi dedi ki...

Ben de senin adını tuttum "Yolcu"; çok güzel bir isim seçmişsin...

Merhaba ve senin de geçmiş doğum günün kutlu olsun :)

Şimdi bloguna gidiyorum ve eminim "terazi olmak" ile ilgili pek çok şey beni karşılayacak :)

Sevgilerimle